Türkçe-Arapça Anahtar Kitap 1

Türkçe-Arapça Anahtar Kitap 1

Gökkuşağı Türkçe Anahtar Kitap 1

Bu kitap ”Gökkuşağı Türkçe 1” ders kitabının anahtar kitabıdır. Anahtar kitapta, ders kitabı içerisindeki ”Okuma-anlama”, ”Örnekleme”, ”Konuşma” ve ”Kelime” bölümlerinin Arabça karşılıkları yer almaktadır.
Kitapta tercih edilen Arabça, temel seviye Arabça’dır. Bu kitap sayesinde özellikle ders dışında Türkçe öğrenmeniz kolaylaşacaktır. Ayrıca, sözlüklerde bulmakta zorlandığınız birçok kelime ve kalıbı kolaylıkla bulabileceksiniz.
Anahtar kitabındaki konularla ders kitabındaki konular paralelik arz etmektedir. Ders kitabındaki konu numarasıyla bu kitaptaki konu numarasıyla aynıdır. Bu kitaptan daha fazla verim alabilmeniz için ana ders kitabını takip etmelisiniz.
Bu çalışmadan en güzel şekilde istifade edeceğinizi umuyor iyi öğrenmeler diliyoruz.

 Merhaba! Adınız Ne? 

مرحبًا ما أسمُكَ ؟

OKUMA- ANLAMA

القـراءة – الفهـم

Merhaba

مَرحَبًا

Merhaba

مَرحَبًا

Nasılsın?

كَيْفَ حَالَك؟

Teşekkür ederim. İyiyim. Sen Nasılsın?

شُكْرًا. أنَا بِخَيْر. وَأنْتَ كَيْفَ حَالَك ؟

Teşekkür ederim. Ben de İyiyim. Adın Ne?

شُكْرًا. أنَا أيضًا بِخَيْر. مَا أسْمُكَ؟

Adım Ali. Senin Adın Ne?

أسمي على. ما أسمُك أنتِ؟

Benim adım Ayşe.

إسْمِي عَائِشَة.

Tanıştığımıza memnun oldum.

تشَرَّفتُ بِمَعْرِفَتَكْ.

Ben de memnun oldum.

وَأنَا أيْضًا تَشَرّفْتُ.

ÖRNEKLEME

مثال

Hoşça kalın.

إلَى الّلِقَاء.

Güle güle.

مَعَ السَلَامَة.

İyi Günler.

طَابَ يَومِكَ.

İyi Günler.

طَابَ يَومِكَ.

Memnun oldum.

آرَاكَ لَاحِقًا.

Görüşmek üzere.

عَلى أمَلِ الّلِقاء

Görüşürüz.

إلَى الّلِقَاء.

KONUŞMA

المحادثة

Günaydın Selma.

صَبَاحُ الخيرِ يَا سَلْمَي.

Günaydın Ahmet. Nasılsın?

صَبَاحُ الخيرِ يَا أَحْمَد. كَيْفَ حَالُك؟

Teşekkür ederim. İyiyim. Sen nasılsın?

شُكْرًا. أنَا بِخَيْر , وَأنْتَ كَيْفَ حَاًلُكَ؟

Sağ ol. Ben de iyiyim. Hoşça kal Ahmet. Görüşmek üzere.

سَلِمْتَ. أنَا أيْضًا بِخَيْر. مَعَ السَلَامَة يَا أحْمَد. عَلَى أَمَلِ الّلِقَاء.

Güle güle. Görüşürüz.

مَعَ السَلَامَة. إلىَ الّلِقَاء.

KELİMELER

الكلمات

ad

الاسم

adam

الرَجُلَ

akşam

المَسَاءْ

alfabe

الأبجَديَّة

alt

تَحْتْ

araba

سَيّارة

arkadaş

صَديِق

asmak

يُعَلِّقْ / يَشْنُقْ

ayı

دُبْ

baba

أب

ben

أنا

bilet

تَذْكَرَةْ

bir

وَاحِدْ

birleştirmek

يَرْبُطْ

biz

نحنُ

bu

هذا / هذه

bulmak

يَجِدُ

büyük

كَبِيْر

çizgi

خَطْ

çizmek

يَرْسِم

çoğul

جَمْعْ

dar

ضَيّقْ

dede

جَدْ

defter

دَفْتَرْ

duvar

حَائِطْ

düz

مُسْتَوٍ

elma

تُفَاحْ

etmek

يَفْعَلْ

gece

اللَيل

gelmek

يَأتى

geniş

وَاسِع

getirmek

يُحْضِر

görüşmek

يَلتَقِي

göz

عَيْنْ

gözlük

نَظّارْة

güle güle

إلى اللّقاء

gün

اليَومْ

günaydın

صَبَاحُ الخَيْرْ

harf

حَرْف

hazır

جَاهِزْ

hazırlamak

يُعِدُ / يُجَهّزُ

hoş

لَطِيْفْ

ile

مَعْ

ilgi

عِلاقَة

ince

رَفيِعْ

istemek

يُريْد

iyi

جَيّد

kadar

حَتّى

kalem

قَلَم

kalın

غَليِظْ

kalmak

يَبْقَي

karton

كَارتْون

kelime

كَلِمَة

kısım

قِسْم

kitap

كِتَابْ

küçük

صَغيِرْ

masa

مِنضَدْة

memnun

سَعِيد

memnun olmak

يَمْتَن

merhaba

مِرحَبًا

muz

مَوْز

nasıl

كَيْفَ

ne

مَاذا

nokta

نُقْطَة

o

هو/ هى

okul

مَدرَسَة

olmak

يَكوْن

onlar

هَؤلاء

oynamak

يَلْعَبْ

oyun

لُعبَة

resim

صُورَة

sabah

صَباح

sağ

يَمين

sayı

عَدَدْ

sen

أنت

ses

صَوتْ

sınıf

فَصْل / صَفْ

sıra

صَفْ

siz

أنتم

söylemek

يَقول

sözlük

قَامُوسْ

şahıs

شَخْصْ

tablo

لَوْحَة

tanışmak

يَتَعرّفْ

tavşan

أَرْنَبْ

tekil

مَفرَد

teşekkür etmek

يَشْكر

Türkçe

اللّغة التُركيّة

uyum

تَوَافُق

ünlü

مَشْهوُر

üstünde

فَوْقْ

üzüm

عْنْبْ

var

يُوجَد

ve

و

yapıştırmak

يَلْصِقْ

yazmak

يَكتُبْ

yok

لايوجد

yuvarlak

مُسْتَديْر

Nerelisiniz?

ما جِنْسِيّتِكُم ؟

OKUMA – ANLAMA

القراءة – الفهم

Benim adım Meltem.

إسْمِي مَلْتَم.

Türk’üm.

أنَا تُرْكِيَّة.

İstanbıl’luyum.

أنا مِنَ أسْطَانبُول.

Uluslararası Türk Koleji’nde okuyorum.

أدْرسُ فى المَدرَسةِ الثَانَويْةِ التُركيّة الدَوليّةِ الخَاصْة.

Türkçe, İngilizce ve Fransızca biliyorum.

أعْرِفُ الُّلغَةَ التُرْكِيَّةَ وَالإنْجِليِزِيَّة وَالفَرَنْسِيَّة.

Sınıfımda çok ilginç arkadaşlarım var.

يُوجَد فِى فَصْلِي طُلَّابٌ مُثِيرِيْن للإنتِبَاه جِدًّا.

Hans Almanyalıdır.

هَانْس ألمَانِي الجِنْسيّة.

O futbol oynamayı çok seviyor.

فهو يُحِبُ لعبُ كُورَةِ القَدْم جدًا.

Her gün dersten sonra futbol oynuyor.

هو يَلْعبُ كُرْة القَدْم كُلَ يَومْ بَعْد الدَرْس.

Tanya Rusyalıdır.

تَانْيَا مِنْ رُوسْيَا.

Piyano çalmayı çok seviyoru.

فَهي تُحِبُ العَزْف عَلى البِيانو جدًا.

Hafta sonları piyano kursuna gidiyor.

هيَ تَذْهَبْ إلى دَورَة البِيانو فى نِهَاية الأسْبُوْع.

Rusça ve Türkçe biliyor.

هى تَعْرِفَ الرُوسيَّة والتُركيّة.

Michel Fransızdır.

مَايكْل فِرِنْسِي الجِنْسيّة.

Bana Fransızca öğretiyor.

هو يُعَلّمْنِى الفِرَنسيّة.

Ben de ona Türkçe öğretiyorum.

أنا أُعَلّمُه التُركيّة.

Devlet Türkmenistanlıdır.

دَولَتْ مِنَ تًركْمَانِستَان.

O Türkmence, Rusça, Türkçe ve İngilizce biliyor.

هى تَعْرِفْ الُّلغًة التُركُمَانيّة والروُسيّة والُتركيّة والإنجليزيّة.

Pul koleksiyonuna meraklıdır.

فهى شغوفةٌ بِجَمع الطَوَابِعْ.

Ben ise araba resimleri koleksiyonuna meraklıyım.

أمّا أنْا شَغُوفْ بِجَمعِ صِوْرِ السَيَاراتْ.

Araba resimleri biriktiriyorum.

أجمَعُ صِوَرْ السيّاراتْ.

Arkadaşlarım da bana yeni araba resimleri getiriyor.

يُحضر لى أصدِقَائْي أيضًا صِور للسيّاراتْ الجَديدة.

Ben arkadaşlarımı çok seviyorum.

أنا أُحِبُ أصدِقَائي كَثيرًا.

ÖRNEKLEME

مِثال

Nereslisin?

مَا جِنْسيّتْك؟

Türkiyeliyim.

أنا تُركي.

Hangi dili konuşuyorsun?

أي الُلغات تَتَحَدّث؟

Türkçe konuşuyorum.

أتَحَدّثْ الُّلغَة التُرْكيّة.

Yabancı dil biliyor musun?

هل تَعْرِفْ لُغَاتْ أجنَبيّة؟

Evet, Almanca biliyorum.

نعم, أعْرِفُ اللّغة الألمانية.

Nerede oturuyorsun?

أين تًقيِم؟

Ankara’da oturuyorum.

أُقيمُ فِى أنْقَرَة.

Hangi ülke’de yaşıyorsun?

فى أي دولة تَعيش؟

Almanya’da yaşıyorum.

أعيشُ فى ألمَانيا.

Ülkenizin başkenti nersesidir?

ما هي عَاصِمَةِ دَوْلَتِكُم؟

Ülkemizin başkenti Ankara’dır.

عَاصِمَة دَولَتِنا هى أنْقَرَة.

KONUŞMA

المُحَادَثْة

Adınız ve soyadınız?

مَا هُوَ اِسْمَكُم ولَقَبَكُمْ؟

Adım Andrey, soyadım Baraşkin.

اِسْمِي أَنْدِرِي. لَقَبْيِ بِرَاشْكِيْن.

Nerelisiniz?

مَا جِنْسِيَتِكُم؟

Rusyalıyım. Siz nerelisiniz?

أَنَا مِن رُوسْيَا. وأَنْتُم مَا جِنْسِيَتِكُم؟

Türkiyeliyim. İstanbul’da oturuyorum. Siz nerede oturuyorsunuz?

أنَا تُرْكِي. أُقيِم فِى أِسْطَانْبُول. وَأَنْتُم أيْنَ تُقِيمُون؟

Petersburg’ta oturuyorum.

أنَا أُقِيم فِى بَتْرِسْبُورْج.

Tanıştığımıza memnun oldum.

تَشَرَفْتَ بِمَعْرِفَتَكْ.

Ben de memnun oldum.

وَأَنْا أَيْضًا.

KELİMELER

الكَلِمَاتْ

ad

اسْم

adım

خُطْوَة

araba

سَيَارَة

arkadaş

صَدِيْقِ

bakmak

يَنْظُر

başkent

عَاصِمَة

bayrak

عَلَمْ

ben

أَنا

bilmek

يَعْرِفْ

bir

وَاحِد

birçok

الكَثِير مِن

biriktirmek

يَجْمَع

bunlar

هَؤُلَاء

cumhurbaşkanı

رَئِيسْ الجُمْهُورِيّة

çalışmak

يَعْمَل

çalmak

يَعْزِفْ / يَسْرِق

çok

كَثِير

dede

جِد

değil

لَيْسْ

 den sonra

بَعْد

ders

دَرْس

devlet

دَوْلَة

dil

لُغَة / لِسَانْ

dinlemek

يَسْمَع

doğmek

يولد

dünya

دُنْيَا / عَالَمْ

en çok

أَكْثَر

gelmek

يَأتِي

getirmek

يحضر

gezmek

يَتَجَوّل

gibi

مِثْلَ

gitmek

يَذْهَبْ

görmek

يَرَيْ

görüşmek

يَلْتَقِي

güle güle

إلَى اّللِقَاء

güreş

مُصَارَعَة

hafta

أُسْبُوُعْ

hangi

أَيْ ؟

harita

خَرِيْطَة

hava

جَوْ / مُنَاْخْ

hayır

لا

her gün

كُل يَوْم

heykel

تِمْثَال

hoş

لَطِيْف

ilginç

مُثِيْر

isim

اسْم

iyi

جَيِّد

kaç

كَمْ؟

kadar

حَتَّى

kent

مَدِينَة

kıta

قَارَة

kalej

مَدْرَسَة ثَانَويّة خَاصَة

koleksiyon

تَجْمِيْع

konuşmak

يَتَحَدّث

kule

بُرْجْ

kurs

دَوّرَة

kutu

صَنْدُوق

memnun

سَعِيْد

memnun olmak

يَمْتَن

merak

شَغَفْ

merhaba

مَرْحبًا

millet

أُمَّة

müzik

مُوْسِيقَي

nasıl?

كَيْفَ؟

ne?

مَاذَا؟

nerede?

أيْنَ؟

nereli?

مَا جِنْسِيَتَك؟

nüfus

سُكّاَن

o

هو/هي

okul

مَدْرَسَة

okumak

يَقْرَأ

onlar

هَؤُلَاء

oturmak

يَجْلِس

oynamak

يَلْعَب

öğrenci

طَالِبْ

öğretmek

يُعَلِّم

örnek

نَمُوذَج / مِثَالْ

piyano

بِيَانُو

piramit

هَرَمْ

pul

طَابِعْ

renk

لَوُنْ

resim

صُورَة

saray

قَصْر

sen

أنتَ / أنتِ

sevmek

يُحِبُ

sıcak

سُخْنْ / حَار

siz

أنْتُم / أنْتُنَّ

son

أخِير

soru

سُؤَال

soyadı

الّلَقَب

şahıs

شَخْصْ

şehir

مَدِينَة

şu

تِلْكَ

tanışmak

يَتَعَرّفْ

tekrar

تِكْرَارْ

tembel

كَسُوْل

teşekkür etmek

يَشْكُر

uluslararası

دَولِيّة

ülke

دَوْلَة

var

يُوجَد

ve

و

yabancı

أَجْنَبِى

yaş

عُمْر / سِنْ

yaşamak

يَعِيشْ

yaşlı

كَبِير السِنْ

yeni

جَدِيْد

yüz

مَائَة

Bu ne?

ما هَذا؟

OKUMA – ANLAMA

القراءة – الفهم

Merhaba çocuklar!

مَرحَبًا يَا أطْفَال!

Sağ ol!

مَرحَبًا أُسْتَاذْ.

Oturun. Başkan, sınıf defterini getir. Sınıfta kaç kişi yok?

أِجْلِسُوا. يَا رَئِيْس الفَصْل أِحْضَر دَفَاتِر الطُلّاَب. كَمْ طَالَبْ غَائِب ؟

Öğretmenim, sınıfta üç kişi yok.

هُنَاكْ ثَلَاثْ طُلّاَب غَائِبُون يَا مُعَلِمِي.

Kimler yok?

مَنْ هُم الغَائِبُون؟

Dima, Ardit ve Pablo.

دِيمَا وأُوربِت وبَابلو.

Tamam, otur. Arkadaşlar, konumuz çevremizdeki eşyalar.

Anton tahtaya kalk! Sınıftaki eşyaları tahtaya yaz ve oku.

حَسَنًا. أِجلِس! يَا أَصْدِقَاء مَوضَوعِنَا هُو عَن الأَشْيَاء المَوجُودَة حَوْلِنَا.

 أُخْرُج يَا أَنْتُون إلى السَبّوُرَة وأكتُب الأَشْيَاء المَوجُودَة فِى الفَصْل

 ثُمَ أِقْرَائْهَا!

Masa, sıra, sandalye, kapı, pencerte, duvar, televizyon.

مِنْضَدَة وَصَفْ وَمَقْعَد وَبَابْ وَنَافِذَة وَحَائِط وَتِلْفَاز.

Aferin Anton! Otur. Lena, sen söyle, duvarda neler var?

أَحْسَنْت يَا أَنْتُوْن. أِجْلِس! قُولِي يَا لِينْا مَاذَا يُوجَد عَلَى الحَائِطْ؟

Duvarda harita, pano, yazı tahtası, takvim ve sınıf gazetesi

var öğretmenim.

يُوجَد عَلَى الحَائِط لَوحَة وَسَبْوُرة كِتَابَة وَتَقْوِيْم وجَريِدَة الفَصْلِ يَا

 مُعَلِمِي.

Bu bir kalem mi?

هَلْ هَذَا قَلَمْ؟

Hayır, Öğretmenim. O kalem değil. O bir silgi.

لَا يَا مُعَلِمِي. هَذَا لَيْس قَلَمْ. هَذِهِ مِمْحَاه.

Otur Lena, harika. Marina sen söyle! Bu ne?

أِجْلِسِي يَا لِينَا. أَحْسَنْتِ. قُوْلى أَنْتِ يَا مَارِينَا. مَا هَذَا ؟

O harita.

هَذِهِ خَرِيطَة.

Peki şu ne?

حَسَنًا, وَمَا تِلْكَ؟

O benim çantam öğretmenim.

هَذِهِ حَقِيبَتِي يَا مُعَلِمِي.

Çantanda neler var?

مَاذَا يُوْجَد فِي الحَقِيْبَة؟

Çantamda kitap, defter, kurşun kalem, tükenmez kalem,

silgi, cetvel ve sözlük var.

يُوْجَد فِي حَقِيْبَتِي كِتَابْ وَدَفْتَر وَقَلَمْ رُصَاصْ وَقَلَم جَاْف وَمِمْحَاه

وَمَسْطَرَة وَقَامُوْس.

Çok güzel Marina. Otur. Teşekkür ederim.

جَيّد جِدًّا يَا مَارِينَا. أِجْلِسِي. شُكرًا.

Rica ederim.

العَفْوُ.

ÖRNEKLEME

مِثال

Bu ne?

مَا هَذَا؟

Bu kalem.

هَذَا قَلَمْ.

Bunlar ne?

ماَ هَؤُلَاء؟

Bunlar kalem.

هَؤُلَاء أقْلَام.

Bu kim?

مَنْ هَذَا؟

Bu Derya.

هَذَا دِيريَا.

Bunlar kim?

مَنْ هَؤُلَاء.

Bunlar Ayşe, Kenan ve Sedat.

هَؤُلَاء عَائِشَة وَكِينَان وَسَادَات.

Sınıfınızda neler var?

مَاذَا يُوجَد فِي فَصْلِكُم؟

Sınıfımızda masa, sandalye, tahta… var.

يُوجَد فِي فَصْلِنَا مِنْضَدَة وكُرْسِي وَسَبّورَة … إلخ

Sınıfınızda kimler var?

مَنْ يُوجَد فِي فَصْلِكُم؟

Serap, Erdal … ve öğretmen var.

يُوجَد سَرَابْ وَأَردَال وَالمُعلّم…

KONUŞMA

المُحَادَثَة

İyi akşamlar, Selin.

مَسَاءْ الخَيْر سِيليِن.

İyi akşamlari, Faruk. Bu kim?

مَسَاء الخَيْر فَارُوق. مَنْ هَذَا ؟

Bu, arkadaşım Rüstem. Seni onunla tanıştırmak istiyorum.

هَذَا صَدِيقِي رُوستَم. أُرِيدُ أَنْ أُعرِّفَك عَلِيه؟

Merhaba, ben Rüstem. Tacikistanlıyım. İstanbul’da okuyorum.

مِرحَبًا, أَنا رُوسْتَم. مَن طَاجِيكَسْتَان. أَدْرِس فِي أسْطَانْبُول.

Kaç yaşındasınız?

كَمْ عُمْرَك؟

On yedi yaşındayım.

عُمْرِي سَبْعَة عَشَرَ عَامًا.

Tanıştığımıza memnun oldum.

تَشَرَفْتُ بِمَعْرِفَتَكْ.

Ben de.

وَأَنْا أَيْضًا.

KELİMELER

الكلمات

açmak

يَفْتَح

adet

عَدَدْ

aferin

أَحْسَنْت

ağabey

الأَخْ الأَكْبَر

akıl

عَقْل

akşam

المَسَاءْ

almak

يَأْخُذ

anlamak

يَفْهَم

anlatmak

يَشرَح

arkadaş

صَدِيقْ

askılık

حَمّالَة

aşağıdaki

فِيمَا يَلِي

at

حِصَانْ

baba

أَبٌ

bahçe

حَدِيقَة

balık

سَمَكْ

başkan

رَئِيسْ

bayrak

عَلَم

ben

أَنَا

bilgisayar

حَاسُوبْ

bir

وَاحِد / أَحَدْ

boşluk

فَرَاغْ

bu

هَذَا / هَذِهِ

bulmak

يَجِد

bunlar

هَؤُلَاء

buzdolabı

ثَلّاَجَة

cep telefonu

هَاتِفْ مَحْمُول

cetvel

مَسْطَرَة

cevap

جَوَابْ

çalmak

يَسْرِق

çanta

حَقِيبَة

çevre

البِيئَة

çıkmak

يَخْرُج

çocuklar

أَطْفَاَل

çoğul

جَمْع

çok

كَثِير

çöp kovası

سَلّة مُهْمَلَات

dede

جَدْ

defter

دَفْتَر

değil

لَيِسَ

ders

دَرْسْ

dışında

بِالخَارِجْ

dikkat

انْتِبَاه

dinlemek

يَسْمَع

doktor

طَبِيْب

durmak

يَقَفْ

duvar

حَائِطْ

duvar gazetesi

صَحِيفَة حَائِط

duvar panosu

لَوحَة حَائِط

dünya

عَالَمْ

emretmek

يَأْمُر

en

أَكْثَر

eşya

شَئْ

evet

نَعَمْ

gazete

صَحِيفَة / جَرِيدَة

gelmek

يَأْتِي

getirmek

يُحْضِر

girmek

يَدْخُل

görmek

يَرَيْ

görünmek

يَبْدُو

güzel

جَمِيْل

harika

رَائِعْ

harita

خريطة

hayır

لَا / خَيْر

hayvan

حَيَوانْ

hoş

لَطِيفْ

için

مِنْ أَجْل

ile

مَعَ

insan

إنْسَانْ

isim

اِسْم

istemek

يُريِد

işaret

إشَارَة

iyi

جَيّدْ

kaç?

كَمْ؟

kaldırmak

يَرْفَع

kalem

قَلَمْ

kalem açacağı

مِبْرَاة

kalkmak

يَنْهَضْ

kapatmak

يَغْلِق

kardeş

أَخْ

kedi

قِطّةَ

kelime

كَلِمَة

kız

فتاة

kim?

مَنْ؟

kişi

شَخْصْ

kitap

كِتَابْ

kitaplık

مَكْتَبَة

koltuk

كُرْسَيِ

konu

مَوْضُوعْ

koymak

يَضَعْ

köpek

كَلْب

kullanmak

يَسْتَخْدِم

kurşun kalem

قَلَمْ رُصَاصْ

kuş

طَائِر

kuzen

اِبْنَ العَم / اِبْنَةَ العَم

masa

مِنْضَدَة

mektup

رِسَالَة

merhaba

مِرْحَبًا

monitör

شَاشَة

nasıl?

كَيْفَ؟

nesne

شَئْ

numara

رَقَمْ

okul

مَدْرَسَة

okumak

يَقْرَأ

olmak

يَكُونْ

oturmak

يَجْلِس

oynamak

يَلْعَب

oyun

لُعْبَة

öğrenci

طَالِب

öğretmen

مُعَلِّم

ördek

بَطَّة

örnek

مِثَال

pano

لَوُحَة

papağan

بَغْبَغَاء

parmak

إصْبَع

peki

حَسَنًا

rakam

رَقَمْ

saat

سَاعَة

sağ

يَمِيِن

sağ olmak

فِي قَيْد الحَيَاة / بِصِحَةِ جَيّدَة

sandalye

كُرْسِي

sayı

عَدَدْ

sessiz

صَامِت

sınıf gazetesi

جَرِيدَة الفَصْلِ

sıra

صَفْ

sırt çantası

حَقِيبَة الظَهْرِ

silgi

مِمْحَاة

silmek

يَمْسَح

sincap

سِنْجَابْ

siz

أنْتُم / أنْتُنَ

soru

سُؤَال

soyadı

لَقَبْ

söylemek

يَقُوْل

sözlük

قَامُوسْ

susmak

يَصْمُت

şimdi

الآَنْ

tahta

سَبّورَة

tamam

حَسَنًا

tanışmak

يَتَعَرَّفْ

tanıştırmak

يُعَرّف

tarih

تَارِيْخ

tebeşir

طَبَاشِير

tekil

مُفرَد

tekrar

تِكْرَار

tekrar etmek

يُكَرِر / يُعِيد

telefon

هَاتِفْ

televizyon

تِلفَازْ

telgraf

تَلِغْرَاف

teşekkür etmek

يَشْكُر

teyp

جِهَازْ تَسْجِيل

turuncu

بُرتَقَالِي

tutmak

يَمْسِك

tükenmez kalem

قَلَمْ جَافْ

uygun

مُنَاسِب

üzerinde

فَوُقْ / عَلَي

var

يُوجَد

varlık

وُجُود

ve

و

vermek

يَعْطِي

yapmak

يَفْعَل

yaş

عُمَر / سِنْ

yazı

كِتَابَة

yazı tahtası

لَوْحَة الكِتَابَة

/ سَبّورة

yazmak

يَكتِبْ

yeni

جَدِيْد

yeşil

أخْضَر

yok

لاَ يُوجَد

zamir

ضَمِيْر

Saat Kaç?

كَم الساعة؟

OKUMA – ANLAMA

القراءة – الفهم

Merhaba Can. Nasılsın?

مَرْحَبًا جَان. كَيْفَ حَالِك؟

Teşekkür ederim, iyiyim. Sen nasılsın?

شُكْرًا, أَنَا بِخَيْر. وَأنْتَ كَيْفَ حَالَك؟

Ben de iyiyim. Bugün hava çok güzel değil mi?

أنَا أيْضًا بِخَيْر. اليَوُم الجَو جَمِيل جِدًا, أَلَيْسَ كَذَلِك؟

Evet, çok güzel.

نَعَمْ, جَمِيْل جِدًّا.

Öğleden sonra bir planın var mı?

هَلْ لَدَيْكَ خُطَة بَعْدَ الظُهِيرة؟

Hayır, yok. Öğleden sonra evdeyim.

لَا. لَايُوجَدْ, فَأنَا بَعْدَ الظَهِيْرَة سَأَكُونْ فِى المَنْزِل.

Benimle maça gelir misin?

هَلْ تَأتِي مَعِي إلَى الُمَبَارَاة؟

Maç saat kaçta?

مَتَي سَتَبْدَأ المُبَارَاة؟

Saat üç buçukta.

فِى الثَالِثَة وَالنِصْف.

Nerede?

أَيْنَ؟

Emniyet Mahallesi’ndeki halı sahada.

فِى السَاحَةِ المُغَطَّاة المَوجُودَة فِى حَيِ أَمْنِيَّت.

Maça kimler geliyor?

مَنْ سَيَأْتِي إلَى المُبَارَاة؟

9/A sınıfından bir grup arkadaş geliyor.

سَيَأتِي مَجْمُوعَة مِن الأَصْدِقَاء مِن فَصْلِ 9/أ .

Tamam. Saat üçü çeyrek geçe oradayım.

حَسَنًا, اذًا سَأَكُون هُنَاكْ فِى الثَالِثَة وَالرُبْع.

Spor elbiselerini unutma.

لَا تَنْسَي مَلَابِسَك الرِيَاضْيَّة.

Tamam, unutmam.

حَسَنًا, لَنْ أَنْسَي.

ÖRNEKLEME

مِثَال

Affedersiniz, saat kaç?

مَعْذِرَةَ, كَمْ السَاعَة؟

Saat sekize çeyrek var.

السَاعَة الثَامِنَة إلا رُبْع.

Özür dilerim, saat kaç?

اِذَا سَمَحْت, كَم السَاعَة؟

Saat on biri yirmi geçiyor.

السَاعَة الحَادِيَة عَشْر وَعِشْرُونَ دَقِيقَة.

Saat kaç oldu?

كَم السَاعَة؟

Saat iki buçuk.

السَاعَة الثَانِيَة وَالنِصْف.

Saat kaçta uyuyorsun?

مَتَي تَنَامْ؟

Saat 22:00’da uyuyorum.

أنَامْ فِى السَاعَة العَاشِرَة.

Yemek saat kaçta?

مَتَي مَوعِد الغَدَاءْ؟

Saat 13:00’te.

الغَدَاء فِى السَاعَة الوَاحِدَة.

Tren saat kaçta geliyor?

فِي أَي سَاعَة يَأتِي الإفْطَار؟

Saat ona on kala geliyor.

فِى السَاعَةِ العَاشِرَة إلّا عَشْرَةَ دَقِيقَة.

KONUŞMA

المُحَادَثَة

Affedersiniz, saat kaç?

مِنْ فَضْلِكَ كَمِ السَاعَة؟

Saat on iki buçuk.

السَاعَة الثَانِيَة عَشْر وَالنِصْف.

Ders saat kaçta başlıyor?

مَتَي يَبْدَأ الدَرْس؟

Saat birde başlıyor.

يَبْدَأُ الدَرْسُ فِى السَاعَةِ الوَاحِدَة.

Teşekkür ederim.

أَشْكُرَكْ.

Bir şey değil.

العَفْو.

KELİMELER

الكلمات

affetmek

يَعْفُو/ يُسَامِحُ

ağaç

شَجْرة

ağlatmak

 يُبَكَّى

aile

 عَائِلَةٌ

akşam

 المَسَاءُ

arkadaş

 صديْق

asla

 أَبَدًا

asmak

 يُعَلَّقُ

başka

 آخَرُ

başlamak

 يُبْدَأُ

bebek

طِفْلٌ

ben

 أَنَا

bilgisayar

 حَاسُوبٌ

bir

 وَاحِدٌ

bir şey

 شئ مَا

birinci

 الأَوَّلُ

bitirmek

 يُنْهَى

bitmek

 يَنْتَهِي

biz

 نَحْنُ

borç

 دَيْنٌ

buçuk

 نِصْفٌ

bugün

 اليَوْمَ

buluşmak

 يُلْتَقَى / يُقَابَلُ

burada

 هُنَا

çalışmak

 يَعْمَلُ

çay

 شَايٌ

çeyrek

 رُبْعٌ (سَاعَةٌ)

çıkarmak

 يُخَرِّجُ

çıkmak

 يَخْرُجُ

çizmek

 يَرْسُمُ / يَخِطْ

çok

 كَثِيرٌ

daima

 دَائِمًا

dakika

 دَقِيقَةٌ

davet

 دَعْوَةٌ

davet etmek

 يَدْعُو

değil

 لَيْسَ

den sonra

 بَعْدُ

ders

 دَرْس

dışarı

 الخَارِجُ

dinlenme

 اِسْتِرَاحَةٌ

dinlenmek

 يَسْتَرِيحُ

diş

 سِنّة

dönmek

 يُعَوَّدُ

durak

 مَحَطَّةٌ

duş

اِسْتِحْمَامٌ

duş almak

 اِسْتَحَمَّ

duvar

 حَائِطٌ

el

 يَدٌ

elbise

 مَلَابِسُ

emniyet

 أَمْنٌ

eşya

 أَشْيَاءٌ

ev

 مَنْزِلٌ

fırça

 فُرشْاة

fırçalamak

 يُفَرَّشُ / يَغْسِلُ أَسْنَانِهُ

futbol

 كُرَةُ القَدَمِ

gazete

 صَحِيفَةٌ / جَرِيدَةٌ

gece

 لَيْلَةٌ

gece yarısı

مُنْتَصَفُ اللَّيْلِ

geçmek

 يَمُرُّ

geliş

 وُصُولٌ / مَجيئ

gelmek

 يَأْتِي

genellikle

 عَامَّةَ

gitmek

 يَذْهَبُ

giymek

 يُرْتَدَى

görmek

 يُرَى

götürmek

يَنْقِل

grup

مَجْمُوعَةٌ

gün

 يَوْمٌ

güzel

 جَمِيلُ

haber

 خَبْر

halı saha

 حَلْبَةٌ / سَاحَةٌ مُغَطَّاةٌ

hangi?

 أَيٌّ؟

harf

 حَرْفٌ

hatırlatmak

 يُذَكَّرُ

hava

 جُو / مَنَاخٌ

hazırlamak

 يُعِدُّ / يُجَهَّزُ

hazırlık

 إِعْدَادٌ / تَجْهِيزٌ

hece

 هِجَاءٌ / مَقْطَع حَرْفِي

her akşam

 كُلَّ مَسَاءٍ

her sabah

 كُلَّ صَبَاحٍ

için

 لِأَجَلٍ. يُشْرَبُ

içmek

يَشْرَب

ikinci

 الثَّانِي

ile

 مَعَ

istemek

 يُرِيدُ

iyi

 جَيِّدٌ

kabul

 مُوَافَقَةٌ

kabul etmek

 يُوَافَقُ / يُقْبَلُ

kaç?

 كَمْ؟

kahvaltı

 الإِفْطَارُ

kahve

 قَهْوَةٌ

kalkmak

 يَنْهَضُ

kalmak

يَبْقَى

kedi

قِطَّةٌ

kim?

 مَنْ؟

kitap

كِتَابٌ

kol

 ذِرَاعٌ

konuşmak

 يَتَحَدَّثُ

kurmak

 يُؤَسَّسُ

maç

 مُبَارَاةٌ

mahalle

 حَيَّ

mektup

 خِطَابٌ / رِسَالَةٌ

merhaba

 مَرْحَبًا

nasıl

 كَيْفَ

nerede

 أَيْنَ

nereye

 إِلَى أَيْنَ

o

 هُوَ / هِيَ

okul

 مَدْرَسَةٌ

okumak

 يُقْرَأُ

olmak

 يَكُونُ

olumlu

 مُثَبَّتٌ / إجَابي

olumsuz

 مُنفي / مَنْفِي

onlar

 هُمْ

orada

 هُنَاكَ

otobüs

أُوتُوبِيسٌ / حَافِلَةٌ

oturmak

 يَجْلِسُ

oyalanmak

 يَتَسَكَّعُ

oynamak

 يَلْعَبُ

oyun

 لُعْبَةٌ

ödev

 وَاجِبٌ مَنْزِلِيٌّ

öğle

 ظُهْرٌ

öğleden önce

 قَبْلَ الظُّهْرِ

öğleden sonra

 بَعْدَ الظُّهْرِ

öğrenci

 طَالِبٌ

öğretmen

 مُعَلِّمٌ

özür dilemek

 يُعْتَذَرُ

Pazar

 الأَحَدَ

postane

 البَرِيدُ

renk

 لَوْنٌ

saat

 السَّاعَةُ

sabah

 الصَّبَاحُ

saniye

 ثَانِيَةٌ

sekiz

 ثَمَانِيَةٌ

servis

خِدْمَة

seyretmek

 يُشَاهِدُ

sınıf

 فَصْلٌ

sırada

 فِي الصَّفِّ

sonra

 بَعْدُ

soru

 سُؤَالٌ

söylemek

 يَقُولُ

spor

 رِيَاضَةٌ

süre

 فَتْرَةٌ / مُدَّةٌ

şahıs

 شَخْصٌ

şekil

 شَكْلٌ

tamam

 حَسَنًا

teklif

 عَرَضٍّ / اِقْتِرَاحٌ

televizyon

 تلفاز

teneffüs

 رَاحَةٌ

teşekkür etmek

 يُشْكَرُ

tören

 حَفْلَةٌ

tren

 قِطَارٌ

unutmak

 يُنْسَى

uyku

 نَوْمٌ

uyumak

 يَنَامُ

ünlü

 حَرْفٌ لَيِّنٌ / مُتَحَرِّكٌ

ünsüz

حَرْفٌ سَاكِنٌ

üşümek

 يَشْعُرُ بِالبُرُدِ / يُبَرَّدُ

var

 يُوجَدُ

yapmak

 يُفْعَلُ

yarım

 نِصْفٌ

yarın

غَدًا

yaşamak

 يَعِيشُ

yatak

 سَرِيرٌ

yatmak

 يَنَامُ

yemek

 طَعَامٌ

yıkamak

يُغْسَلُ

yorgun

 مُتْعَبٌ / مُرْهِقٌ

yüz

 وَجْهٌ

zaman

 وَقْتٌ

Eviniz Kaç Odalı?

كَمْ عَدَدْ الغُرَفْ بِمَنْزِلِكُمْ؟

OKUMA – ANLAMA

القراءة – الفهم

Merhaba Hülya.

مَرْحَباًهوليا.

Merhaba Fatih.

مَرْحَباً فاتح.

Eviniz nerede?

أَيْنَ مَنْزِلُكُم؟

Evimiz Çamlıca’da. Sizin eviniz nerede?

مَنْزِلُنَا فى تشامليجا. و أَنْتُم أَيْنَ مَنْزِلُكُم؟

Bizim evimiz Cumhuriyet mahallesi’nde.

مَنْزِلُنَا فى حي الجُمْهُورِيَة.

Eviniz kaç odalı?

كَم عَدَد الغُرَف بمَنْزِلُكُم؟

Üç odalı. Bir de büyük bir salonumuz var. Evimiz çok geniş

 ve ferah bir ev.

ثَلاَث غُرَف. و لَدَيْنَا أيْضًا صَالُونًا كَبِيرًا. مَنْزِلُنَا وَاسِع جِدًا ورَحِب.

Salonda neler var?

مَاذا يُوجَد في الصَالون؟

Salonda koltuk takımı, vitrin, televizyon sehpası ve

sehpanın üstünde televizyon var.

يُوجَد في الصَالون طَقْم أَنْتِيريه وأَرِيكة ومِنْضَدة تِلْفَاز وفَوْقَهَا يُوجَد أَيْضَاً تِلْفَاز.

Peki yemek masası nerede?

حَسَنًا وأَيْنَ طَاوِلَة الطَعَام؟

Yemek masası mutfakta, pencerenin önünde.

تُوجَد طَاوِلَة الطَعَام فى المَطْبَخ أَمَام النَافِذَة.

Eviniz bahçesi var mı?

هَل تُوجَد حَدِيقَة بمَنْزِلُكُم؟

Evet, evimizin büyük bir bahçesi var.

نَعَم, يُوجَد حَدِيقَة كَبِيرَة بِمَنْزِلُنَا.

ÖRNEKLEME

مِثال

Eviniz nerede?

أَيْنَ مَنْزِلُكُم؟

Evimiz Emniyet Mahallesi’nde.

مَنْزِلُنا فى حي أمنيت.

Nasıl bir evde oturuyorsunuz?

كَيْفَ هُوَ المَنْزِل الذي تُقِيمُون فيه؟

iki katlı müstakil bir evde oturuyorum.

أُقِيم فى مَنْزِل مُسْتَقِل مُكَوَّن مِن طَابِقَين.

Hangi mahallede oturuyorsun?

في أي حي تُقِيم؟

Ferah Mahallesi’nde oturuyorum.

أُقِيم في حي فِراح.

Oturma odanızda neler var?

مَاذا يُوجَد في غُرْفَة المَعِيشَة؟

Oturma odamızda iki çekyat bir de televizyon var.

يُوجَد أَرِيكَتَان وتِلْفَاز فى غُرْفَة المَعِيشَة.

Buzdolabı nerede?

أَيْنَ الثَلَّاجة؟

Buzdolabı mutfakta, ocağın yanında.

الثَلَّاجة فى المَطْبَخ بِجِوَار المُوقِد.

kaçıncı katta oturuyorsunuz?

في أَيْ طَابِق تُقِيم؟

Dördüncü katta oturuyoruz.

أُقِيم في الطَابِق الرَابِع.

KONUŞMA

المحادثة

Eviniz Bursa’da mı?

هَل مَنْزِلُكُم فى بورصة ؟

Evet, Bursa’da.

نَعَم, في بورصة.

Eviniz kaç katlı?

مِنْ كَمْ طَابِق يَتَكَون مَنْزِلُكُم؟

Evimiz iki katlı.

يَتَكَوَن مَنْزِلُنا مِنْ طَابِقَين.

Evinizin bahçesi var mı?

هَل يُوجَد بمَنْزِلُكُم حَدِيقَة؟

Evet, evimizin büyük bir bahçesi var.

نَعَم, يُوجَد حَدِيقَة كَبِيرَة بِمَنْزِلُنَا.

Evinizin garajı var mı?

هَل يُوجَد في مَنْزِلُكُم جَرَاج؟

Hayır, evimizin garajı yok.

لا, لا يُوجَد جَرَاج بِمَنْزِلُنَا.

KELİMELER

الكلمات

açmak

يَفْتَح

adam

رَجُل

adet

رَقَم

ağaç

شَجَرة

aile

عَائِلَة

ama

لَكِن

anne

أُمْ

apartman

شَقَّة

araba

سَيَّارَة

asıl

أَصِيل / أَسَاسِي

askılık

حَمَّالَة

ay

قَمَر / شَهْر

ayna

مِرْآة

baba

أبْ

baca

مِدْخَنَة

bahçe

حَدِيقَة

balkon

بَلكُونَة

banyo

حَمَّام / مِرْحَاض

bebek

طِفْل رَضِيع

beyaz

أبْيَض

bırakmak

يَتْرُك

bilgisayar

حَاسُوب

bilgisayar masası

مِنْضَدَة حَاسِب آلي

bina

بِنَاء

bugün

اليَوم

bulaşık makinesi

مَاكِينَة غَسيل الأَطْبَاق

buzdolabı

ثَلَّاجَة

büyük

كَبِير

çalışma odası

غُرْفَة العَمَل

çalışmak

يَعْمَل

çamaşır makinesi

مَاكِينَة غَسِيل المَلَابِس

çatı

سَطْح

çaydanlık

بَرَّاد / غَلَّايَة الشَاي

çekyat

آرِيكَة / كَنَبة

çıkmak

يَخْرُج

çocuk

طِفْل

çok

كَثِير

çöp

قِمَامَة

çöp kovası

سَلَّة المُهْمَلات

daire

شَقَّة

ders

دَرْس

diş fırçası

فُرشَة أَسْنَان

diş macunu

مَعْجُون أسْنَان

doktor

طَبِيب

dokuzuncu

التَاسِع

dolap

دُولاب

duman

دُخَّان

ekmek

خُبْز

elbise dolabı

دُولاب المَلابِس

eşya

أَشْيَاء

ev

مَنْزِل

evet

نَعَم

fayans

خَزَفي

ferah

رَحِبْ

fırınlı ocak

مُوقِد ذو فُرْن

garaj

جَرَاج

gardırop

خِزَانة الثِياب

geniş

وَاسِع

getirmek

يُحْضِر

giriş

مَدْخَل

gün

يَوْم

güvercin

حَمَّام

halı

سِجَّادَة

hangi?

أي ؟

havlu

مِنْشَفَة

havuz

حَوْض

hayır

لا

hem

بِجَانِب

her sabah

كُل صَبَاح

hırsız

لِص

ikinci

الثَانِي

istemek

يُرِيد

kadın

اِمْرأَة

kalorifer

التَدْفِئَة المَرْكَزِيَّة

kapı

بَابْ

karşı

ضِد

karşılaştırmak

يُقَابِل

kat

طَابِق

kelime

كَلِمَة

kırmızı

أَحْمَر

kız kardeş

أُخْت

kişi

شَخْص

kitaplık

مَكْتَبة

klozet

مِرْحَاض

koltuk

مِقْعَد

koltuk takımı

طَقْم أَنْتِيرية

korumak

يَحْمِي

köpek

كَلْب

köşe

رُكْن

kulübe

كُوخ

küçük

صَغِير

küvet

حَوْض الغَسِيْل

lamba

لَمْبَة

lavabo

حَوْض الغَسِيل

limon

لَيْمُون

mahalle

حَي

merdiven

سُلَّم

merhaba

مَرْحَبًا

meyve

فَاكِهَة

mimar

مُهَنْدِس مِعْمَارِى

misafir

ضَيْف

musluk

صُنْبُور

mutfak

مَطْبَخ

muz

مَوز

müstakil

مُسْتَقِل

nasıl?

كَيْفَ؟

ne

مَاذا؟

nehir

نَهْر

nerede?

أَيْنَ؟

ocak

يَنَاير

oda

غُرْفَة

on birinci

الحَادي عَشْر

onuncu

العَاشِر

oturma odası

غُرْفَة الجُلُوس

oturmak

يَجْلِس

oynamak

يَلْعَب

ön

أَمَام

özel

خَاص

pantolon

سِرْوال

peki

حسَنًا

pencere

النَافِذَة

perde

سِتَارة

pişirmek

يَطْهو

portakal

بُرْتَقَال

radyo

رَادْيو

resim

صُورَة

sadık

صَادِق

saklamak

يُخْفِي

salıncak

أُورْجُوحَة

salon

صَالُون

sandalye

مِقْعَد

sayı

رَقَم

sehpa

مِنْضَدة

seyretmek

يُشَاهد

sıfat

صِفَة

sık sık

غَالِبًا

sıra

صَفْ

siyah

أَسْوَد

süt

لَبَن

tablo

لَوْحَة

takım

فَرِيق

tane

عَدَد

televizyon

تِلْفَاز

televizyon sehpası

مِنْضَدة تِلْفَاز

tencere

حَلَّة / طَنْجَرة

tuvalet

حَمَّام

tuz

مِلْح

tüm

كُل

uyumak

يَنَام

üleştirme

يُوَزِّع

üst

فَوْق

ütü

مَكْوَي

var

يُوجَد

varlık

وُجُود

ve

و

vitrin

وَاجِهَة عَرْض / فَاتْرِينا

yanında

بِجَانِب

yapmak

يَفْعَل

yarım

نِصْف

yarın

غَدًا

yaş

عُمْر / سِنْ

yatak

سَرِير

yatak odası

غُرْفَة النَوم

yatmak

يَرْقُد / يَنَام

yedinci

السَابِع

yemek

طَعَام

yemek masası

طَاوِلَة الطَعَام

yeşil

أَخْضَر

yiyecek

طَعَام

yok

لا يُوجَد

yumurta

بَيْض

yüksek

عَالٍ

yüzmek

يَسْبَح

zor

صَعْب

Ahmet Bey Neyiniz Oluyor?

ما صِلَةْ قَرَابَة السَيّد أحمد بِكُمْ؟

OKUMA – ANLAMA

القراءة – الفهم

Merhaba

مَرْحَبًا.

Benim adım Hakan.

اِسْمِي هاكان.

Ankaralıyım.

أَنَا مِن أنقرة.

On yedi yaşındayım.

عُمْرِي سَبْعَة عَشْر عامًا.

Ben öğrenciyim.

أَنَا طَالِب.

Lise üçte okuyorum.

أَدْرُس فى الصَفْ الثَالِثْ الثَانَوِي.

Annemin adı Ayşe.

وَالِدَتِي اِسْمُهَا عائشة.

Annem, kırk yaşında.

وَالِدَتِي تَبْلُغ ُمِنَ العُمْرِ أرْبَعِين عَامًا.

O Türkçe öğretmenidir.

هي مُعلِّمَة لُغَة تُرْكية.

Sezen Aksu’yu çok sever.

تُحِب سازان أكصو كَثِيرًا.

Devamlı onun şarkılarını dinler.

تَسْمَعُ أَغَانِيه بإِسْتِمْرار.

Babamın adı Ahmet.

وَالِدي اِسْمُه أحْمَد.

Babam kırk bir yaşında.

وَالِدي يَبْلُغ مِنَ العُمْر أرْبَعِين عَامًا.

O çok başarılı bir doktordur.

هو طَبِيب نَاجِح جِدًا.

Onun en çok sevdiği sporcu Hakan Şükür’dür.

هاكان شُكُر هو لاعِب كُرَة القَدَم المُفَضَّل لَدَيه.

Kız kardeşimin adı Selime.

أُخْتِى اِسْمُهَا سليمة.

Kız kardeşim, on beş yaşında.

عُمْرُهَا خَمْسَة عَشْر عَامًا.

O lise birde okuyor.

تَدْرِس بالصَفْ الأوَّل الثَانَوي.

Onun en sevdiği ders edebiyattır.

الأدَب هو مَادَتُها المُفَضَّلة.

Mehmet Bey, benim amcamdır.

السَّيد مُحَمَّد هو عمِّي.

O kırk üç yaşındadır.

عُمْرُه ثَلَاثة وأرْبَعُون عَامًا.

Onun mesleği mühendisliktir.

يَعْمَل مُهَنْدسَاً.

Onun hanımının adı Berna’dır. Berna yenge çok ünlü bir

avukattır.

زَوْجَتُه تُدْعَي بيرنا. زَوْجَة عَمِّي بيرنا هي مُحَامِيَة مَشْهُورَة جِدًا.

Büyük babam adı Süleyman, büyük annemin adı da Zehra’dır.

جَدي اِسْمُه سُلَيْمَان وجِدَتي اسْمُهَا زَهْراء.

Büyük babam altmış beş yaşında, büyük annem ise altmış

dört yaşındadır.

يَبْلُغ جَدي مِنَ العُمْر خَمْسَة و سِتِّين عَامًا, أَمَّا جِدَتِى فتَبْلُغ أرْبَعَة وسِتِّين عَامًا.

Büyük babam emeklidir.

جَدِي مُتَقاعِد عَن العَمَل.

Onlar daha çok sanat müziği dinler.

إِنَّهُم كَثِيرًا مَا يَسْتَمِعُون إلى المُوسِيقَي الكِلَاسِيكيَّة.

Ben, sık sık onları ziyaret ediyorum.

أنَا أزُورُهُم بإِسْتِمْرَار.

Benim çok özel bir ailem var.

لِدَي عَائِلَة خَاصّة جِدًا.

Ben ailemi çok seviyorum.

أُحِب عَائِلَتِي كَثِيرًا.

ÖRNEKLEME

مِثال

Ailende kimler var?

مَنْ أَفْرَاد عَائِلَتَك؟

Annem, babam, bir kız kardeşim ve iki erkek kardeşim var.

أُمِّي وأَبِي وأُخْتِى وأَخَوَان.

Baban kaç yaşında?

كَمْ عُمْر وَالِدَك؟

Babam kırk yaşında.

وَالِدِي يَبْلُغ مِنَ العُمْر أرْبَعُون عَامْاً.

Dayın ve teyzen var mı?

هل لَدَيْكَ خَال وخَالة؟

Dayım var; ama teyzem yok.

نَعَم لي خَال, لَكِن لَيْسَ لي خَالة.

Annen çalışıyor mu?

هل لوَالِدَتَك وَظِيفَة؟

Evet, çalışyor.

نَعَم إنَّ لَهَا وَظِيفَة.

Baban emekli mi?

هل وَالِدَك مُتَقاعِد عَن العَمَل؟

Hayır, emekli değil.

لا, لَيْسَ مُتَقاعِد عَن العَمَل.

Kaç kardeşin var?

كَم أَخْ لدَيْك؟

Üç kardeşim var.

لى ثَلَاث إِخْوَة.

KONUŞMA

المُحَادثة

Ali Bey neyin oluyor?

مَا صِلَة قَرَابَة السَيّد علي بِكَ؟

Ali Bey amcam oluyor.

السَيِّد علي هو عمِّي.

O kaç yaşında?

كَم عُمْرَه؟

45 yaşında.

عُمْرَه خَمْسَة و أرْبَعُون عَامًا.

Telefon numarası kaç?

كَم رَقَم هَاتِفُه الجَوَّال؟

2165222400

2165222400

O nerede çalışıyor?

أَيْنَ يَعْمَل؟

Hastanede çalışıyor.

يَعْمَل بِالمُسْتَشْفَي.

KELİMELER

الكلمات

abla

الأُخْت الكُبْرَي

ad

اِسْم

ağabey

أَخ كَبِير

aile

عَائِلَة

akraba

القَرِيب

alışveriş

تَسَوُّق

alışveriş yapmak

يَتَسَوَّق

amca

عَم

anlaşmak

يَتَفَاهَم

anlatmak

يَشْرَحْ / يَحْكِي

anne

أُمْ

arkadaş

صَدِيق

avukat

مُحَامِ

baba

أَبْ

babanne

جَد

bahçe

حَدِيقَة

banka

بَنْك

basketbol

كُرَة السَلَّة

başarı

نَجَاح

bebek

طِفْل رَضِيع

belirtmek

يُحَدِّد /يُوَضِّح

ben

أَنَا

benzemek

يُشْبِه

bey

سَيِّدْ

bilgisayar

حَاسُوب

boş vakit

وَقْت فَرَاغ

bulaşık

أَطْبَاق مُتَّسِخَة

bulmak

يَجِدَ

büyük

كَبِير

büyük baba

جَدْ

cümle

جُمْلَة

çalışkan

مُجْتَهِد

çalışmak

يَعْمَل

çanta

حَقِيبة

çekim tablosu

جَدْوَل تَصْرِيف الأَفْعَال

çeşit

نَوْع

çizgi film

فِيلْم كَرْتُون

çocuk

طِفْل

çoğu zaman

غالِبًا

çok

كَثِير

daha çok

كَثِير جِدًا

dayı

خَال

dede

جَد

değil

لَيْسَ

demek

يَقُول

ders

دَرْس

dinlemek

يَسْمَع

doğru

صَحِيح

doğum tarihi

تَارِيخ المِيلاد

doğum yeri

مَحَل المِيلاد

doktor

طَبِيب

domates salçası

صَلْصَة الطَمَاطِم

eczane

صَيْدَلِيَة

edebiyat

أَدَب

ek

لَاحِقَة / إِضَافَة

emekli

مُتَقَاعِد

en çok

الأكْثَر

enişte

صِهْر

erkek kardeş

أخ

ev hanımı

رَبّة مَنْزِل

fabrika

مَصْنَع

farklı

مُخْتَلِف

faydalanmak

يَسْتَفِيد

fiil

فِعْل

fotoğraf

صُورَة

fotoğraf çekmek

يُصَوِّر

futbol

كُرَة القَدَم

gazete

جَرِيدَة / صَحِيفَة

görünmek

يَبْدو

göz

عَيْن

hala

عَمّة

hâlâ

حَتَّى الآن

hanım

سَيِّدَة

hastane

مُسْتَشْفَي

hava

جَو / هَوَاء

hiçbiri

لا أَحَد

hobi

هِوَايَة

hoş

لَطِيف

hoş geldiniz

أَهْلًا وسَهْلًا

hoşlanmak

يَسْتَمْتِع

içmek

يََشْرَب / يَحْتَسِي

ilginç

مُثِير / مُمْتِع

ilkokul

إبْتِدَائِي

insan

إنْسَان

isim

اِسْم

isim tamlaması

الإِضَافة الإِسْمِيَة

istemek

يُرِيد

iyi

جَيِّد

izlemek

يُشَاهِد

kahverengi

بُنِّي اللَون

kalmak

يَبْقَي

kapı

بََاب

kapı kolu

مِقْبَض البَاب

kardeş

أَخْ

kısa

قَصِير

kısa boylu

قَصيِر القَامة

kız kardeş

أُخْت

kim

مَن؟

kitap

كِتَاب

kitap okumak

يَقْرَأ كِتَاب

koca

زَوْج

kol

ذِرَاع

kültürel

مُثَقَّف

lavabo

حَمَّام/ مِرْحَاض

lig

بُطُولَة

lise

المَدْرَسَة الثَانَوِيَة

masal

أُسْطُورَة

merhaba

مَرْحَبًا

meslek

وَظِيفَة

meyve suyu

عَصِير

mutfak dolabı

خِزَانَة المَطبْخ

mühendis

مُهَنْدِس

müzik

مُوسِيقَي

müzik dinlemek

يَسْتَمِع إلى

ne

مَاذا؟

nerede

أَيْنَ؟

nereli

مَا جِنْسِيَتَك؟

neyi

مَاذا؟

nine

جَدّة

numara

رَقَم

okul

مَدْرَسَة

okumak

يَقْرَأ

olmak

يَكُون

onlar

هم

oturmak

يَجْلس

oynamak

يَلْعَب

oyun

لُعْبَة

öğrenci

طَالِب

öğretmen

مُعَلِّم

önce

أوَّلًا

örnek

مِثَال/ نَمُوذَج

özel

خَاصْ

polis memuru

شُرْطِي/ رَجُل الشُرْطَة

pop müzik

مُوسِيقَي البُوب

resim

صُورَة

resim yapmak

يَرْسِم

sabah kahvaltısı

الإفْطَار

saç

شَعْر

sanat müziği

المُوسِيقَي التُرْكِيَة

sanatçı

فَنَّان

satmak

يَبِيع

sevmek

يُحِب

seyretmek

يُشاهِد

sıcak

حَار / ساخِن

sınıf

فَصْل

sinirli

سَرِيع الغَضَب

soru

سُؤال

soyadı

لَقَب

spor

رِيَاضَة

spor yapmak

يُمارِس الرِيَاضَة

sporcu

رِيَاضِّي

süt

لَبَنْ

şimdi

الآن

tanımak

يَعْرِف

tanıtmak

يُعَرِّف

tartışmak

يُنَاقِش

telefon

هَاتِف

tembel

كَسُول

tercüme etmek

يُتَرْجِم

teyze

خَالَه

tıraş

حِلَاقَة

tıraş olmak

يَحْلِق

Türk kahvesi

قَهْوَة تُرْكِيَة

uzun

طَوِيل

üniversite

جَامِعَة

ünlü

حَرْف لَيِّن / مُتَحَرِّك

var

يُوجَد

yanlış

خَطَأ

yaş

عُمْر/ سنْ

yaşlı

مُسِنْ / عَجُوز

yeğen

ابْن / ابْنة الأَخ / الأُخْت

yemek masası

طَاوِلَة الطَعَام

yenge

زَوْجَة العَم / الأَخ

yer

مَكَان

yeşil

أَخْضَر

yıkamak

يَغْسِل

yıl

عَام

yok

لا يُوجَد

ziyaret etmek

يَزُورْ

 Bugün Türkçe Var Mı?

هْل يوجَد اليوم درْسُ الّلُغَةُ التُركيّةُ ؟

OKUMA – ANLAMA

القراءة – الفهم

Hey, bakar mısın? Bu bizim yeni ders prograımız. Pazartesi

günü ilk iki saat kimya var. Ondan sonra iki saat Türkçe, bir saat de bilgisayar var.

هَلْ تَنْظُرْ لى مِنْ فَضْلِكَ. هَذْا بِرنْامِجْ دروسِنا الجَدْيد. عِندنا دَرْس

 كِيْمياءْ فى أَوّلِ سَاعَتيْن مِنْ يَوْم الأثْنِيْن. وَبَعْدِه درْس الّلغَةِ التُركيّة لِمُدَةِ سَاعَتيْن وَيلِيهِ دَرس الحاسوب لمدة ساعة.

Öğleden sonra hangi dersler var?

مَا هِيَ دُرُوسْ بَعْدَ الظَهِيرَة؟

İki saat matematik var.

يُوجَدْ دَرْسْ الرِياضِيّاتْ لِمُدَة سَاعَتيْن.

Salı günü hangi dersler var?

ومَا دُرُوسْ يَوْم الثُلَاثَاءْ؟

İngilizce, Fizik, edebiyat. Öğleden sonra ise iki saat tarih var.

يُوجَدْ دَرْس الّلُغَةِ الإنْجِليزيّة والفِيزيَاءِ والأَدَبِ, أمّا بَعْد الظَهِيرَةِ

فَيُوجَدْ دَرْس التَاريِخِ لِمُدَةِ سَاعَتْيِنِ.

Geometri hangi gün?

دَرْس الهَنْدَسَةِ فى أيَّ يَوْم؟

Cuma günü ilk iki saat. Ondan sonra da bir saat İngilizce ve

iki saat bilgisayar var.

فٍى أَوّل سَاعَتيْن مِنْ يَوْمِ الجُمْعَةِ وِمنْ بَعْدِهِ دَرْس الّلُغَةِ الإنْجِليِزيّة

 لِمُدَةِ سَاعْة ثُمَّ دَرْس الحَاسْوبْ لِمُدَةِ سَاعَتِيْن.

Müzik ne zaman?

مَتَيْ دَرْس المُوسِيقَي؟

Çarşamba günü 10:30’da. Arka arkaya iki saat.

يَوْم الأَرْبَعَاءْ فِى السَاعَةِ العَاشِرَةِ والنِّصْف لِمُدَّة سَاعَتِيْن مُتَتالِيَتين.

Ondan önce birer saat matematik, edebiyat ve biyoloji var.

وَقَبْلَهُ يُوجَدْ دَرْس الرِيَاضِيّاتْ وَالأَدَبْ وَعِلْمِ البِيُولُوجِي (الأَحْيَاء)

 كُلًا مِنْهُم لِمُدَةِ سَاعَة.

Öğleden sonra ise coğrafya ve rehberlik dersleri var.

أمَّا بَعْدَ الظُهْرِ فَيُوجَد دَرْسِي الجُغْرَافْيَا وَالإِرشَاد.

Perşembe günü ne var?

مَاذَا لَدَيْنَا مِن دْرُوسْ يَوْم الخَمِيْس؟

Öğleden önce ikişer saat biyoloji ve Türkçe, bir saat de fizik var. Öğleden sonra iki saat beden eğitimi var.

يُوجَد دَرْسَي الأَحْيَاء وَالُّلغَة التُرْكِيَّة لِمُدَّة سَاعَتَيِن لِكُلًا مِنْهمَا وَسَاعَة لِدَرْس الفِيْزيَاء. وَبَعْد الظُهْرِ فَيُوجَد دَرْس التَرْبِيَة البَدَنِيَّة لِمُدَة سَاعَتَيَّن.

ÖRNEKLEME

مِثَال

Bugün günlerden ne?

اليَوْم هُو أي أَيَّام الأِسْبُوع؟

Bugün günlerden Pazartesi.

اليَوْم الأِثْنَيِن.

Yarın günlerden ne?

مَاذَا يَكُون الغَد؟

Yarın günlerden Salı.

الغَدْ هُوَ الثُلاَثَاء.

Kaçıncı aydayız?

فِى أَيْ شَهْر نَحْنُ؟

12. aydayız.

نَحْنُ فِى الشَهْر الثَانِي عَشْر (دِيسَمْبِر).

Bugün matematik var mı?

هَلْ يُوجَد اليَوْم دَرْسْ رِيَاضِيّات؟

Evet, var.

نَعَم, يُوجَد.

Bugün ayın kaçı?

اليَومُ هُوَ أَيْ أيَّام الشَهْرِ ؟

Bugün ayın yirmisi.

اليَومُ هُوَ العِشْرُونَ مِنْ الشَهْرِ.

Bugün kaç saat ders var?

كَمْ سَاعَة تَسْتَمِرُّ دُرُوسُ اليَوم؟

Yedi saat ders var.

سَتَسْتَمِرُ سَبْع سَاعَات.

KONUŞMA

المُحَادَثَـة

Bugün Türkçe var mı?

هَلْ هُنَاك دَرْس الُّلغَة التُركِيَّة اليَوْم؟

Evet, var.

نَعَم, يُوجَد.

Yarın hangi dersler var?

مَاذَا يُوجَد غَدًا مِنَ الدُروُس؟

Yarın bilgisayar ve fizik var.

يُوجَد غَدًا دَرْسَي الحَاسُوب وَالفِيزْيَاء.

Hafta sonu ne yapıyorsun?

مَاذَا تَفْعَل فِى نِهَايَة الأِسْبُوع؟

Cumartesi pikniğe gidiyoruz. Pazar günü ise evde televizyon seyrediyorum, kitap okuyorum.

نَخْرُج إلَى رِحْلَة يَوْمِ السَبْتِ. أمَّا يَوْمُ الأَحَد فَأُشَاهِد التِلفَازَ فِى

 المَنْزِلِ وَاقْرَأ الكِتَابَ.

KELİMELER

الكلمـات

ağustos

أَغُسْطُس

akşam yemeği

وَجْبَة العَشَاء

almak

يَأخُذ

anne

أَمٌ

aralık

دِيْسَمْبِر

asır

عَصْر

ay

قَمَر / شَهْر

aynı

نَفْسَهُ / ذَاتَهُ

bakmak

يَنْظُر

balık

سَمَكْ

balık avlamak

يَصْطَاد السَمَك

başlamak

يَبْدَأ

bayram

عِيْد

beden

جَسْد

beden eğitimi

التَربِيَة البَدَنِيَّة

ben

أنَا

bilgi

مَعْرِفَة

bilgisayar

حَاسُوب

birer

وَاحِد وَاحِد

bitmek

يَنْتَهِي

biyoloji

عِلْمُ الأَحْيَاءِ

bulunmak

يَكُونُ مَوجُودًا

coğrafya

جُغْرَافْيَا

Cuma

يَوْمُ الجُمْعَة

Cumartesi

يَومُ السَبْتِ

Çarşamba

الأَرْبَعَاء

çay

شَايْ

çevre

البِيْئَة

çok

كَثِيْر

den sonra

بَعْدَ

derece

دَرَجَة

ders

دَرْس

ders almak

يَأخُذُ دَرْس

ders programı

بِرْنَامِج الدَرْس

disket

أِسْطِوَانَة

dün

أمْس

dünya

عَالَم

edebiyat

الأَدَب

ekim

شَهْر أَكْتُوبَر

etmek

يَفْعَل

eylül

شَهْر سِبْتَمْبِر

fizik

فِيْزيَاء

gece

لَيِلَة

geometri

عِلْمُ الهَنْدَسَةِ

gitmek

يَذْهَبْ

güzel

جَمِيل

hafta

أَسْبُوع

hafta içi

 يَوْمٌ مِنْ أَيَّامِ الأُسْبُوعِ عَدَا الأَحَدَ

hafta sonu

 نِهَايَةُ الأُسْبُوعِ / عُطْلَةٌ

hasta

مَرِيضٌ

haziran

 يونيو/ حَزِيرَانُ

içmek

يَشْرَبُ

ikişer

 اِثْنَيْنِ اِثْنَيْنِ

ilk

 الأَوَّلُ

incelemek

 يَفْحَصُ

ingilizce

 اللُّغَةُ الإِنْجِلِيزِيَّةَ

insan

 إِنْسَانٌ

kaçıncı

كَمْ؟

kasım

نُوفَمْبَرُ

kaynamak

يَغْلِي

kıta

قَارَّةٌ

kilogram

 كِيلُو غَرَامٍ

kimya

 كِيمِيَاءُ

kiraz

كَرْزٌ

konuşmak

 يَتَحَدَّثُ

kullanmak

 يَسْتَخْدِمُ

kurs

 دَوْرَةٌ دِرَاسِيَّةً

madde

مَادَّةٌ

market

سُوبِرْ مَا رَكَّتْ

mart

مَارِسُ

matematik

 الرِّيَاضِيَّاتُ

mayıs

مَايُو

merhaba

 مَرْحَبًا

meyve

فَاكِهَةٌ

meyve yemek

 يَتَنَاوَلُ الفَاكِهَةَ

misafir

 ضَيْفٌ

mükemmel

مُمْتَازٌ

müzik

مُوسِيقِيٌّ

nasılsın?

 كَيْفَ حَالُكَ؟

ne?

 مَاذَا؟

ne zaman?

 مَتَى؟

nisan

 إِبْرِيلُ

ocak

 يَنَايِرُ

okul

 مَدْرَسَةٌ

okumak

 يَقْرَأُ

ödev

 وَاجِبٌ مَنْزِلِيٌّ

öğle yemeği

 الغَدَاءُ

öğleden önce

 قَبْلَ الظُّهْرِ

öğleden sonra

بَعْدَ الظُّهْرِ

öğrenmek

يَتَعَلَّمُ

Pazar

 الأَحَدَ

alışveriş

التَّسَوُّقُ

Pazartesi

الإثْنَين

Perşembe

الخَمِيْس

piknik

رِحْلَةٌ / نُزْهَةٌ

program

 بَرْنَامَجٌ

rehberlik

إِرْشَادٌ

resim

صُورَةٌ

resim çizmek

يَرْسُمُ صُورَةً

saat

 سَاعَةٌ

sağlam kafa

العَقْلُ السَّلِيمَ

sağlam vücut

 البَدَنُ السَّلِيمَ

sağlık bilgisi

عِلْمُ الصِّحَّةُ

Salı

الثُّلَاثَاءَ

sayı

 رَقْمٌ

seyretmek

 يُشَاهَدُ

son

أَخِيرٌ / نِهَايَةٌ

sonra

بَعْدُ

soru

 سُؤَالٌ

söylemek

 يَقُولُ

spor yapmak

 يُمَارِسُ الرِّيَاضَةَ

su

 مياة

şarkı

أُغْنِيَّةٌ

şubat

فِبْرَايِرُ / شُبَاطُ

tablo

 لَوْحَةٌ

tanımak

يَعْرِفُ

tarih

 تَأْرِيخٌ

tarihi olay

 حَادِثَةٌ تَارِيخِيَّةً

tatil

 عُطْلَةٌ

telefon

هَاتِفٌ

temmuz

يُولِيُو

teneffüs

 اِسْتِرَاحَةٌ

tenis

لُعْبَةُ التَّنِّسِ

teşekkür

 شُكْرًا

teşkkür etmek

 يَشْكُرُ

Türk dili

الّلغة التُّرْكِيَّةُ

üçer

ثَلَاثَةٌ ثَلَاثَةٌ

ülke

دَوْلَةٌ

var

 يُوجَدُ

ve

 وَ

veya

 أَوْ

vücut

جَسْد

yarın

غَدًا

yedişer

سَبْعَةٌ سَبْعَةٌ

yeni

جَدِيْد

yıl

عَأُمٍّ / سَنْة

yok

 لَا يُوجَدُ

yüklemek

يَحْمِلُ

Ne İş Yapıyorsunuz?

ما وَظِيفَتـكُم؟

OKUMA-ANLAMA

القراءة والفهم

İleride ne olmak istiyorsun?

مَاذْا تُرِيْد أنْ تُصْبِح فِى المُسْتَقْبَل؟

Pilot olmak istiyorsun?

أُرِيدْ أن أُصْبِح طَيّار.

Neden pilot olmak istiyorsun?

لِمَاذا تُرْيِد أنْ تُصْبِح طَيّار؟

Çünkü seyahat etmeyi çok seviyorum. Uçmak hoşuma

gidiyor.

لأنَنْى أُحِبُ السَفْر كَثيِرًا. كَمَا أنَنِى أُحِبُ الطَيَرانْ.

Annen ve baban ne düşünüyor?

ومَا رَأي وَالدِتَكْ ووَالِدَك؟

Annem ve babam benim mimar olmamı istiyor. Sen ne

tavsiye edersin?

وَالِدي يُريِد أَن اُصبْح مُهَندِسًا مِعْمَاريّا. بِمَاذَا تَنْصَحْنِى أنْت؟

Bence sen anne ve babanın nasihatlerini dinle. Çünkü onlar senin hakkında en doğru kararları verir.

أري أن تُنصِتَ لِنَصَائِحَ وَالِدَيْكَ. لِأَنَهُمَ دَائِمًا مَا يَعْطُوُنَ القَرَاراتْ

 الأَفْضَل لَك.

Peki sen ne olmak istiyorsun?

حَسَنًا وَأنْتَ مَاذَا تًريدُ أَنْ تَكُوْنَ فِى المُسْتَقْبَل؟

Ben henüz düşünmedim. Meslek seçimi çok önemlidir.

Onun için annem, babam ve öğretmenimle birlikte  karar

vermek istiyorum. Topluma va aileme faydalı bir meslek

seçmek istiyorum.

Çok haklısın. Tavsiyen için teşekkürler.

أنت مُحْق جدًا. شكرًا لنصيحتك.

ÖRNEKLEME

مِثال

Ne iş yapıyorsun?

مَاذَا تَعْمَلْ؟

Doktorum.

أنَا طَبِيْب.

Mesleğiniz ne?

مَا هِيَ وَظِيفَتَكْ؟

Avukatım.

أنَا مُحَاَمٍ.

Ne iş ile meşğulsünüz?

مَا نَوْع العَمَلْ الّذِي تَقُوْم بِهِ؟

Ev işleriyle meşgulüm.

أنا مُنشَغْل بِالإعْماَلِ المَنزِليّة.

Ne olmak istiyorsun?

مَاذَا تُريِدُ أن تُصْبِحَ فِى المُسْتَقْبَل؟

Polis olmak istiyorum.

أُريِدُ أَن أًصبِحَ رَجُلْ شُرْطْة.

Nerede çalışıyorsunuz?

أيْنَ تَعْمَل؟

Bir inşaat fırmasında çalışıyorum.

أعْمَلُ فِى شِركَة إنْشَاءَات.

Ne zamandan beri hemşirelik yapıyorsunuz?

مُنذُ مَتَي وَأنْتَ تَعْمَلُ فِى التَمْرِيضْ؟

Üç yıldan beri hemşirelik yapıyorum. (Üç yıldır hemşirelik

 yapıyorum)

أعْمَلُ فِى التَمْريِضِ مُنْذُ ثَلاثَةِ أعْوَامٍ.

KONUŞMA

المُحادثة

Ahmet’in ailesinde 5 kişi var. Annsei, babası ve kardeşleri.

يوجد خمسةِ أشخاص فى عائلةِ أحمد. أُمّه وأبيه وأخوَتْه.

Annesinin adı Selma. O öğretmen. Selma Hanım 35 yaşında.

والدته تُدْعَي سَلمَي. وَهِيَ مُعَلّمَة. عُمرُهَا خَمْسَة وثَلاثُون عاَمًا.

Boş zamanlarında yürüyüş yapar.

تُمَارِسُ المَشِي فِى أَوٍقَاتِ فَرَاغَها.

Babası

والِدَهْ

Erkek kardeşi

أخوهْ

Kız kardeşi

أُخْتُهْ

KELİMELER

الكلمات

ad

اِسْم

adam

رَجُلْ

aile fertleri

أْفْرَادُ العَائِلَة

akademi

أكَادِيمِي

amca

عَمْ

anlatmak

يَشْرَحْ/ يَحْكِي

anne

أُمْ

araba

سَيّارَة

araba kullanmak

يَسْوُق / يَقُودْ

avukat

المُحَامِي

aynı

نَفْسُه / ذَاتَه

baba

أبْ

bahçe

حَديْقة

bakmak

يَنظْر

başarılı

نَاجِح

başlamak

يَبْدَأ

bayan

سَيّدَة

belirtmek

يُوَضِّح

benim

مَلكِي / خَاصَتِي

berber

حَلّاق

bilgisayar

حَاسُوبْ

bilgisayarcı

مُبرمِج / مُهندس كومبيوتر

biri

واحِد من ..

birlikte

مَعًا

bitirmek

يُنهي

bitmek

يَنتَهي

bizim

مِلكنا

boş zaman

وَقْتْ فَرَاغ

boya fırçası

فُرْشَة دَهَان

boyacı

دهّان / رسّام

boyamak

يَدهِنْ

bu

هَذَا / هَذِهِ

çalışkan

مُجتَهِد

çalmak

يَسْرِق

çeşit

نَوْع

çiçekçi

بائِع الوُرُوْد

çizmek

يَرسْم

çok

كَثِير

çünkü

لِأن

daha sonra

فِيمَا بَعْد

dan sonra

بَعْدَ ذَلِكْ

dayı

خَالٍ

dede

جَد

demek

يَقُول / يَعنِي

ders anlatmak

يَشْرَح الدَرْسْ

devlet

دَوّلَة

dinlemek

يَسْمع

diş

سِنّة

dişçi

دُكْتُور أَسْنَان

doğmak

يُولَد

doğru

صَحيح

doktor

طَبِيْب

durum

مَوْقْف

duvar

حَائِطْ

düşünmek

يَعتَقِدْ

eğitim

تَعْليم

eğitimci

مُتَعْلّم

ek

إضَافَة / لَاحِقَة

eklemek

يُضِيفْ

ekmek

خُبْز

elbise

ثَوْبْ

elbise dikmek

خَزِينَة / دُولَابْ المَلاَبِسْ

elbise dolabı

يُحِيك المَلاَبِس

emekli

مُتاقَعِد

en doğru

الأصْح

ev

مَنزْل

ev hanımı

رَبّة مَنْزِل

faydalı

مُفْيِد

fırıncı

خَبّاز

film seyretmek

يُشَاهِد الفِلْم

firma

شِركَة

futbol

كُرَةْ القَدَمْ

futbolcu

لاَعِبْ كُرَةْ القَدَمْ

gelişmek

يَتَطُوّر

girmek

يَدخْل

gitmek

يَذهْب

göstermek

يَظْهَر

gözlük

نَظّارَة

gözlükçü

أخِصَائِي بَصَريِات

gün

يَوْمْ

güvenlik

أَمْنْ

hakkında

بِخُصُوصْ

haklı

مُحِق

hala / hâlâ

حَتّي الآنْ

hangi

أيَ؟

hanım

سَيّدَة

harf

حَرْف

hasta

مَريض

hemşire

مُمَرّضة

henüz

حتّي الآن

hoş

لَطيف

hoşlanmak

يُعْجب بـ / يُحب

hoşuna gitmek

يُعجَب بـ

için

مِنْ أجْل

ile

مع

ilgi

عِلاقة

ilk

أولًا

inşaat

إنشاء / تأسيس

iplik

حَبْل

istemek

يُريد

عَمْل

iş yapmak

يَعمْل

kaç?

كَمْ؟

kaçıncı?

 رَقْم كَم؟

kaldırmak

يَرفع

kalem

قَلْم

kapı

بَاْب

karar

قَرارْ

karar vermek

يُقَرر

kardeş

أَخْ / أُخْت

kasap

قَصّاْب / جَزّار

kelime

كَلِمَة

kim?

مَنْ

kitap

كِتَاْب

kitapçı

بائع الكتب

komutan

قَائد

kontrol etmek

يَتَحكّم

konuşmak

يَتَحَدّث

kömür

فَحْمْ

kömürcü

بائع الفَحْم

kullanmak

يَستخدم

kurmak

يُؤَسس

kurucu

مُؤَسس

küçük

صَغير

küçüklük

صِغَرْ

lise

المَدرَسةِ الثانوية

lüks

فاخر / تَرِفْ

macera

مُغامرة

maç

مُباراة

merak

قَلْقْ / اهتمام

meslek

وَظيفة

meşğul

مَشغول

mevsim

مَوسْم

mimar

مُهندس مْعماري

muayene

فَحصْ / مُعاينة

mühendis

مُهَندس

nasıl?

كَيف؟

nasihat

نَصيحة

niçin?

لِماذا؟

okul

مَدرسة

okumak

يَقراء

olmak

يَكون

ona

إليه

onların

لَهُم

otel

فُنْدق

oynamak

يَلعب

öğrenci

طَالِب

öğretmen

مُعَلّم

ölmek

يَموت

önemli

مُهْم

özellik

خاصيّة

para

نُقود

para saymak

يَعدَّ النقود

peki

حَسَنًا

pilot

طَيّار

piyanist

عازِفِ البيانو

piyano

البيانو

polis

الشْرطَة

posta

بَريد

postacı

رَجُل البريد

postane

مَكتبُ البَريد

proje

مَشْرُوْع

resim

صُوْرَة

ressam

رَسّام

rol

دَوْر

saat

سَاعَة

satmak

يَبيع

savaş

حَرْب

savunmak

يُدافع

sayı

عَدد / رَقم

seçim

اِخْتِيار

seçmek

يَختَار

sekreter

سَكرِيْتِيْر

sene

عَاْم / سَنة

sevmek

يُحْب

sıfat

صِفَة

sınıf

فَصْل

soğuk

بَارِد

sonbahar

الخَريف

sormak

يَسأل

soru

سُؤَال

soyadı

لَقَبْ

suçlu

مُذنِب / مُجرِم

sürmek

يَسوق / يقود

şahıs

شَخْص

şoför

سائِق

tablo

لَوحَة

tamir etmek

يُصَلّح

tamirci

مُصَلِّح

tamlama

إضَافَة

tamlanan

مُضَافْ

tavsiye etmek

يَنصَح

tedavi etmek

يُعالِج

telefon

هَاتِف

terzi

تَرزي / خيّاط

teyze

خَالة

tıraş

حِلاقَة

tıraş etmek

يَحْلَق

top

كُرَة / مَدفَع

topçu

لاعب كُرَة قَدَم / مَدفَعيّ

toplum

مُجتَمَعْ

uçmak

يُحَلّق

un

دَقيِقَ القَمْحْ

uyum

انسِجام / توافْق

üçüncü

الثَالِثْ

ünsüz

حَرْف صَامِت

üzere

حَوَالِي

var

يُوْجَد

varlık

وُجُود / كَينونَة

ve

وَ

vermek

يُعْطِي / يَمنَح

yakalamak

يَمسِكْ بـ

yapmak

يقوم بـ / يَفعَلْ / يَصنَع

yaş

عُمْرْ

yazı

كِتْابْة

yetim kalmak

يَتَيَتّم

yıl

عَاْمْ / سَنة

yönetmek

يُدير / يَحكُم

zaman

وَقْت

zamir

ضَمِيْر

Affedersiniz, okul nerede?

معذِرةً أين المَدرسْة؟

OKUMA – ANLAMA

القِرَاْءة – الفَهَم

Affedersiniz, Özel Cumhuriyet Lisesi nerede?

مِنْ فَضّلَكْ أَينَ مَدّرَسْةُ الجُمْهُورِيةِ الثَانَويِةِ الخَاصْةِ ؟

Özel Cumhuriyet Lisesi Çamlıca’da.

تَقْعُ مَدّرَسَةُ الجُمْهُورِيةِ الثَانَويِة فِىْ (تشامليجا).

Oraya yürüyerek gidebilir miyim?

هَلْ يُمْكِنَنِى الذِهَاْبِ إلَىْ هُنَاكَ سَيرًا عَلى الأَقْدَامِ ؟

Hayır, gidemezsin. Çok uzak.

لا, لايُمْكِنَكْ, إنْهَا بَعِيدّةً جِدًا.

Peki oraya nasıl gidebilirim?

حَسَنًا كَيفَ يُمْكِنَنِى الذِهَابُ إلى هُنَاَكَ ؟

Şu duraktan 32 numaralı otobüse bin. Küçük Çamlıca

 durağında in.

اِرْكَبْ الحَافِلَةَ رَقّمْ 32 مِنْ هَذِهِ المِحَطّةِ، ثُّمَ اِنْزِل فِى مَحَطْةِ

 (كوتشوك تشامليجا).

Çamlıca Hastanesi’nden sağa dön. Özel Cumhuriyet Lisesi

 300 metre ileride. Otobüsten inince tekrar sor.

اِتَجِه إلَى يَمِينِ مُسّتَشْفَى (تشامليجا), ومِنْ هُنَاكَ تَقّعْ مَدْرَسَةُ

الجُمْهُورِيةِ الثَانَويِةِ الخَاصْةِ  عَلى بُعْدِ 300 مِتْرِ، وعِنْدَمَا تَنْزِل

 مِنْ الحَافِلَةِ اِسْأل مَرّةٍ أُخْرَى.

Yardımın için teşekkür ederim.

أشّكُرَكْ على مُسَاعَدِتَكَ.

Bir şey değil.

لا شَئ يَسّتَحِقُ الشْكُرِ.

(15 dakika sonra)

(بَعْدِ 15 دَقِيقَةٍ)

Affdersiniz, buradan Özel Cumhuriyet Lisesi’ne nasıl

 gidebilirim?

مِنْ فَضْلَكْ، كَيفَ يُمْكِنَنِى الذِهَابُ مِنْ هُنَا إلى مَدّرَسْةِ الجُمْهُورِيةِ الخَاصْةِ ؟

Çok kolay.

إِنْهُ أُمْرُ سَهْلُ جِدًا.

 Şu caddeden karşıya geç. 200 metre yürü. Solda mobilya mağazası var. Mobliya mağazasından sağa dön. Ana caddeden direkt git. Özel Cumhuriyet Lisesi 100 metre ileride. Televizyon istasyonunun karşısında.

اِعْبُر الطَرِيق إلى النَاحِيَةِ المُقَابِلَةِ, سِير بِمْقّدَارِ 200 مِتْر. يُوْجَد

 عَلى اليَسَارِ مَعَرْض مُوبِيليا. اِتَجْه الي يَمِينْ مَعْرَضِ المُوبِيلْيا.

سَتْجِد مَدْرَسَة الجُمْهُورِيةِ الثُانُويِةِ الخُاصْةِ عَلَى بُعْدِ 100  مِتْرِ

 وفى مُقَابِلُهَا مَحَطْة التِليفْزّيونِ.

Teşekkür ederim.

شُكْرًا جَزِيلًا.

Bir şey değil.

عَلَي الرَحِبِ والسِعَةِ.

ÖRNEKLEME

مِثَاْل

Affedersiniz, süpermarket nerede?

مِنْ فَضْلِكَ أَيِنَ السُوبَر مَاْرّكِتْ ؟

Süpermarket caddenin sonunda. Eczanenin solunda.

السُوبَر مَاْرّكِتْ فِى نِهَايةِ الطَرِيقِ، عَلَى يَسَارِ الصَيدَلِيةِ.

Affedersiniz, emniyet Mahallesine kaç numaralı otobüs gidiyor?

مِنْ فَضْلِكَ كَمْ رَقْمُ الحَافِلَةِ التِى تَذّهَبْ إلى حَى (الأمنية).

42 numaralı otobüs.

الحَافِلَةِ رَقْمُ 42.

Özür dilerim, otobüs durağı nerede?

مَعْذِرَةً أَينَ مَحَطِة الحَاْفِلَةِ ؟

200 metre ileride, parkın hemen önünde.

عَلَى بُعْدِ 200 مِتْرِ، أَمَاْم الحَدِيقَةِ.

Sinemaya nasıl gidebilirim?

كَيفَ يُمْكِنَنّى الذِهَاْبُ إلىَ السِينِمَا ؟

Bu caddeden yukarıya doğru yürüyün. Sinema alışveriş

 merkezinin içinde.

سِير إلى الأَمَاْمِ سَوْفَ تَجِدُ مَرْكَزَ التَسّوْقِ، هَا هِى السِينِمَا بِدَاخِلهُ.

Eczaneye giden en kestirme yolu tarif eder misiniz?

مِنْ فَضْلِكَ هَلْ تُوْضِحُ لِى أَقْصْرُ طَرِيقٌ إلى الصَيِدَلِيةٍ؟

Memnuniyetle. Bu caddeden sola dön. 250 metre direkt

 yürü. Eczane sağda.

طَبّعًا بِكُلِ سِرورٍ. أِتَجِهْ إلَى يَسَارِ هَذَاْ الطَرِيقِ، سِير بِمِقْدّارِ مَسَاْفَةِ

 250 مِتْرِ، سَتَجِدُ الصَيِدَليةَ علَى اليَمِينِ.

Affdedersiniz, yakınlarda pastane var mı?

مِنْ فَضْلِكَ هَلْ يُوْجَدُ مَحْل حَلْوَي قَرِيبٌ مِنْ هُنَا؟

Evet, var. Ana yoldan direkt gidin. Sağda süpermarketi

 göreceksiniz. Pastane süpermarketin sağında.

نَعَمْ يُوجَدْ. اِتَجِهْ إلَى الطَرِيقِ الرَئيِسِ، هُنَاْكَ عَلَى اليَمِيِنِ سَوبّرِ

 مَاْرّكِتِ، مَحْلُ الحَلْوَي عَلَى يَمِيِنِ السَوَبرِ مَاْرّكِتِ.

KONUŞMA 

المُحَاْدَثَةُ      

Affedersiniz tiyatrodan postaneye nasıl gidebilirim?

Tarif eder misiniz?

مِنْ فَضْلِكَ كَيْفَ يُمْكِنَنِى الذِهَاْبُ مِنْ المَسْرَحِ إلى مَكْتَبِ البَرِيْدِ ؟

Atatürk Cddesi’nden yukarıyadoğru yürüyün. Vatan

 Caddedinden sağa dönün. Postane 100 metre ileride solda.

سِيْر فِي طَرِيقِ أَتَاْتُوْرْكِ مُبَاْشَرَةٍ إِلَي الأَعْلَي، ثُمَ عُدْ مِنْ شَاَرِعِ

الوَطَنِ إلَي اليَمِينِ. حَيْثُ يُوجَدُ مَكْتَبَ البَرِيدِ عَلَي اليَسَاْرِ عَلَي بُعْدِ

 100 مِتْرِ.

Teşekkür ederim.

شُكْرًا جَزِيلًا.

Bir şey değil.

عَلَي الرَحِبِ والسَعِةِ.

KELİMELER

كَلِمَاْتٌ

abla

الأَخُتْ الكُبْرَي

affetmek

يُسَاْمِح

aile

العَاْئِلَة

akşam

المَسَاْء

alışveriş merkezi

مَرْكَز التَسّوقْ

almak

يَأخُذْ

amca

عَمْ

ana

أُمْ

ana yol

الطَرِيق الرَئيسِ

ancak

لَكِنْ

arasında

بَيِنَ

arka

خَلف

aşağı

الأَسْفَلِ

ayrılmak

مُغَاْدّرَةٍ

bakkal

البَقْاَلِ

banka

البَنْكِ

başkent

العَاْصِمَةِ

batı

الغَرْبِ

ben

اَنَا

benzin

وَقُود/ نِفْطٌ

benzin istasyonu

مَحَطْة الوَقْودِ

berber

حلّاق

bilmek

يَعْرِفُ

binmek

يَرْكَبُ

bir şey

شَيئًا مَاْ

biraz

بَعْضٌ

bizim

خَاْصَتُنَا

böyle

هَكْذَاَ

bulunmak

يَكُونُ مَوُجُودٌ

bunlar

هَؤلَاءِ

büro

مَكْتَبْ

cadde

طَرِيقْ

çarşı

سُوْقٍ

çok

كَثِيرٌ

.ünkü

لَأنْ

daha sonra

فِيمَاْ بَعْدُ

daire

دَاْئِرَةْ / شَقْةٌ

dakika

دَقِيقَةٌ

değil

لَيِسَ

dış

خَاْرِجٌ

direkt gitmek

يَسِيرْ مُسّتَقِيمٌ

doğu

شَرْقٌ

dönmek

يَعُود

durak

مَحَطْةٌ

e karşı

مُقَاْبِل لـ

eczane

صَيدَلِية

en

أَكْثَر

ev

بَيِت

garaj

جَرَاج

geçmek

يَمُرّ/ يَعْبُرّ

gelmek

يَأْتِي

geri

خَلْف

gidebilmek

يُمْكِنْ الذِهَاْبُ

gidermek

يَزِيلُ

gitmek

يَذْهَب

görmek

يَرَي

gün

يَوْم

güney

الجَنُوبِ

güneybatı

جَنُوبْ غَرّبْ

güneydoğu

جَنُوبْ شَرقْ

güzel

جَمِيل

hal

حَاْل

hala

عَمْة

halk

الشَعْب

halk pazarı

السُوق

hasta

مَرِيض

hastane

مُسْتَشْفَي

hayır

لا

hemen

في الحَال

her şey

كُل شَئ

her türlü

كُل نَوع

içi

دَاْخِل

için

لِأجْل

ihtiyaç

حَاجَة

ile

مَعَ / بـ

ileri

امَاْم

inmek

يَنْزِل

ise

أمّا

istasyon

مَحَطّة

istemek

يُرِيدُ

iyi

جَيد

kaç?

كَمْ؟

kampüs

الحَرَمْ الجَامِعِي

karşı

مُقَاَبِلْ

karşısında

فى المُقَاَبِلِ

kestirme yol

طَرِيقْ مُخْتَصَرٌ

kırtasiye

مَكْتَبّةْ أدَوَاتْ دِرَاسِية

kimden

مِنْ مَنّ ؟

kime

لِمَن ؟

kolay

سَهْلٌ

köşe

زَاَوِيةٌ

kuaför

كَوَافِيرّ\ مُصّفِف الشَعْرِ

kuzey

شَمَاْل

kuzeybatı

شَمَالْ غَرّبْ

kuzeydoğu

شَمَاْل شَرّقْ

kütüphane

مَكْتَبَةٌ

lokanta

مَطّعَمْ

mağaza

مَتّجَرْ

mahalle

حَيِ

manav

بَاْئِعُ الخُضْرَاْوَاْتِ

market

سُوْبَر مَارْكِتْ

matematik

رِيَاْضِيَاْتٌ

memnuniyet

سُرّوْر/ اِمْتِنَاْن

merhaba

مَرْحَبًا

metre

مِتْر

minibüs

مِينِي بَاْص

mobliya

أَثَاث / مُوبِيلْيَا

mutlu

سَعِيدٌ

müze

مَتْحَفٌ

nasıl?

كَيِفَ ؟

neden?

لِمَاْذَا؟

nerede?

أَينَ؟

nereden?

مِنْ أَينَ؟

nereye?

إِلَى أَيْنَ ؟

niçin?

لِمَاَذَا ؟

numara

رَقَمْ

otel

فُنْدُقْ

otobüs durağı

مِحَطْةِ أُوتُوبِيس

oturmak

يَجْلّسْ

öğretmen

مُعَلِمْ

ön

أَمَاْم

önemli

مُهِمْ

önünde

في الأَمَاْمِ

öyle

هَكَذَا

özel

خَاْص

özür dilemek

يَعْتَذِر

park

حَدِيقَةٌ

pastane

مِحَلْ حَلْوَيَاتٍ

peki

حَسَنًا

poliklinik

عِيَاْدّةٌ خَاْرِجِيَةٌ

postane

مَكْتَبْ بَرِيدٍ

rahatlık

رَاْحَةٌ

randevu

مَوْعِدٍ

sadace

فَقَطْ

sağ

يَمِيِنْ

sağlıklı

صِحِيٌ

selam

تَحِيَةٌ

selam söylemek

يُلْقِي السَلَامَ

sinema

سِنِيمَا

site

مَوْقِعٍ

sokak

شَاَرِعٍ

sol

يَسَاَر / شَمَال

son

آَخَرٌ

sonra

بَعَدْ

sormak

يَسَأْل

spor salonu

صَاَلَةُ رِيَاضّةُ / جِيمْ

süpermarket

سُوْبَر مَاْرّكِتْ

şans

حَظّ

şehir merkezi

مَرْكَزُ / وَسَطْ المَدِينَةِ

tabi

بِالتَأْكِيدِ

taksi

سَياْرةُ الأُجّرَاةِ\ تَاكْسِي

taksi durağı

مَوْقَفِ سَيَاْرَةِ الأُجْرَاَةِ \التَاكْسِى

tane

قِطّعَةٌ\وَاحِدَةٌ

tarif etmek

أَنْ يَصِفْ

tekrar

تِكْرَار

teşekkür etmek

يَشّكُرُ

tiyatro

مَسْرَحٌ

uçak

طَاْئِرَةٌ

uzak

بَعِيدٌ

üniversite

جَاَمِعَةٌ

üst

فَوْقَ

var

يُوْجَدُ

yakın

قَرِيبٌ

yakınında

بِالقُرّبِ

yanında

بِجَاْنِبِ

yardım

مُسَاَعَدَةٍ

yaşamak

يَعِيشُ

yönelmek

يَتَوَجّهُ

yukarı

فَوْقَ

yürümek

يَسْيِرُ مُسّتَقِيمٌ

ziyaret etmek

يَزُوْرُ

Elmanın Kilosu kaç lira?

كَمْ ثَمَنِ كِيلو التُفَاَحِ؟

OKUMA- ANLAMA

القِرَاءْةِ و الفَهَمِ

Buyrun beyefendi. Hoş geldiniz.

تَفَضْل يَا سَيِدِى أَهْلًا وسَهْلًا بِحَضْرِتَكْ.

Hoş bulduk. Sebzeleriniz ve meyveleriniz taze mi?

أَهْلًا وسَهلًا، هَلْ خُضْرَاوتِكُمْ وفَوْاكِهَكُمْ طَازِجَةٌ ؟

Evet, çok taze. Bu sabah geldi.

نَعَمْ إنْهَا طَازِجَةٌ جِدًّا، لَقْدّ وَصَلَتْ لَنَا هذَا الصَبَاحُ.

Gerçekten hepsi çok güzel görünüyor.

فِعْلًا جَمِيعُهَا تَبْدّو جَيدّةٌ .

Ne almak istiyorsunuz?

أَيِهُمْ تُرِيدُ شِرَائْهُ ؟

Önce fiyatları öğrenebilir miyim?

هَلْ يُمْكِنَنِى مَعِرِفَةُ الأَسَعَارِ أَولًا ؟

Elbette. Şeftalı ve üzüm 1,5 lira. Elma 2 lira. Muz 2,5 lira.

Fasulye 1 lira. Patılcan 1,5 lira. Patates de 50 kuruş.

بِالطَبْعِ. الخْوُخُ والعِنَبُ 1.5 ليرا،  التُفَاْحُ 2 ليرا، المُوزُ 2.5 ليرا،

 الفَاصُولْيةُ 1 ليرا، البَاْذِنّجَانُ 1.5 ليرا، والبَطَاطِسُ 50 قِرْشٌ.

Anlaşıldı. İki kilo üzüm, iki kilo şeftali, dört kilo patates, bir kilo fasulye tartın lütfen!

فَهَمْتُ، إِذَن مِنْ فَضْلِكَ اِوُزِنْ لِي اِثْنَيِنِ كِيلو مِنْ العِنَبِ، واِثْنِيِنِ مِنْ

 الخُوْخِ، وأرْبَعُ كِيلواتٍ مِنْ البَطَاطِسِ، وكِيلو فَاصُوليا.

Muz da ister misin?

هَلْ تُرِيدُ المُوْزَ أَيضًا ؟

Hayır, muz kalsın. Muz pahalı.

لَا، شُكْرًا المُوزُ غَالٍ .

Başka bir arzunuz var mı?

هَلْ لَكُمْ طَلْبٌ آَخْرٌ ؟

Dört tane limon ve 2 demet de marul lütfen!

مِنْ فَضْلِكَ أَربَعُ حَبْاتٍ لَيمُونٍ وحِزْمَتَينٍ مِنْ الخَصِ.

Tamam efendim. Hepsi hazır.

تَمَاْم يَا سَيدّي. أعْدَدّتًهُمْ جَمِيعُهُمْ.

Borcum ne kadar?

كَمْ الحِسَاْبُ؟

Hepsi 12 lira.

الحِسَاْبُ كُلِه 12 ليرا.

Şu kredi kartından çeker öisiniz?

هَلْ يُمْكِنَنِي أنْ أَدْفَعَ بِبِطَاْقَةِ الإئْتِمَانِ؟

Teşekkür ederim efendim. Yine bekleriz.

بِالطَبْعِ يَا سَيِدّي. مَرْحَبًا بِكَ نَنّتَظُرَكَ مُجَدَدًا.

ÖRNEKLEME

مِثَال

Meyvelerden en çok hangisini seversin?

أَي الفَوَاكْةِ تُحِبُهَا أَكْثَر؟

Meyvelerden en çok kirazı severim.

مِنْ أَكْثَر الفَوَاكِةِ الْتِى أُحُبُهَا الْكِرِز.

Hangi meyveleri aldın?

أَي الفَوَاْكِةِ اِشْتَرَيِتَ؟

Kiraz, şeftali ve erik aldım.

اِشْتَرَيِتَ الكِرِزّ والخُوْخَ والبَرّقُوْقَ.

Muz pahalı mı?

هَلْ المُوْزَ غَاْلٍ الثَمَنِ؟

Hayır, çok pahalı değil.

لاَ. لَيسَ غَاْلٍ جِدًّا.

Pazarda fasulyenin kilosu kaç para?

كَمْ ثَمّنْ كِيْلّوُ الفَاْصُولْيَا فِى السّوُقِ؟

Fasulyenin kilosu 2 lira.

ثَمّنْ كِيِلِو الفَاْصُولّيَا 2 ليرا.

Ülkenizde salatada hangi sebzeler kullanılır?

أَيِ الخُضّرَاْوَاْتُ تَسّتَخْدِمُونَهَا فِى بَلَدِّكُمْ لِعَمَلِ السَّلَطَةِ؟

Domates, salatalık, maydanoz ve havuç kullanılır.

نُسّتَخْدِمُ الطَمَاْطِمَ وَالْخِيّاْرَ وَالْبَقّدُّونِسَ وَالْجَزَرَ.

Ülkenizde kış mevsiminde hangi meyveler yetiştirilir?

أَي الفَوَاْكِةُ تَنْمُو فِى بَلَدِّكُمْ فِى فَصّلِ الشِتَاءِ؟

Portakal, mandalina, greyfurt.

الْبُّرّتَقّاْلَ واليُوسَفِي وَالجِرِيبِ فِرُوْتِ.

KONUŞMA

مُحَاْدَّثَة

Nereden geliyorsun?

مِنْ أَيِنَ أَتٍ أَنْتَ ؟

Pazardan geliyorum.

جِئْتُ مِنْ السُّوقِ.

Fiyatlar nasıl?

وَمَاذَاَ عَنْ الأَسّْعَارِ؟

Biraz pahalı.

غَاْلِيَةً بَعْضُ الْشَئِ.

Neler aldın?

مَاْذَا اِشْتَرَيْتَ؟

Domates, biber, salatalık, ve elma aldım.

اِشْتَرَيِتُ الطَمَاَطِمَ وَالفِلْفِلَ وَالخِيَاَرَ وَالتُفَاَحَ.

kaç para ödedin?

كَمْ دَفَعْتَ؟

10 lira ödedim.

دَفَعْتُ 10 ليرا

KELİMELER

كَلِمَاتٌ

adam

رَجُلٌ

ağır

ثَقِّيلٌ

almak

يَأْخُذُ

anavatan

الوَطَنُ

anlaşılmak

يُفهَم

anne

أُمّْ

aşçı

طَبَّاخٌ

ayva

جَوَافَةٌ

bakkal

بَقَّالٌ

bayat

قَدِيمٌ / فَاقْدُ النَضَارَةِ

beklemek

يَنْتَظِرُ

benzemek

يَشْبِّهُ

besin

غِذَاْءُ

besin değeri

قِيْمَةُ الْغِذَاْءُ

beyaz

أَبْيَضٌ

beyefendi

سَّيدُ

bezelye

بِزْلَاء

biber

فِلْفِلُ

biraz

قَلِيلٌ

borç

دَّيِنٌ

bölmek

يُقَّسِمُ

bugün

اَلْيَوْمَ

burada

هُنَا

buyurmak

يَتَفَضْلُ

çekmek

يَسّحَبُ

çilek

فَرَوْلَةٌ

çocuk

طَّفْلٌ

çok

كَثِيرٌ

daha sonra

فِيمَا بَعْدُ

defter

دَفْتَّرٌ

değil

لَيِسَ

demet

عِنْقُوْدَ

deniz

البَحْرُ

dilimlemek

يُقَّطْعُ إلى شَرَاْئْحِ

doğarmak

قَطَّعَ

domates

طَّمَاْطِمُ

dün

أَمْسُ

dünya

الْعَالَمُ

efendim

سَيِّدْي\ أَفَنْدِم

ekşi

حَاْمِض / لَازِعٌ

el

يَدٌّ

elbette

بِالتَأْكِيدِ

elma

تُفَّاْحٌ

erik

بَرْقُوْقٌ

evet

نَعَمْ

fasulye

فَاصُولْيَا

faydalı

مُفِيدٌ

fazla

كَثِّيرٌ جِدًّا

fiyat

ثَمَّنْ / سِعْرٌ

gelmek

يَأْتِي

gerçek

حَقْيِقَةٌ

gibi

مِثّلٌ\ كَ..

görmek

يَرَّي

greyfurt

جِرِّيِبْ فُرُوتْ

grip

الإِنْفِلْوَنّزَا

güneş

الْشَمْسُ

güzel

جَمِيلٌ

hafif

خَفِيِفٌ

halk pazarı

السُّوُقْ الْشَعْيِ

harcamak

يَصْرِفُ

hasta

مَرِّيضٌ

hastalık

المَرَّضّْ

havuç

الجَزْر

hay hay

بِكُلِ سِرّورٍ / وَلِمَا لَا

hayır

لَا / خَيِرٌ

hayırlı işler

عَمَلٌ مُبَارَكْ

hazır

جَاَهِزٌ

hemen

حَالًا

hepsi

كُلّهُ

hoş

سِرُّور

ısırmak

يَعُضُ

ıspanak

سَبانخ

için

لِأَجْل

ikiye bölmek

يُقَّسِمْ إِلى اِثْنَيِنِ

ilkbahar

الرَبِيِعُ

ince

نَحِيفٌ / رَفِيِعٌ

iyileştirmek

يُحَسِّنْ

iyisi

أَفْضَّلُ

kabuk

غُلَافٌ

kaç?

كَمْ؟

kaç lira?

كَمْ لِيرَةٌ؟

kadar

حَتَّى

kadın

إِمْرَاَءْةٌ

kalmak

يَبْقَي

kapamak

يَغْلِقُ

kar

ثَلْجُ

karpuz

بَطّْيِخٌ

kavun

شَمّْاَمٌ

kazmak

يَحْفُرُ

kek

كَعْك

kemirmek

يَقْضُّمُ

kesmek

يَقْطَعُ

kırmızı

أَحْمَرٌ

kış

شِتَاءٌ

kız

فَتَّاةٌ

kızartmak

يُحَمِّرُ

kilo

كِيلْو

kiraz

كِرَاْز

koymak

يَضَعُ

kredi kartı

بِطَاقْةُ الإِتِمَانِ

kullanmak

يَسّتَخْدِمُ

kuruş

قِرْشٌ

lahana

كُرُنْبٌ

limon

لَيُمونٌ

lira

لِيرَةٌ

lütfen

مِنْ فَضْلِكَ

manav

بَائعُ الخُضّرَاوَاتِ

mandalina

اليُوْسُفِي

marul

الْخَسُّ

mavi

أَزّرَقُ

maydanoz

بَقْدُوُنِسُ

maymun

قِرّدٌ

mevsim

مَوُسِّمٌ

meyve

فَاَكِهَة

milyon

لَيِمُوُنٌ

muz

مُوُزٌ

nasıl?

كَيِفَ؟

neden?

لِمَاذَا؟

neler?

مَاذَا؟

nereden?

مِنْ أَيِنَ؟

neye?

لِمَا؟

nezle

نَزْلِةُ بَرّدٌ

normal

عَادٍ

ödemek

يَدّفَعُ

öğrenmek

يَتَعَلَّمُ

önce

قَبْلُ

pahalı

غَالٍ

para

نِقُّودٌ

pasta

كَعَكٌ

patates

بَطَّاطِسٌ

patılcan

بَذِنْجَانٌ

Pazar

الأَحَدٌ

pencere

نَافِذَةٌ

portakal

بُرّتَقَالٌ

reçel

مِرَبَّي

sabah

صَبَّاحٌ

salatalık

خِيَّارٌ

sarı

أَصّفَرٌ

sarımsak

ثَوُمٌ

satın almak

يَشّتَري

satmak

يَبِّيعُ

sebze

خُضّرَوَاتُ

semt pazarı

سّوُقُ الْحَيِ

sevmek

يَحِبُ

siyah

أَسّوَدٌ

soğan

بَصّلُ

sonbahar

الخَرِيفُ

soymak

يَسّلُبُ/ يَنْتَزّعُ/ يَسّرُقٌ

sulu

مُبْتل

süpermarket

سُوْبَرُ مَارّكِت

şeftali

الخُوُخُ

şehir

مَدِينَةٌ

tamam

تَمَّاَمْ / كُلّ شَئٌ عَلَّىَ مَا يُرَّام

tartmak

يَوّزنُ

tatlı

حَلّوَي

tavşan

أّرْنَبٌ

taze

طَّازِجٌ

teşekkür etmek

يَشّكُرُ

temiz

نَظِيفٌ

teyze

خَالةٌ

toplam

المَجْموع

toplamak

يَجّمَعُ

turp

الفِجْل

tutmak

يَمْسّكُ

tüketmek

يُنَفْذُ

ucuz

رَخِيصٌ

uygun

مُنَاسِبٌ

uzun

طَويلٌ

ülke

بَلَدٌ / دَوْلَّةٌ

üzerinde

عَلَى / فَوْقَ

üzüm

عِنَبٌ

var

بُوجَدُ

vişine

نَوُعٌ مِنْ الكِرَازٍ

vitamin

فِتَامِينٌ

yapmak

يَفْعَلُ

yaz

صَيفٌ

yemek

يَأْكُلُ

yeşil

أَخْضَّرٌ

yıkamak

يَغّسِلُ

yine

مَرّةٌ أُخْرَى

yön

جَانِبٌ

yumuşak

نَاعِمٌ

yuvarlak

مُسّتَدِّيرٌ

yüzyıl

قَرّنٌ\ مِاَئْةُ عَامٍ

zengin

غَنِيٌ

zeytin

زَيِتُونٌ

Marketten Ne Aldınız?

مَاْذا اَشْتّرَيِتُمْ مِنْ السُوقْ ؟

OKUMA- ANLAMA

القِراَءْةِ والفَهَمِ

Fatma Hanım, işten eve döndü.

عَاْدَتْ السَيِدْة فَاْطِمْة مِنْ العَمْلِ إلى المَنْزِلِ.

Biraz dinledi.

أسْتَرَاْحَتْ قَلِيلًا.

Daha sonra mutfağa girdi.

دَخَلْتْ بَعْدَ ذَلِكَ إلى المَطْبّخِ.

Buzdolabını açtı.

فَتَحَتْ الثَلّاجَة.

Buzdolabında hiç kavaltılık malzeme yoktu.

لَمْ يَكُنْ هُنَاْكَ أي شَئِ يَصْلِحْ لإعِدَاْدِ الفِطَارِ.

Ayrıca ekmek, ve meyve de yoktu.

بالإضَاْفَةِ إلى ذَلْكَ لَمْ يَكُنْ هُنَاْكَ خُبّزً أو خُضْرَاواتً أو فاكهةً.

Fatma Hanım, bir ihtyaç listesi hazırladı.

أعدّتْ السَيِدْةُ فَاْطْمّةُ قَاْئمّةَ الإحْتِياْجَاتِ.

Alışveriş yapmak için süpermarkete gidecek.

سَتَذْهْبَ إلى السُوبَرِ مَارْكِتِ لِتَقٌومَ بالِتْسَوقِ.

Önce reyonları dolaşacak.

سَتَتّجوّلْ أولًا بَيِنْ المَمْرّاتِ.

Fiyatları kontrol edecek.

سَتْقُومْ بِمُعَاْيَنْةِ الأسْعَارِ.

Sebzelerden, domates, sivribiber, salatalık ve patlıcan alacak.

سَتْشَتَرِي مِنْ الخُضْرَاْوَاتِ الطَمْاَطْمَ والفِلْفِلِ الأخَضَرِ والخِياْرِ والبَاْذِنْجَاْنِ.

Meyvelerden, elma, muz, üzüm, erik ve karpuz alacak.

سَتْشَتَرِي مِنْ الفَاْكِهْةِ التُفّاَحِ والموْزِ والعِنَبِ والبَرَقُوْقِ والبَطّْيِخِ.

fatma Hanım, et ve kavaltılıklar bölümüne de uğrayacak.

سَتَمرّ السَيِدّةُ فَاْطِمّةُ أيْضًا عَلْى قِسّمِ الّلحومِ ولَوازمِ الإفْطَارِ.

Bir kilo beyaz peynir, bir kavanoz reçel, 500 gram tereyağı, bir kilo yeşil zeytin ve on yumurta alacak.

سَتَشْتَرشي كَيلْو مِنء الجُبْنِ الأبْيَضِ وبَرّطَمَانْ مُربّي و500 جِرَامْ مِنْ الزُبْدِ وكَيلْو زَيْتُوْنً أخْضَرِ وعَشْرةُ بَيضَاَتٍ

Ayrıca bir kilo yemeklik tavuk ve 500gram kıyma alacak.

بالإضَاْفَةِ لِذَلْك سَتَشْتَرِي دَجَاْجَةً تَزِن كْيِلْو وسَتَشْتَرِي أيْضًا 500 جِرْام مِنْ الّلحْمِ المَفْرومِ.

Fatma Hanım, oğlu Can ve kızı Nur için birer adet çikolata alacak.

سَتَشْتَرِي السَيِدّةُ فَاْطِمَةُ لأِبْنَهْا جَانْ ولأِبْنَتِهْا نُوْر لِكُلِ واحِدٍ مِنْهُمْ شِيكُولاَتْه.

O, bugünkü alışveriş için 40 liradan fazla para harcamayacak.

لَنْ تَصْرِفْ أَكْثَرْ مِنْ 40 لِيرَا للقْيَامِ بِتَسَوْقِ اليَومْ

ÖRNEKLEME

مِثَاْل

Ekmek taze mi?

هَلْ الخُبّزُ طَاْزِجُ؟

Evet, çok taze.

نَعَمْ، إِنْهُ طَاْزِجً جِدًا.

Kahvaltılıklardan neler alacaksınız?

أيًا مِنْ لَوْازِمْ الفِطَاْرِ سَتَشْتَرْي؟

Yumurta, peynir, tereyağı ve reçel alacağım.

سَأْشْتَرْي البَيِضُ والجُبْنُ والزُبْدُ والمُربّي.

Süpermarkette fiyatlar nasıl?

ومَاْذَا عَنْ الأَسْعَاَرِ فِىْ السُوْبَرِ مَاْركْتِ؟

Fiyatlar çok uygun.

الأسْعَاَرِ مثنَاسِبْةً جِدًا.

Kıyamanın kilosu ne kadar?

بِكَمْ كيلْو الّلَحْمِ المَفْرُوْمِ؟

10 lira.

10 ليرا.

Kredi kartıyla mı nakit mi ödeyeceksin?

هَلْ سَتَدّفَعُونَ نَقْدًا أمْ بِبْطَاْقَةِ الأئْتِمْانِ؟

Nakit ödeyeceğim.

سَأدْفَعُ نَقْدّا.

Ne kadar peynir almak istiyorsunuz?

مَا المِقْدَارُ الْذِي تُرِيدُ شِرَاْئهُ مِنْ الجُبْنش؟

500 gram almak istiyorum.

أُرِيْدُ أَنْ أَشْتَرِي 500 جِرَاْمً.

KONUŞMA

مُحَاْدَثَة

Marketten bir şeye ihtiyacınız var mı?

هَلْ تَحْتَاجُ إلى شِرْاءُ شَئ مِنْ السُوبَر مَارْكِتِ؟

Evet, peynir, reçel ve yumurtaya ihtiyacım var.

نَعَمْ، أحْتَاجُ إلى الجُبْنِ والمُربّي والبَيضِ.

Başka bir şeye ihtiyacınız var mı?

هَلْ تَحْتَاْجُ إلى شَئٍ آخْر؟

hayır, başka bir şeye ihtiyacım yok.

لا, لا أحْتَاجُ إلى شئٍ آخر

KELİMELER

كَلِمَات

acı

مُرْ

açmak

يَفْتَحُ

ağırlık

الوَزّنُ / الحُمّوُلَةٌ

alışveriş yapmak

يَتَسَّوَقُ

almak

يَأْخُذُ

amca

عَم

ancak

فَقّطْ / لَكِنْ

anne

اُمْ

araba

سَيّارَةٌ

armut

كُمّثَرّي

aşağı

أَسْفَل

atmak

يَرّمِّي

ayrıca

بِالإضَافةِ إلَى

azalmak

يَقِّل

bağırmak

يَصّرُخُ

bakkal

بٌقّال

balık

سَمِّكٌ

başka

آَخَّرٌ / آُخّرَي

bayat

قَدّيمٌ / غَيرُ طَازِجٌ

bazen

أَحْيانًا

beklemek

يَنْتَظِرُ

beyaz peynir

جُبْنٌ أَبْيَضٌ

biber

فِلْفِلٌ

bir arada

مَعًّا / بِالْإضَافَةِ إلَى

borç

دَّيِنٌ

bozuk para

أَمْوُاْلٌ نَقّْدِيَةٌ غَيرُ جَامِدَّةٌ

bu

هَذَّا

bulmak

يَجِّدُ

bulunmak

يُوجَدُ

buna benzer

يَشّْبِهُ هَذَا

bunlar

هَؤلَاءِ

burada

هَنَا

buyurmak

يَتَفَضّلُ

büyük

كَبِيرٌ

cadde

طَرِيقٌ

çağırmak

يُنَادِي

çanta

شَنْطَّةٌ / حَقْيِبَةٌ

çikolata

شِيكُولَاتَةٌ

çocuk

طِفْلٌ

çok

كَثِّيرٌ

çok nefis

لَذِيذٌ الْطَعْمِ

değil

لَيِسَ

dışarı

خَارِجُ

domates

طَمَاطِمُ

duymak

يَسْمَعُ

efendi

سَّيِدٌ / أُسْتَاذٌ

ekmek

خُبّزٌ

ekşi

لَازِّعٌ / حَامِضٌ

elbette

بِالتَأكِيدِ

elma

تُفَاحٌ

elma suyu

عَصِّيرُ الْتُفَاحِ

eşya

أَثَاث

et

لَحْمَّةٌ

fasulye

فَاصُوُلَيَةٌ

fiyat

سِعْرٌ / ثَمَنٌ

garson

نَاْدِلٌ / جَرّسُون

geçmek

يَمُّرُ

gelmek

يَأْتِي

gitmek

يَذْهَبُ

görevli

مُوَظَفٌ

görmek

يَرَي

götürmek

يَحْضِرُ

gram

غِرامْ

güle güle

معَ السَلامةِ

hafta sonu

نِهايةُ الأسْبُوعِ

halk pazarı

السُوق الشَعْبِي

hangi

أَي؟

harika

رَاَئِعٌ

hayırlı işler

أَعْمَالٌ مُوَفَقْةٌ / مُبَّارَكَةٌ

hazır

جَاهِزٌ

helva

حَلَاوَةٌ طِحِنِيةٌ

hemen

حَاَلًا

hepsi

كُلهُ

her hafta

نِهَايةُ الأسْبُوعِ

her şey

كُلَّ شَئٍ

ısmarlamak

يَعْزِمُ

içinde

فِي

ihtiyaç

حَاجَةٌ

inmek

يَنْزِلُ

insan

اِنسَانٌ

istemek

يُرِّيدُ

kaç?

كَمْ؟

kahvaltılık

لَوَازِمُ الإِفْطَارُ

kahve

قَهْوَةٌ

kamyon

شَاحِنَةٌ

kapı

بَابٌ

karpuz

بَطِّيخٌ

kasa

خَزْنَةٌ

kesiyer

صَرَّافٌ / أَمِينُ الْخَزْنَةِ

kaya

صَخْرَةٌ

kayısı

مِشّمْشٌ

kaymak (yağ)

قِشّطَةٌ / قِشّدّةٌ

kıyma

لَحّمٌ مَفْرُومٌ

kız

فَتَّاةٌ

kilo

كِيلّو

kilogram

كِيلّو غِرَامٍ

kilometre

كِيلّو مِتّرٍ

kola

كُوُلَا

kolay

سَهْلٌ

koli

طَّرّدٌ بَرِيدِيٌ

konserve

مُعَلَّبَّاتٌ / طَعَام مُعلّب

kova

دلَوْ

koymak

يَضَّعُ

kredi kartı

بِطَّاقْةُ الإِئْتِمَانِ

kullanmak

يَسّْتَخْدِّمُ

kurmak

يُنّْشِأُ

kuruş

قِرّشٌ

kutlu

صَنّدّوُقٌ

kültür

ثَقَّافَةٌ

lezzetli

لَذِيِذٌ

lira

ليرا

litre

لِتْرٌ

lütfen

مِنْ فَضْلِكَ

madde

مَاْدَّةٌ

mahalle

حًي سَكَني

makarna

مَعْكَرُوُنَةٌ

malzeme

لَوَازِمٌ

market

سُوُقٌ

memnuniyet

اِمْتِنَانِ / سُرّورٍ

mesela

مَثَلًا / عَلَى سَبِّيلِ الْمِثَالِ

meyve

فَاكِهَةٌ

meyve suyu

عَصِّير فَوَاكْهُ

mısırcı

بَاَئْعُ الّذُرَةُ

mis gibi

مِثّلُ الِمسّكُ / أُرّجٌ

modern

حَدِّيثٌ

muz

مُوُزٌ

mükemmel

كَاَمِلٌ / مثِاَّلى

mümkün

مُمّكِنْ

müşteri

مُشّتَرِي / زُبُونٌ

nakit

نَقدًّا

nasıl

كَيفَ؟

olumlu

إِيجَابِيٌ

olumsuz

سَلْبِيٌ

omlet

عُجِّبةُ الْبَيِضُ / أُمْلّيتْ

ödemek

يَدّفَعُ

ölçmek

يَقْيِسُ

önemli

مُهِمٌ

pahalı

غَاَليِ اَلْثَمْنُ

paket

حِزْمَّةٌ / مَجْمُوعَةٌ

para üstü

بَاقِي الْنُقُودْ الْمَدْفُوعَةُ

patates

بَطَاْطِسٌ

patılcan

بِاذِنْجَانٌ

Pazar günü

يَوْمُ الْأَحَدُ

pencere

نَافِذَةٌ

peynir

جُبْنٌ

piknik

نُزّهَةٌ

pirinç

أُرْز

portakal

بُرْتَقَال

raf

رَف

reçel

مُربّي

reyon

قِسْم

sadece

فَقَط

sakız

عَلَكَة / لِبَان

salça

صَلْصَة

satış

بَيْع

sebze

خُضْرَاوَات

sen

أَنْتَ/ أَنتِ

sepet

سَلّة

servis

خِدْمَة

ses

صَوْتٌ

seyyar

قَابِل للنَقْل / سَيّارٌ / جَوّالٌ

sıcak

حَار

sıvı

سَائِل

sipariş etmek

يَطْلُب وَجْبَة طَعَام

soğan

بَصَل

sokak

شَارِع

son

أخِر

sucuk

سُجُق

süpermarket

سُوبَر مَاركِت

süpürge

مَكْنَسَة

süt

حَلِيْب

sütçü

بَائِع الحَلِيب

şeftali

خُوخ

şeker

سُكَّر

şekerci

صَانِع الحَلوَي

şişe

زُجَاجَة

şuradaki

هُنَاك

tabak

طَبَق / صَحْن

tamam

تَمَام / حَسَنًا

tane

قِطْعَة / وَاحِدَة

tartmak

يَزِن

taze

طَازِج

taşımak

يَحْمِل

tavuk eti

لَحْم دَجَاج

tencere

حَلّة / طَنْجَرَة

terazi

المِيْزَان

tereyağı

زُبْدَة

tezgahtar

بَائِع فِى مَحَل

toplam

المَجْمُوع

türlü

مُتَنَوِّع

un

دَقِيْق

uygun

مُنَاسِب

ülke

دَوْلَة / بَلَد

üzgün

حَزِيْن

vermek

يَعْطِي / يَمْنَح

yağmak

تُمْطِر

yan

جَانِب

yan / taraf

طَرَف / جَانِب

yapmak

يَقُوم بِـ / يَفْعَل

yemek

طَعَام

yeni

جَدِيْد

yer

مَكَان

yer almak

يَفرِض مكانًا

yıl

عَام / سَنَة

yine

مَرَّة أُخْرَي

yoğurt

زَبَادِى

yoğurtçu

بَائِع الزَبَادِى

yol

طَرِيْق

yumurta

بَيْضَة

yürümek

يَمْشِي / يَسِيْر

zeytin

زَيْتُون

Yemeklerden Ne Alırsınız?

مَاذَا تَبْتَاعُون مِنَ الطَعَاْم؟

OKUMA- ANLAMA

القِراَءْةِ والفَهَمِ

Merhaba Hüseyin Bey. Bugün akşam yemeğini lokantada yemek ister misin?

مَرْحَبًا سَيِدّ حُسَينْ. ألاَ تُريدُ اليَومُ أنْ تتنَاولُ العَشَاءُ فى المَطّعَمِ؟

Güzel olur. Hangi lokantada gideceğiz?

فِكْرَةُ جَمِيلةُ. إلى أيْ مَطّعَمُ سَنْذهَبُ؟

Üsküdar’daki et lokantasına gidelim mi?

مَاْ رَأيُكَ لنِذْهَبُ إلى مَطّعَمُ اللّحُومِ بأسكودار؟

Evet, gidelim. Zannedersem orada balık çeşitleri de var. Uzun zamandan beri balık yemedim.

حَسَنًا, فلنَذْهَبُ. أعْتَقِدُ أَنْ هُنَاْكَ أَنْواعُ عَدِيدَةُ مِنْ الأَسْمَاكِ.

 فَأنْا لَمْ أَتّنَاولُ السَمْكَ مُنذُ وَقتٍ طَويلُ.

Haydi yola çıkalım. 5-10 dakika sonra orada oluruz.

هَيَّا فَلنَذْهَب. سَنَصِلُ هُنَاك بَعْد حَوَالِى 5 أو 10 دَقَائِق.

Tamam. Benim arabayla gidelim.

حَسَنًا, فَلنَذْهَب بِسَيَّارَتِي.

15 dakika sonra…

بَعْد خَمْس عَشْرَة دَقِيْقَة …

Garson bey, bize menüyü getirir misin?

مِنْ فَضْلَك, هَل تُحْضِر لَنَا قَائِمَة الطَعَام؟

Hemen efendim. Buyrun menü.

حَالًا يَا سَيِّدِي. تَفَضَّل القَائِمَة.

Listede çorbalardan tarhana, mercimek ve ezogelin var.

يُوجَد فِي القَائِمَة شُورْبَة التَرَهَانَا وَالعَدْس وَالأذُوجَلِيْن.

Ben tarhana çorbası istiyorum.

أنَا أُرِيْدُ شُورْبَة التَرَهَانَا.

Ben de mercimek çorbası istiyorum.

وَأنَا أُرِيْد شُورْبَة العَدْس.

Çorbadan sonra ne alırsınız?

وَمَاذَا تُرِيْدُون بَعْدَ الشُورْبَة؟

Balıklardan ne var?

مَاذَا لَدَيْكُم مِنْ أنْوَاع الأَسْمَاك؟

Palamut, istavrit ve hamsi var.

لَدَيْنَا سَمَك البَلامِيط وَسَمَك الأسْقُمَري وَالأنْشُوجَة.

Bana bir porsiyon palamut lütfen!

سَأخُذ قِطْعَة مِنْ سَمَك البَلاَمِيط مِنْ فَضَلك.

Bana da bir porsiyon hamsi. Ortaya da salata alalım.

وَأنَا سَأَخُذ قِطْعَة أَنْشُوجَة وَلِنَأخُذ سَلَطَة أيْضًا.

İçeceklerden ne alırsınız?

وَمَاَذَا تَشْرَبُون؟

Kola ve ayran alalım.

فَالنَأخُذ كُولَا وَعِيْرَان.

Yemeklerden sonra tatlı alır mısınız?

هَل تُرِيْدُون الحَلَويَّات بَعْدَ الطَعَام؟

Tatltılardan neler var?

مَاذَا مَوجُود مِنْ الحَلَويَّات؟

Baklava ve sütlaç var.

تُوجَد البَقْلَاوَة وَالأُرْز بِالَّلبَن.

Ben bir porsiyon baklava alayım.

انَا سَأَخُذ بَقْلَاوَة.

Ben de sütlaç istiyorum.

وَانَا أُريْد أُرْز بِالَّلبَن.

5 Dakika sonra…

بَعْدَ خَمْسَة دَقَائِق…

Afiyat olsun efendim!

بِالهَنَاء وَالشِفَاء يَا سَيَّدِي!

Teşekkür ederim

شُكْرًا جَزِيْلًا.

ÖRNEKLEME

مِثَال

Bugün öğle yemeğini nerede yiyeceksiniz?

أَيْنَ سَتَتَنَاوَلُون الغَدَاء اليَوْم؟

Öyle yemeğini lokantada yiyeceğim.

سَنَتَنَاوَل الغَدَاء فِى المَطْعَم.

Bugün menüde ne var?

مَاذَا مَوْجُود اليَوم بِقَائِمَة الطَعَام؟

Taze fasulye, pilav ve cacık var.

يُوجَد فَاصُوليَا خَضْرَاء وَأُرْز وَچَاچِیْک.

Balıklardan hangisini seversiniz?

أي الأَسْمَاك تُحِب؟

Hamsi severim.

أُحِبُ الأَنْشُوجَة.

Şehrinizde en meşhur yemek hangisidir?

مَا هِي أَشْهَر الأَطْعِمَة فِى مَدِيْنَتِكُم؟

Şehrimizde en meşhur yemek dönderdir.

الشَاوِرْمَا هِيَ أَشْهَر طَعَام فِي مَدِيْنَتِنَا.

Baharatlı yemekleri sever misin?

هَل تُحِبُ الأَطْعِمَة المُتبّلة؟

Hayır, hç sevmem.

لَا, لَا أُحِبُّهَا أَبَدًا.

yemek yapmaktan hoşlanır mısın?

هَل تَسْتَمْتِعُ بِطَبْخِ الطَعَام؟

Evet, yemek yapmaktan hoşlanırım?

نَعَمْ, أَسْتَمْتِعُ بِطَبْخِ الطَعَام

KONUŞMA

المُحَادَثَة

İyi günler.

طَاب َيومِكُم.

İyi günler. Yemeklerden neler var?

طَاَبَ يَومِكُم. مَاذَا لَدَيْكُم مِنَ الطَعَام؟

Çorba, taze fasulye, et kavurma ve tatlılardan baklava var.

يُوجَد شُوْربَة وَ فَاصُوليَا خَضْرَاء وَلَحْم مَطْهُو, أَمَّا مِنَ الحَلَوِيَّات فَلَدَينَا الَبَقْلَاوَة.

Çorba, taze fasulye ve baklava lütfen!

مِن فَضْلِك أُرِيدُ الشُوْربَة وَالفَاصُوليَا الَخضْرَاء وَالبَقْلَاوَة.

içeceklerden ne alırsınız?

مَاذَا تُريْدُ مِنَ المَشْرُوبَات يَا سَيِّدِي؟

Meyve suyu alırım.

سَأَخُذ عَصِير فَوَاكِه.

Buyrun beyefendi.

تَفَضَّل يَا سَيَّدِي

KELİMELER

الكلمات

abla

الْأُخْتُ الكُبْرّي

acaba

يَا هَلْ تَرَي

acı

مُرّ

acıkmak

يَجُوعُ

açık

مَفْتُوحٌ

adam

رَجُل

adana kebabı

كَبابُ أَضّنَة

aile

عاَئْلَةٌ

akşam

مَسَّاءٌ

akşam

العَشَاء

akşam yemeği

وَجْبة العشاءٍ

alışveriş

التَّسَوقْ

almak

يَأْخُذُ / يَشّتَري

ama

لَكِنْ

anlatmak

يَحْكِي / يَقُّصَ / يَشّرحُ

anne

أُمْ

araba

سَيَارةٌ

arkadaş

صَدِيقٌ

aşçı

طَبّاخٌ

ayran

عِيرّانٌ

ayva

جَوَافَةٌ

az sonra

بَعْدُ قَلِيل

baba

أَبْ

baharat

بَهَار / تابل

baklava

بِقْلَاوَةٌ

bakmak

يَنْظُرُ

bal

عَسَّلٌ

balık

سَمَكٌ

bardak

كُوبٌ

başlamak

يَبْدّأُ

bayat

قَدِيمٌ / غَيرُ طَازِجٌ

bazısı

بعضً مِن

beğenmek

يُعجَب بـ

beklemek

يَنْتَظِرُ

bıçak

سكّينة

biraz sonra

بَعْدُ قَليلٌ

birinci

الأَوَلُ

birkaçı

العَدِيدُ مِنْ

bölmek

يُقسّم

börek

فَطِيرَة

böyle

هَكَذَا

buyurmak

تفضّل / أَمَر

bütün

كُلٌ

cevap

إِجَابَّةٌ

ciğer

كِبْدٌ / رِئْةٌ

cümle

جُمّْلَةٌ

çalışmak

يَعَمَلُ / يُذَاكِرُ

çatal

شُوكَةٌ

çay

شَّاي

çay içmek

يَشّْرَبُ الْشَاي

çeşit

نُوعٌ

çıkmak

يَخّْرُّجُ

çiçek

زَهْرَةٌ

çiğnemek

يَمْضَّغُ

çikolata

شِكُولَاتَةٌ

çocuk

طِفْلٌ

çok

كَثّيرٌ

çorba

شُورّبَةٌ

daha sonra

فِيَمَا بَعْدٌ

deniz

الْبْحرُ

dilimlemek

يُقَطْعُ شَرَائْحُ

dinlemek

يَسّتَمْعُ

doğramak

يَفّرُمُ

doldurmak

يَمْلَأُ

dolma

مَحْشَّي

domates çorbası

شُوربَّةُ طَمَاطِم

dökmek

يَسّكُبُ

döner

شَاوِرّمَا

dönmek

يَعُودُ

dün

أَمْسُ

dünya

العَالَمْ

efendi

سَيدٌ / أُسّتَاذٌ

ekmek

خُبّْزٌ

ekşi

حَاْمِضٌ / لَازِعٌ

el

يَدٌ

elbise

مَلبَس

elma

تُفَاحٌ

en çok

الأَكْثَرُ

erken

مُبَكِرًا

ertesi gün

الْيَومُ الْتَالى

et

لَحْمَّةٌ

ev

بَيتٌ

evet

نَعَمْ

ezmek

يَطْحَنُ / يَهْرِسٌ

ezogelin çorba

نُوعٌ مِنْ الشُورّبَةِ (تركي)

fıstık

فُسّْدُقْ

fiil

فِعْلٌ

futbol

كُرَةُ الْقَدَمِ

garson

نَادِلٌ / جَرّسُونٌ

gazete

صَحِيفَةٌ / جَرِيدَةٌ

gazoz

مِياة غَازِيةٌ

gelecek

المُسّتَقْبَلُ

gelecek sene

الْعَامُ الْقَادِمُ

getirmek

يُحْضِرُ / يُجْلِبُ

girmek

يَدخُلُ

gitmek

يَذْهَبُ

giymek

يَرّتَدِي

göl

بُحَيرةٌ

görmek

يَرَي

güler yüz

وَجّهٌ ضَاَحِكٌ

gün

يَومٌ

güzel

جَمِيلٌ

hafta

أَسْبُوعٌ

hafta sonu

عُطلَّةْ نِهَايةُ الأِسْبُوعِ

ham

خَامْ

hamsi

سَمْكُ الأَنْشُوجَةِ

hanım

سَيدَةٌ

hanımefendi

سَيِدَةٌ

harf

حَرْفٌ

harika

رَائْعٌ

haşlanmış

مَسّلْوقٌ

haydi

هَيْاَ\ حَيَّ

hayır

لَا

hazırlamak

يُعِد

hemen

حالًا

hepsi

كُلَّهُّمُ

herkes

كُلْ شَخْصٌ

hesap

حِسَابٌ

hiç

قَطْ / أَبْدًا

hiç kimse

لَا أَحْدٌ

hoca

مُعَلِّمٌ

hoşlanmak

يَسّتَمْتُِ

ısmarlamak

يَعْزِمُ

ıspanak

سَبانِخٌ

içecek

مَشْرّوبٌ

için

مِنْ أَجْلِ

ikinci

الْثَانِي

inmek

يَنْزِلُ

istavrit

سَمَكُ المَكارْيلِ

istemek

يُرِّيدُ

شُغْلٌ / عَمَّلٌ

iş yeri

مَكَان الْعَمَّلِ

iştah

الشهيّة

iyi günler

يَومًا سَعِيدًا / طَابَ يَومُكَ

kabak

قَرّعٌ / كُوسَّةٌ

kaç para?

بِكَّمْ؟

kadayıf

قَطَّايِفٌ

kadın

اِمْرَأْةٌ

kavaltılık

لَوَازِمُ الْفَطَارِ

kahve

قَهْوَةٌ

kalkmak

يَنهضُ

kardeş

أَخٌ

karıştırmak

يُخِّطُ

karnıyarık

نَوُعٌ مِنْ الْأَكْلِ الْتُرّكِي (بَاذِنْجَانٌ بِالّلحْمِ الْمَفّْرُومِ)

karpuz

بَطّْيِخٌ

karşılamak

يُقَابِلُ

kasa

خَزِينَةٌ

kase

سُلطَانيّة

kaşık

مِلّعَقَةٌ

kat

دَوْر

katmak

يُضِيّام

kavun

شَمّام

kavurma

شِواء

kaymak

قِشّدَةٌ

kebap

كَبَابٌ

kırmızı

أَحّمّرٌ

kıtlık

مَجّاعَةٌ

kıyı

سَاْحِلٌ

kıyma

لَحْمٌ مَفْرُوُمٌ

kız kardeş

أُخْتٌ

kızartma

قَلي / تَحّمِيرُ

kilo

كِيلّو

kiminle

مَعَ مَنْ؟

kişi

شَخْصٌ

kola

كُولَا

kovalamak

يُلَاحِقُ

koymak

يَضَعُ

koyun eti

لَحْمُ الْخَرُوفُ

köfte

كُوفّتَةٌ

kullanmak

يَسّتَخْدِمُ

kuşbaşı et

لَحْمٌ مُقَطّعٌ

kuzu eti

لَحْمُ الْضَاْنِ

levrek

سَمَّكُ الْقَارُوصِ

lezzet

لَذِيذَةٌ

limonata

عَصّيرُ الّلَيِمُونُ

lira

لِيِرَةٌ

lokanta

فُنْدُقٌ

lütfen

مِنْ فَضْلِكَ

makarna

مَعْكَرُونَةٌ

malzeme

لَوَازِمٌ

mantı

نَوُعٌ مِنْ الْفَطَائْرِ

market

السُّوقْ

menemen

الشَّكْشُوكَةٌ

menü

قَائْمَةٌ

mercimek

الْعَدّسُ

merhaba

مَرّحَبًا

meşhur

مَشهُور

meyve

فَاكِهَةٌ

meyve suyu

عَصّيرُ الْفَوَاكِهُ

mutfak

المَطّْبَخُ

muz

مَوُزٌ

mükemel

كَامِلٌ / مِثَاَلِى

neler?

مَاذَا؟

niçin?

لِمَاذَا؟

o sırada

فِي هَذِهِ الأَثّنَاءِ

okumak

يقّرَأُ

olgun

نَاَضِّجٌ

olmak

يَكُونُ / يُصّبِحُ

orta

الْوَسّطْ

oturmak

يَجّلِسُ

oynamak

يَلّعَبُ

ödemek

يَدّفَعُ

öğle

الْظَهِيرَةُ

öğle yemeği

الْغِدَاءُ

öğleden sonra

بَعْدُ الْظُهْرِ

öğrenci

طَالِبٌ

önce

أَوَلًا

önümüzdeki

المُقْبِلُّ

ördek

بَطّةٌ

palamut

سَمَكُ البُونِيتّو/ البَلَامُوطُ

parça

قِطْعَةٌ

patates

بَطَاطِسٌ

peki

حَسَنًا

peynir

جُبْنٌ

pilav

أُرّزٌ

pişirmek

يَطْبُخُ

rafadan yumurta

بَيضٌ نِصّفْ مَسّلُوقٍ

reçel

مُربّي

saat

سَاعَةٌ

sabah

صَبّاحٌ

salata

سَلَطَةٌ

salça

صَلّصَةٌ

salon

حُجّرَةُ الْمَعِيشَةِ

sarımsak

ثَوُمٌ

sazan

سَمَكُ الشبّوط

sessiz

صَامِتٌ

sevmek

يَحِبُ

seyretmek

يُشَاهِدُ

sığır eti

لَحْمُ الْبَقَرِ (البِيفُ)

sindirmek

يَهَضِّمُ

sipariş

طَلَبٌ / وَجْبَةٌ

sipariş etmek

يَطّلُبُ وَجْبَةَ

son

أَخْرّ / أَخْيِرْ

sonra

فِيمَا بَعْد

sormak

يَسْأَلُ

soru

سُؤْاَلٌ

sos

صَلّصَةٌ مُتبّلَّةٌ

soymak

يُقَشّرُ / يَخْلَعُ / يَسْلِبُ

su

مَاء

sütlaç

أُرّزْ بِالَّلَبَنِ

sütlü kahve

قَهْوَةٌ بِالَّلَبْنِ

şahıs

شَخّصٌ

şefali

خُوخٌ

şehir

مَدِّيِنَةٌ

şeker

سُكّر

şekerli

سُكّري / مَعْسُولٌ

şekerpare

فَطِّيرَة

tabak

طَبَق

tadına bakmak

يَتَذوّقُ

tane

قِطْعَةٌ

tarhana çorbası

شُوربةُ التَاَرَهَانَاُ

taşımak

يَحْمِلُ

tat

طَعْمٌ

tatlı

حُلّوٌ

tavuk

دَجَاجَةٌ

tavuk çorbası

شُورّبَةُ الْدَجَاجِ

tavuk eti

لَحْمُ الْدَّجَاجِ

taze

طَازِجٌ

taze fasulye

فَاصُولْيَاٌ خَضّْرَاءٌ

tencere

حَلّةٌ / طَنّجَرةٌ

tereyağlı

مُزبّد

teşekkür etmek

يَشّكُرُ

tost

خُبّزٌ مُحَمَّصٌ

tutmak

يَمْسِّكُ

tuzlu

مُملّح

uyumak

يَنَامُ

uzun

طَويِلٌ

ücret

أُجّْرَةٌ

ünlü

حَرّفْ لَيِنٌ / مُتَحَرِكٌ

ünsüz

حَرّفٌ صَامِتٌ

üst

أَعْلَى / فَوُق

var

يُوجَد

varmak

يَصِل

vermek

يُعْطِي / يَمْنَحُ

veya

أَوْ

voleybol

اَلْكُرَةُ اَلْطَائْرَةُ

yağlı

زَيِتِي

yakalamak

يَقْبُّضُ عَلَى / يَلّحَقُ

yapmak

يَقُومُ بـ / يَفْعَلُ

yaprak sarması

مَحْشِّي

yarın

غدًا

yarın akşam

مساء الغدِ

yaşamak

يَعْيشُ

yayla çorbası

نُوعٌ مِنْ الشُوربةِ التُرّكِيةِ

yemek

طَعَام

yeşil

أَخْضّر

yine

مَرّةٌ أُخْرَي

yiyecek

طَعَامٌ

yol

طَرِيقٌ

yumuşama

تَنْعِيمق / تَلْيينٌ

yutmak

يَبْلَعُ

yürümek

يَمْشِي / يَسِّيرُ

yüz

وَجّهٌ

zaman

اَلْوَقْتُ

zannetmek

يَظُنُ

zeytin

زَيتُونٌ

zeytinyağlı dolma

مَحْشِي بِزَيتِ الْزَيتُونِ

Yarın Hava Nasıl Olacak?

كَيفَ حَالَةُ اَلْمُنَّاخِ غَدًا؟

OKUMA- ANLAMA

القِراَءْةِ والفَهَمِ

Alo Hülya, ben Ahmet nasılsın?

أَلو هُولّْيَا. أَنَا أَحْمَدُ كَيِفَ حَاَلّكِ؟

Teşekkür ederim iyiyim. Sen nasılsın?

أَنَا بِخَير شُكْرًا لَكَ، وأَنَتَ كَيفَ حَالُّكَ؟

Ben de iyiyim. Neredesin?

أَنَا أَيضًا بِخَير . أَينَ أنَتِ؟

Erzurum’da tatildeyim.

أَنَا فِى عُطّلَةٍ بِـأَرّزُرومِ.

Erzurum’da hava nasıl?

وَكَيفَ الْمُنَّاخُ فِى أَرّزُروم؟

Hava çok soğuk ve karlı.

المُنَّاخُ بَارِدًا جِدًا وَمُثّلْجًا.

Kayak yapıyor musun?

هَلْ تَقُومِين بِالّتَزَلُّجِ؟

Elbette kayak yapıyorum. Sen neredesin?

بِالتَأَكِيدِ أَقُومُ بِالتَزَلجِ. أَينَ أَنَتَ؟

Ben de Antalya’da tatildeyim.

أَنَا أَيْضًا فِى عُطلَّةٍ بِأَنّطَاليَا.

Orada hava nasıl?

وَكَيفَ المُنَّاخُ هُنَاكَ؟

Burada hava çok güzel. Denize giriyorum.

المُنَاخُ هُنَا جَمِيلٌ جِدًا. أَنَا أَذْهَبُ لِلّسِبَاحَةِ كُلْ يَومٍ.

Sıcaklık kaç derece?

كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ؟

Sıcaklık 32 derece. Orada kaç derece?

دَرَجَةُ الْحَرَارَّةِ 32. وَكَمْ دَرَّجَةُ الْحَرَارَةِ عِنْدَّكَ؟

Burada sıfır derece. Arkadaşlarımla kartopu oynarken çok üşüyoruz.

هُنَا دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ صِفْرٌ. أَنَا وَأَصّدِقَائْي نَشْعُرُ بِاَلْبَرّدِ أَثْنَاءُ لَعِبُ اَلْكُرَة الْثَلِجِيةِ.

Biz de burada zaman zaman sıcaktan ve nemden bunalıyoruz. Arkadaşlarla yaylaya çıkıyoruz. Çünkü yaylalar çok serin.

نَحْنُ أَيْضًا هُنَا أَحْيَانًا مَا نَشّْعُرُ بِالْاخْتِنَاقِ مِنْ الْحَرِ وَالْرُطُوبَةِ.

أَذْهَبُ مَعَ أَصْدِقَائْي إلَى الْمُرّتَفَعَاتِ فَهُنَّاكَ يَكُونْ الْهَواءُ أَكْثَرُ بُرُودَةً

Sana kış sporlarını tavsiye ederim. Gerçekten ayrı bir tadı var.

أَنّصَحُكَ بِاَلْرِيَاضِاتِ الْشَتَّويةِ، فَلَّهَا مَذَّاقٌ مُخْتَلِفٌ مِنْ اَلْمُتَّعَةِ.

İnşallah önümüzdeki yıl biz de kayak merkezine tatile gideriz.

سَنَذَهَبُ نَحْنُ أَيضَأ اَلْعَامُ اَلْقَادِّمُ إِنْ شَاء الله فِى عُطْلَةٍ إِلَى أَمَاكِنِ الْتَزَلُّجْ.

Sana iyi tatiller Ahmet. İstanbul’da görüşmek üzere.

عُطْلَةٌ سَعِيدّةً لَكَ يَا أَحْمَد. عَلَى أَمَّلِ الّلِقَاءُ فِى أْسّتَّنْبولِ.

Görüşmek üzere. Sana da iyi tatiller.

عَلَى أَمَّلُ الّلقاءِ. عُطْلَةٌ سَعِيدَّةً لَكِ أَيضًا

ÖRNEKLEME

مِثَّال

En sevdiğiniz mevsim yaz hangisi?

أَي الْمَوَاسِمُ أَحْبُّ إِلَيكَ؟

En sevdiğim mevsim yaz mevsimdir.

أَحْبُّ مُوسِمٌ إِلَى هُو مُوسِمُ الْصَيفِ.

Şehrinizde bugün hava nasıl?

كَيفَ حَالُ الْمُنَاخِ الْيَومِ فِى مَدِّينَتِكُمْ؟

Şehrimizde bugün hava parçalı bulutlu.

الْيَومْ الْمُنَاخُ فِى مَدِّينَتِنَّا مُلبّد بِاَلْسُّحُبِ.

Şehrinizde sıcaklık kaç derece?

كَمْ دَرَجَةُ اَلْحَرَّارَةُ فِى مَدِينَتِكُمْ؟

Şehrimizde sıcaklık 26 derece.

دَرَجَةُ اَلْحَرَارَةُ فِى مَدِينَتِنَا 20 دَرَجَةٌ.

Kışın hangi sporu yapıyorsunuz?

أَي اَلْريَاضِاتُ تُمَّارِسُهَا فِى فَصْلُ اَلْشِتاءِ؟

Kışın kayak yapıyorum.

فِى الشِتَّاءِ أَقُومُ بِاَلّتَزَلُجِ.

Hava raporuna göre yarın hava nasıl olacak?

كَيفَ سَتَّكُونُ حَالَةُ الْهَوَاء غَدًا وِفَقًا لِتَقْرير النَشرة الجوّية؟

Hava serin olacak.

اَلْهَوَاءُ سَيَكُونُ بَارِدًا.

Şehrinizin iklimi nasıl?

مَاهُو حَالُ المُنَاخِ فِى مَدِينَّتِكُمْ؟

Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve karlı.

يَكُونُ حَارًا وَجَافًا فِي فَصّلُ اَلْصَيفِ، وَيَكُون بَارِدًا وَمُثَّلّجًا فِى فَصّلُ اَلْشِّتَاءِ.

KONUŞMA

اَلْمُحَادَثَّة

Akşam hava durumunu izledin mi?

هل شَاهَدْتُ الْنَشّرَةُ الْجَويَةُ مَسَاءُ أَمْس؟

Evet, hava durumunu izledim.

نَعَمْ، شَاهَدْتُ اَلْنَشْرَةُ اَلْجَويةُ.

Yarın hava nasıl olacak?

وَمَا حَالُ اَلْمُنَاخِ غَدًا؟

Yarın hava yağmurlu olacak.

غَدًا الْمُنَاخُ مُمّطِرًا.

Peki sıcaklık tahminen kaç derece olacak?

حَسَنًّا وَكَمْ سَتَكْونُ دَرَجةُ اَلْحَرَارَة تَقْرِيبًا؟

Sıcaklık 17 derece civarında olacak.

تَقْرِّيبًا سَتَكُونُ 17 دَرَجَةٌ

KELİMELER

كَلِمَاتْ

açık

مَفْتُوحٌ

aksine

عَلَى الْعَكْسِ

almak

يَأُخُذُ / يَشْتَرِي

alo

أَلْو / مَرحَبًا

ara sıra

بَينَ حِينّ وَآُخْرَ

arkadaş

صَدِيقُ

artmak

يَزِيدُ

ayrı

مُنّفَصِلٌ / مُخْتَلِفٌ

az

قَلِيلٌ

baba

أَبْ

batı

غَرّبْ

ben de

أَنَا أَيضًا

birlikte

معًا

biz

نَحْنُ

bölge

مَنْطِقَةٌ

bu yüzden

لِهَذَا اَلْسَبّبِ

bugün

اَلْيَوم

bulut

سَحَاب

bunalmak

يَضّجَرُ/ يَمِّل/ يَخْتَنْقُ

burada

هُنَا

buz

ثَلْجُ

civarında

حَوَالى / تَقْريبًا

çalışkan

مُجتَهد

çeşit

نَوْع

çıkabilmek

يُمْكِنّهُ الْخُروج

çok

كَثّير

dağ

جَبْل

değil

لَيِسَ

deniz

بَحْر

derece

دَرجْة

ders

دَرْس

dış

خَارِج

dışarı

خَارِج

dolu

مُمّتَلِأ

don

تَجَمُد / صَقيع

donmak

يَتَجَمْدُ

dönmek

يَعُودُ

durum

مَوْقِف / وَضْع

dün

أمْس

eksi

نَاقِص / طَرّح

en az

الْأقَل

en çok

الأكْثَر

esmek

تَهُبّ

ev

بَيت

evet

نَعَمْ

fabrika

مَصْنْع

fakir

فَقِير

futbol

كُرةُ الْقَدَّمِ

geçen yıl

الْعَام الْمَاضِي

gelmek

يَأْتِي

gerçek

حَقِيقْي

gidebilmek

يُمْكِنَهُ الْذِهَاب

girmek

يَدْخُلُ

gitmek

يَذْهَبُ

giyinmek

يَرّتَدِي

görüşmek

يُقَابِلُ

gün

يَوُم

güneş

الْشَمْس

güneşlenmek

يَتَشَمّسُ

günlük

يَومِي

güzel

جَمْيل

hafta

أَسْبُوع

hafta sonu

عُطْلَةُ نِهَايةُ الِأسْبُوعِ

hastalık

الْمَرّض

hava

الْهَوَاء / الْمُنَاخ

hava durumu

حَالةُ الْجَوِ

her mevsim

كُلْ مُوسِم

ılık

مُعْتَدِل

ılıman

مُنَاخ مُعْتَدِل

ısınmak

يَدّفَأ

iç kesim

الأقْليم الدَاخِلي

iklim

مُنَاخ

iklim tipi

نَوعُ المُنَاخِ

ilkbahar

الْرَبِيع

inşallah

إنْ شَاء الله

iyi tatiller

عُطْلَة سَعِيدة

iyiyim

أَنَا بِخَير

izlemek

يُشَاهِدُ

kapalı

مُغْلَق

kar

ثَلْج

karasal

الْمُنَاخ القَاري

kar topu

كُرَةُ الْثَلجِ

kayak merkezi

مَرّكَزُ الْتَزَلّجِ

kayak yapmak

يَتَزَلّجُ

kaygan

مُتَزلّج

kaza

حَادِثَة

kesim

مَنْطِقَة

kış

الشِتَاء

komşu

سَاحِل

kurak

جَار

kuru

جَاف

kuzey

جَاف

mevsim

فَصْل / مُوسِم

nasılsın?

كَيفَ حَالُكَ؟

ne zaman?

مَتَى؟

nem

رُطوبّة

neredesin?

أَينَ أَنْتَ؟

okul

مَدْرَسَة

olmak

يَكُون / يَصْبح

orada

هُنَاك

oynamak

يَلعْبُ

öğrenci

طَالِب

önemli

مُهِم

önümüzdeki yıl

الْعَام القَادِم

özellik

مِيزَة / خَاصيّة

pahalı

غَاَلِى الْثَمَنِ

para

نُقْود

parçalı bulutlu

سُحُبْ مُتَقَاطِعَة

Pazar

سُوق

peki

حَسَنًا

piknik

نُزْهَة

rüzgar

رِياح

sağanak

مَطْرٌ غَزيرٌ

serin

بَارِد

sevmek

يَحبُ

sıcak

سُخِن

sıfır

صِفْر

sıfırın altında

تَحْتُ الْصِفْرِ

sınıf

فَصّل / مُوسِم

sis

ضَبَّاب

soğuk

بَارّد

spor

رِياضَة

şehir

مَدِّينَة

şiddetli

عَنِيف\ شِدِيد

şimdi

الآنَ

şimşek

البَرّق

tahmin

تَخْمّبن

tat

طَعْم

tatil

عُطْلة

tatile gitmek

يَذْهَبُ فِى عُطْلِةٍ

tatilini geçirmek

يقُضّى عُطلته

tavsiye etmek

يَنْصَحُ

tembel

كَسُول

teşekkür etmek

يَشّكُر

üç taraf

ثَلْاَث جَوَانْب

üşümek

يَشْعُرُ بِالبَرّدِ

üzere

حَوَالِى

var

يُوجَد

vermek

يَعطي / يَمنح

yağış

هُطوْل المْطر

yağmak

يْمْطِّر

yağmur

أَمْطَّار

yarın

غدًا

yaşamak

يَعِيشُ

yayla

مَرعي / مَرتَع

yaz mevsimi

فَصْلُ اَلْصَيفِ

yok

لَا يُوجَد

yol

طَريق

yön

إِتِجَاه

yurt

مَدِينَة جَامِعِيَّة\ وَطَن

yüksek

عالٍ

zaman zaman

أَحْيَانًا

Kaç Beden Gömlek Giyiyorsunuz?

مَا مَقَاسْ قَمْيِصَك؟

OKUMA-ANLAMA

القِراَءْةِ والفَهَمِ

İyi günler.

طَابَ يَوُمُكَ.

İyi günler, buyrun efendim.

طَابَ يَوُمُكَ، تَفَضَّل سَيدِي.

Yeni sezon ürünleriniz geldi mi?

هَلْ جِائَتْ مَلَابْس الْمُوسِمْ الْجَديد؟

Evet efendim, yeni ürünlerimiz çok şık ve kaliteli.

نَعَمْ يَا سَيدِي لَقْد جَائْتُنَّا مَلَابّْسَ أَنْيِقَة جِدًا وَذَاتْ جَودَّةٍ عَالِيةٍ.

Bir pantolon ve gömlekalmak istiyorum.

أُرِيدُ أَنْ أَشْتَرِي بِنّطَال وَقَمْيصٌ.

Kaç beden giyiyorsunuz?

وَمَّا مِقَاسُ حَضْرِتُكَ؟

46 beden giyiyorum.

أَرّتَدِي مِقَاس 46.

Hangi renklerden hoşlanıyorsunuz?

أَي الّألْوَان تُفَضِل؟

Her renkten hoşlanırım; ama özellikle yazlık kıyafetlerimi açık renklerden seçerim.

أَحِبُ الْأَلوَانَ كُلُهَا؛ لَكِن مَلَاّْبسُ الْصَيفِ بِشَكْلٌ خَاص أخْتَارُهَا فَاتِحَةُ الْلَونِ.

Burası 42 beden 50 beden kadar olan bölüm. Burada

her renk kumaş pantolon bulabilirsiniz.

هَذَا الْقِسمُ تَتَّوَافْرُ فيهِ الْمَقَاسَات مِنْ 42 وَحَتَى 50. هُنَا يُمْكِنُكَ أَنْ

 تَجّدُ بَنَّاطِيل قُمَّاش مُتوافِرة فِى كُل الَألوَانِ.

Kot ve keten pantolonlarınız da görebilir miyim?

هَلْ يُمّكِنُّنِي أَنْ أَرَي الْبَنَاطِيلَ الْجِينْزَ وَالْكِيتّانَ؟

Elbette efendim. Kot ve keten pantolonlarımız da burada.

بِاَلْطَبعِ يَا سَيدِي. هَنَا الْبَنَاطيل الجِيْنزُ والكِيتّانَ.

Şu keten pantolonun fiyatı ne kadar?

كَمْ ثَمْنُ هَذَا الْبِنْطَالُ الْكِيتّانِي؟

Bu pantolon fiyatı 25 lira.

ثَمْنُ هَذَا الْبِنَطَال 25 ليرا.

Biraz pahalı değil mi?

أَلَيْسَ غَالِى الْثَمَنِ بَعْضُ الْشَئ؟

Değil efendim. Ürünlerimiz çok kalitelidir.

لَا يَا سَيدِي. مُنّتَجَاتُنَا ذَاتَ جَودة عَالِيةٌ جِدًا.

Peki kot pantolonların fiyatı ne kadar?

حَسَنًا وَمَا ثَمْنُ الْبَنَاطِيلِ الْجِينزِ؟

Kot pantolonlarımızın fiyatı markasına göre değişiyor. 15 liradan başlayıp 35 liraya kadar kot pantolonlarımız var.

ثَمْنُ الْبَنَاطِيلِ الْجِينزِ تَخْتَلفُ وِفْقًا لِمَارّكَاتُهَا، وَتَخْتَّلِفُ أَسَعَارُهَا؛ فَتَبْدَأُ مِنْ 15 ليرا وَحَتَى 35 ليرا.

Kumaş pantolonların fiyatı ne kadar?

مَا ثَمْنُ الْبَنَاطِيلِ الْقُمَّاشِ؟

35 lira. Fakat özellikle kumaş pantolonlarımız çok beğeniliyor. Memnun kalacağınızdan eminim.

35 ليرة. لَكِن الْبَنَاطِيلُ الْقُمَّاشُ لَدَّينَا دَائْمًا مَا تَحْظَى بِالإِعْجَابِ.

 وَأَنَا مُتَّأكِدُ أَنْهَا سَتَنَالُ إِعْجَابِكُمْ.

Şu beyaz ve krem renkli keten pantolonları deneyebilir miyim?

هَلْ يُمّكِنُّنِى أَنْ أُجَرّبُ هَذَا الْبِنْطَالُ الْكِتّانُ الأَبّْيَضُ وَذَلِكَ ذُو الْلَونُ الْكِرِيمي؟

buyrun efendim kabin burada.

بِالْطَبّعِ يَا سَيدِي، هَا هُنَا غُرّفَة تَّغْيرُ الْمَلَابِسِ.

Teşekkür ederim.

شُكْرًا لَكَ.

5 dakika sonra.

بَعْدُ 5 دَقْائْق.

Nasıl oldu efendim?

هَلْ كَانْتُ لَائقةٌ؟

Güzel, ama biraz bol oldu. Bir beden küçüğünü alabilir miyim?

أَعْتَقْدُ أَنْهَا وَاسِعَة بَعْضُ الْشئ. هَلْ مُمْكِن أَنْ أُجَرّبُ أُخْرَي أَصّغْرُ مَقَاسًا؟

Buyrun efendim. Aynı rengin bir küçük bedeni.

تَفَضْل يَا سَيدِي، مَقَاسُ أَصّغْر مِنْ الْلَونِ نَفْسِهِ.

Evet bu tam oldu.

نَعَمْ هَذَا لَائْقٌ جِدًا.

Gerçekten üzerinizde çok şık durdu. Buna uygun açık renk bir tişört çok güzel olur.

حَقَا إِنْهُ يَبْدّوا عَلَيكَ أَنِيقٌ جِدًا. تِيشِرتُ ذو لَوْنٌ فَاتِحٌ سَيكُون مُنَاسِبً لَهُ جِدًأ.

Gömlek mi güzel olur, tişört mü?

قَمِيص أَمْ تِيشْرت سَيكُون لَائْقٌ أَكْثَر؟

Siz bilirsiniz; ama bence tişört daha iyi gider.

كَمَا تُريدُ يَا سَيدِي؛ لَكِن مِنْ رَأْي أَنَّ الْتِيشِرت سَيكُونُ لَائْقٌ أَكْثَر.

O zaman tişört alayım.

اِذًا سَأْشّتَرِي تِيشِرتَ.

Peki , efendim! Hemen paketliyorum.

حَسَنًا يَا سَيدِّي! سَأُعِدّهُمْ عَلَى الْفَورِ.

Borcum ne kadar?

كَمْ يَبْلُغُ حِسَابِي؟

40 lira verseniz yeter.

.40 ليرا فَقَطْ يَا سَيدِي.

Buyrun.

تَفَضَل.

Güle güle kullanın.

شُكْرًا لَكَ.

Teşekkür ederim. Hayırlı işler.

أَشْكُركَ، عَمّلٌ مُوَفّقٌ.

Güle güle efendim. İyi günlerde kullanın.

شُكْرًا يَا سَيدِي.

ÖRNEKLEME

مِثَّاَل

Üzerinizde hangi kıyafetler var?

أَي الْمَلَابِس تَرّتَدِي؟

Takım elbise, gömlek ve kravat var.

أَرّتَدِي بَدّْلَةَ وَقَمْيصَ وَكَرَافْتَ.

Mağazadan ne almak istiyorsunuz?

مَاذَا تُرّيدُ أَنْ تَشْتَري مِنْ الْمَتّجَرِ؟

Gömlek almak istiyorum.

أُرّيدُ أَنْ أَشْتَري قَمّيصَ.

Kaç beden pantolon giyiyorsunuz?

كَمْ مَقَاسُ الْبِنّطَالِ الْذِى تَرّتَدِيهِ؟

46 beden pantolon giyiyorum.

أَرّتَدِي بِنْطَالَ بِمِقَاسِ 46.

Kaç numara ayakkabı giyiyorsunuz?

وَمَّا مِقاَسُ حِذَائْك؟

40 numara giyiyorum.

مِقَاسُ حِذَائْي 40.

Hangi renk gömlek istiyorsunuz?

مَّا لَوْنُ الْقَمِّيصِ الِذِى تُرِّيدُهُ؟

Beyaz renk gömlek istiyorum.

أُرّيدُ قَمْيصٌ أَبْيَضُ الْلَونِ.

Hangi renkten hoşlanıyorsunuz?

أَي الْأَلوَانِ تُفَضْلُ؟

Mavi renkten hoşlanıyorum.

أَفْضَلُ الْلَوَنِ الْأَزّرَقِ.

KONUŞMA

اَلْمُحَادَثَّة

Buyrun efendim.

تفَضْل يَا سَيدِي.

Gömlek almak istiyorum.

أُرْيِدُ أَنْ أَشْتَرِي قَمْيصٌ.

Kaç numara giyiyorsunuz?

وَمَا مَقَاسُ قَمْيصُكَ؟

İki numara giyiyorum.

أَرّتَدِي مَقَاسُ 2.

Ne renk istersiniz?

أَي لَوْنٌ تُرْيدُ؟

Beyaz renk isterim.

أُريِدُ الْلَونَ الْأَبّيَضَ.

Buyrun efendim.

تَفَضْل يَا سَيدِي.

Fiyatı kaç lira?

كَمْ ثَمْنُهُ؟

25 lira.

25 ليرا

KELİMELER

اَلْكَلِمَات

abla

اَلْأُخْتُ اَلْكُبّرَي

açık mavi

الْلَون اللَبَّنِي

açık renk

لونٌ فَاتِح

açmak

يَفْتَحُ

adres

عُنْوَان

ağabey

اَلْأخُ الْأَكْبَر

ait

مُتَعْلّقْ بـ

alabilmek

يُمْكِنّهُ شِرَاء

alıcı

مُشّتَري

almak

يَشْتَري / يَأْخُذُ

ama

لَكِنْ

anne

أمْ

arkadaş

صَدِيق

ayakkabı

حِذاء

aynı

نَفْسْهُ / ذَاتَهُ

baba

أَبْ

başlamak

يَبْدَأُ

bayram

عِيد

bayram arifesi

عَشّيةُ الْعِيدِ

beden

جَسْد / مَقاس

beğenmek

يُعجَب بـ

bence

فى رأيِ

beyaz

أَبّيَض

bilezik

أسْورة

bilmek

يَعْرِفُ

bir çift

زَوجٌ مِنْ

biraz

بَعْض

bluz

بِلُّوزَة / تَنّورَة

bol

وَافِر/ فِضّفِاضْ

borç

دَين

bölüm

قسْم

bu

هَذَاَ

bu yüzden

لِهَذَا اَلْسَبَّبِ

bugün

الْيَوم

bulabilmek

يُمكِنه أن يَجِد

bulunmak

يَكُونُ مَوُجُودَا

burada

هُنا

buyurmak

يَتَفَضّلُ / يَأْمُرُ

büyük

كَبِّير

ceket

مِعطَف / سُتْرة

ceketin önü

وَجه المِعطَف

cep

جَيْب

çamaşır

مَلَابْس دَاخِلِيّة

çanta

حَقِيبّة

çıkarmak

يُخرّج

çift

زُوجٌ مِنْ

çizgili

مُخَطط / مُقلَّم

çocuk

طِفْل

çok

كَثِير

çorap

جَوْرَب

çözmek

يَحْل

daha iyi

أفضْل

değil

لَيسَ

değişmek

يَتَغيّرُ

değiştirmek

يُغيّر

deneme yapmak

يُجَرّبُ / يُحَاولُ

denemek

يُجرّب

deri

جِلْد

desenli

مُزَخرَف

diktirmek

يَجْعَلّهُ يُحِيك

düğme

زِرْ

dün

أَمْس

düşünmek

يُفَكِر

düz

مُسّتَوٍ

efendi

سَيد

elbette

بِالتأكِيد

elbise

مَلَابْس

eminim

مُتّأكِد

erkek

ذَكَر

زَوج

eşofman

اَلْمَلَابْس اَلْرِيَاضِية

eşya

مُمّتلكَات / لَوَازِم

etek

جِيبّة / تَنّورَة

fakat

لَكِنْ

fiyat

ثَمْن / سِعْر

geçen hafta

اَلْأسْبُوع اَلْمَاضِى

gelmek

يَأْتِي

gerçekten

فِى اَلْحَقِيقَةِ

gidebilmek

يُمْكِنَهُ الْذِهَاب

gitmek

يَذْهَبُ

giymek

يَرّتَدِي

gömlek

قَمِيص

görebilmek

يَسّتَطِيعُ أَنْ يَرَي

görmek

يَرَي

gri

لَونٌ رُمَاَدِي

güle güle

مَعَ الْسَلَامَةِ

günümüz

يَومُنَا

güzel

جَمِيل

haber

خبْر

hangi

أي؟

hayat

اَلْحَيَاة

hayır

لا

hayırlı işler

أَعْمَالٌ سَعِيدةٌ / مُوَفَّقَةٌ

hediye

هَديّة

her renk

كُلُ الْألّوَانِ

hissetmek

يَشْعُرُّ / يَحِسُ

hoşlanmak

يَسَتَمْتِعُ

için

لِأَجْل

ikisi

كِلَاهُمَا

ilik

عِروَة

iliklemek

يَغْلِقُ زِرُ اَلْقَمِيصِ / يُزَرّرُ

indirim

تَخْفِيض

indirimli

عَلِيه تَخْفِيض

ipekli

حَرِيرِي

istemek

يُرِيدُ

iyi günler

طَاَبَ يَومُكَ

kabin

كَبِّينَة

kaç

كَمِ؟

kaç lira?

كَم ليرا؟

kadın

اِمْرَأة

kadife

قَطِيفَة

kahverengi

بُنّي الْلَونِ

kaliteli

ذُو جَوُدَةٍ عَالِيةٍ

kardeş

أَخْ

kareli

ذُو مُرّبّعَات / كَارُوهَات

kazak

بِلُوفر / كَنزة

kemer

حِزام

kendi

نَفْس / ذَات

keten

كِتّان

kırmızı

أَحّمَر

kısa kollu

قَصِيرُ الْكُمِ

kışlık

شِتوي

kıyafet

مَلَابِس

kız

فَتَاة

kirli

مُتَّسِخ

koca

زُوْج

kolaylaştırmak

يُسهّل / يُيسّر

kolye

عُقْدّ

konuşmak

يتَحدّثُ

kot

جِينز

kravat

رَابِطَة عُنِّق

kredi kartı

بِطَاقَةُ الْأِئْتِمَانِ

krem renkli

كِريمي الْلَونِ

kullanmak

يَسْتَخّدِمُ

kumaş

قُمَّاش

kutlu olsun

مُبَّاركْ لَكَ

küçük

صَغير

küpe

حلْق

lacivert

كُحلي اللون

lira

ليرا

maç

مُبَّارَاة

mağaza

مَتْجَر

marka

مَارّكَة

mavi

أَزّرَق

mektup

خِطَاب / جَوَاب

mektup yazmak

يَكتُبُ خِطَاب

memnun kalmak

يكُونُ مَسّرُورًا

moda

مْوضْة

mont

مِعْطَف

naylon

نَايلُون

numara

رَقَّمْ

o zaman

فِى هَذَا اَلْوَقْتِ / اِذًا

oğul

وَلَد

olmak

يَكُون /  يَصّبِحُ

oynayabilmek

يَسّتَطِيعُ أَنْ يَلّعَب

ödemek

يَدّفَعُ

ödev

وَاجِبٌ مَنّزِلي

öğretmen

مُعلّم

öncelikle

أوّلًا

özellikle

بِشَكْل خَاص

paça

حَافَةُ الْثَوبِ

pahalı

غَالِى اَلْثَمَن

palto

مِعْطَف

pamuklu

قٌطّنِيِ

pantolon

بِنّطَال\ سِرّوال

para

نِقٌود / مَال

pazarlık yapmak

يِفَاصِل

peki

حَسَنًا

pembe

بَمْبَي اَلْلَون

pijama

بِيجِامَة

Ramazan Bayramı

عِيدُ اَلْفِطرِ

renk

لَون

reyon

قسْم

saat

سَاعَة

sadece

فَقْط

sağlıklı

صِحْي

sanal

عَمَلِي / وَاَقِعِي

sanal mağaza

مَتْجَرُ إِلْكْتُرُونِي

sarı

أَصّفَر

seçmek

يَخْتَارُ

servis

خِدْمَة

sevilmek

يُحَب

sevmek

يُحِب

sipariş etmek

يَطْلُبُ وَجْبَّةً

siyah

أَسّوَد

siz

أَنْتُمْ

soru

سُؤْال

spor ayakkabı

حِذَاءٌ رِيَاضِىٌ

şapka

قبّعة

şık

أَنِيقٌ

takım elbise

بَدْلَة

takmak

يَرْتَدِي

taksit

اَلْتَقْسّيط

tam

كَامِل

taramak

يُمشِّط

taranmak

يُمَشَّط

taşımak

يَحْمِلُ

telefon

تِلِيفُون / هَاتِف

terzi

تَرْزِي

teslim etmek

يُسلّم

tişört

تِيشِرت

toplam

اَلْمَجّمُوع

turuncu

بُرّتَقَالي اَلْلَونِ

tutmak

يَمْسِّكُ

ucuz

رَخِيص

uygun

مُنَاسِب / لَائْق

uzun kollu

طُويلُ اَلْكُمِ

ürün

مُنْتَج

ütülemek

يُكوَى

üzerinde

فَوق

vermek

يَعْطِي / يَمْنَحُ

vitrin

فَاتْرينَا / وَاجِهةِ اَلْعَرْضِ

yakışmak

يُلائِم

yaşamak

يَعيش

yazlık

مَصّيَف

yeni sezon

مَوُسِمٌ جَدِيدٌ

yenilik

اَلْحَدَاثَّة / اَلْتَحْدَّيث

yeşil

أَخْضَّر

yeterli

كَافٍ

yıkamak

يَغسْل

yok

لا يُوجَد

yünlü

صَوفِى / مِنْ اَلْصُوفِ

yüzük

خاتِم

zarif

لَطِيف / أَنِيق

zorlaşmak

يُصعّب

Kendinizi Nasıl Hissediyorsunuz?

كيفَ تشُعرونَ بأنُفسِكُم؟

OKUMA- ANLAMA

القِراَءْةِ والفَهَمِ

İyi günler doktor bey. Girebilir miyim?

طَابَ يَومُكَ أَيُهَا الْدِّكْتُور. مُمْكِن أَنْ أَدّخُل؟

Tabi buyrun, hoş geldiniz.

بِالطَبّعِ. تَفَضْل، أَهْلاً وَسَهْلًا.

Hoş bulduk doktor bey.

أَهْلًا بِكُمْ أَيُهَا الْطَبِيبُ.

Neyiniz var, şikayetiniz nedir?

مَاذَا بِكَ؟ مَا شَكْوَاكَ؟

Birkaç şikayetim var. Midem ağrıyor; hafif başım dönüyor.

لَدَي بَعْضُ الْشَكَاوي. أَشّعُرُ بِغَثَيانٍ فِي مِعْدَتِّي وَدَوَرَان خَفِيف فِى رَأَسِي.

Ne zamandan beri hastasınız?

مُنّْذُ مَتَى وَأنْتَ مَرّيضٌ؟

Midem eskiden beri ağrıyor. Ama bugün daha şiddetli ağrıdı. Başım da sabahtan beri dönüyor.

أَشْعُرُ بِغَثَيانٍ فِى مِعْدَتِي مُنْذُ الْقِدَّمْ، وَلَكِنْ الْيَوم اِشّتَدَّ الْألَمُ كَثِيرًا.

كَمَا أَنْ رَأْسِي أَصَابَّهَا الْدَوَرَانَ مُنْذُ اَلْصَبَّاحِ.

Öncelikle tansıyonunuzu bir ölçelim.

أَولًا نَقُومُ بِقْياس ضَغْطُ الْدَمِ

Tansiyonum düşük mü doktor bey?

هَلْ ضَغْطُ الْدَمِ مُنخَفْض؟

Evet, düşük. Daha önce tansiyon ilacı kullandınız mı?

نَعَمْ، مُنْخَفِض. هَلْ تَنَاوَلتَ عِلَاج ضَغْطُ الْدَمِ مُسّبَقًا؟

Hayır, kullanmadım. Daha önce böyle bir sorunum yoktu.

لا، لَمْ أَتَنَاوَلُ. حَيثُ لَمْ أُوَاجِهُ هَذِهِ المُشّكِلَةِ مِنْ قَبلِ.

Ben size bir tansiyon ilacı yazacağım. Başınız döndüğünde tok karna günde bir tane için. Peki daha önce midenize bir teşhis kondu mu?

سَأْكتُبُ لَكَ عِلَاجًا لِضَغْطِ الْدَمِ. عِنْدَمَا تَشْعُرُ بِالْدَوَرَانِ تَأَخُذُ وَاَحِدَةً

 بَعْد تَنَاوُلُ اَلْطَعَامِ. حَسَنًا هَلْ فُحِصَت معدَتِكَ مِنْ قَبْل؟

Evet, daha önce mideme ülser teşhisi kondu. Filmlerimi de yanımda getirdim. Buyrun bakın.

نَعْم. فُحِصَتْ؛ لأنْهَا أُصِيبَت بِاَلْقُرّحَةِ قَبْل ذَلِكَ. كَمَا أَنَنِّى أَحْضَرّتُ

 مَعِي الْأَشِعَةَ. تَفَضْل أُنْظُر!

Doktorun verdiği ilacı kullanıyor musunuz?

هُلْ تَتَّنَاول الْأدْويةَ اَلْتِى أَعْطَاهَا لَكَ الْطَبِيبُ؟

Birkaç ay kullandım. Daha sonra hastalık geçti diye kullanmadım.

تَنَاوَلْتُهَا بِضْعَةِ أَشْهُرِ ثُمَّ بَعْد ذَلَكَ لَمْ أَتَنَاوَلْهُا بِسبَّبِ زَوَالُ اَلْمَرَضِ.

Peki perhiz verdi mi?

حَسَنًا، هَلْ نَصْحَكَ بِاتِّبَاعِ حِمْيةَ غِذَائيةً؟

Evet, perehiz verdi; ama bunu uygulamadım. Doktor en sevdiğim yiyecekleri yasakladı.

نَعَمْ نَصَحَنِي بِهَا، لكَنِي مَا اِلْتَزَمْتُ بِهَا، حَيِثُ أَنْ الْطَبيبُ قَدْ مَنَعَنِي

 مِنْ تَنَاوُلِ أَكْثَر الْأَكَلَاتِ اَلْمُفَضَّلةِ لَدَي.

Ama iyiliğiniz için mutlaka bu perhizi uygulamanız gerekirdi.

Şimdi aynı şeyleri ben de isteyeceğim.

وَلَكِن كَاَنَ يَتَّوجْبُ عَلَيكَ اَلْقِيامُ بِهَذِهِ الْحِمْيةِ اَلْغِذَائْيِةِ مِنْ أَجْل صِحْتُكَ.

 وَالْآنِ أَنَا أَيضًا سَأْطلُبُ مِنْكَ القِيامُ بِهَا.

Yağlı ve bahartlı yemekler yememelisiniz. Tuzdan kaçınmalısınız. Her gün mutlaka C vitamini almalısınız.

يَجِبُ عَلَيكَ عَدَمُ تَنَاولُ الْأطْعِمَةِ الْدِهْنِيةِ وَالمُتَّبْلَةِ وَكَذَلْكَ الْاِبّتِعَادُ

عَنْ الْمَلْحِ. وَيُلْزَمُ عَليَكَ كُل يَومٍ أَنْ تَتَّنَاول فِيتَامين سي.

Yazdığım ilaçları mutlaka kullanmalısınız. Yoksa kısa bir zaman sonra tekrar hasta olursunuz.

يَجِبُ أَنْ تَتَنَاوَلُ الْأَدْويةَ اَلْتِى كَتَّبْتُهَا لَكَ، وَإِلْاَ سَتُصَابُ بِاَلْمَرّضِ

 مَرَةٌ أُخْرَي بَعْد فَتّرَةٌ قَصِيرّةٌ.

Teşekkür ederim. Tavsiyelerinize uyacağım.

شُكْرًا، سَوْفَ أتّبْعُ نَصَائِحُكَ.

Geçmiş olsun! Allah acil şifalar versin!

أَتَمَنَي لَكَ الْشِفَاءَ الْعَاجِلَ.

ÖRNEKLEME

مِثَال

Sık sık başınız ağrır mı?

هَلْ تَشْعُرُ بِاَلْدوّارِ فِى رِأْسُكَ بِاسْتِمرارِ؟

Hayır, ağrımaz.

لا، لا أَشْعُرُ

Bugün kenddinizi nasıl hissediyorsunuz?

كَيفَ تَشْعُرُونَ بِأنْفُسِكُمْ اَلْيَومِ؟

Kendimi kötü hissediyorum.

لسْتُ عَلَى مَا يُرَامِ.

Şehrinizde muayene ücreti ne kadar?

كَمْ تبلُغَ تَكْلَفةُ الْفَحْصِ الْطِبي فِى مَدِينَتّكُم؟

Muayene ücreti 40 lira.

تَكْلِفَةُ اَلْفَحْصِ الْطِبّي 40 ليرا.

En çok hangi hastalıktan korkuyorsunuz?

مَا هِي اَكْثر الْأمْراضُ الْتِى تَخٍشَاهَا ؟

En çok diş ağrısından korkuyorum.

أَكْثَرُ الْأَمْرّاضُ الْتِى أَخْشَاهُا أَلْمُ الْأَسْنَانِ.

Hasta ziyareti saatleri ne zaman?

مَتَي سَاعَاتْ زِيارَةُ اَلْمَرّيضِ؟

Hasta ziyareti saatleri her gün 12:00 ile 13:00 arasıdır.

سَاعَات زِيَارَةُ الْمَرِّيضِ كُلْ يَومٍ مِنْ السَاعَةِ الْثَانِيةِ عَشَر وَحَتَى السَاعَةِ الْوَاحِدةِ.

Hastaneden ne zaman taburcu olacaksın?

مَتَي سَتَّخْرُجُ مِنْ الْمُسّتَشْفَي؟

On gün sonra taburcu olacağım.

سَأْخّرُجُ بَعْد عَشّرَةِ أَيَامِ

KONUŞMA

اَلْمُحَادَثَّة

Neyin var?

مَاَذَا بِكَ؟

Ateşim var. Başım çok şiddetli ağrıyor.

عِنْدِي حُمَّي وَدَوَرَانٌ شَديدٌ بِرَأْسِي.

Doktora gittin mi?

هَلْ ذَهَبْتُ إِلَى اَلْطَبِيبِ؟

Hayır, doktora gitmedim.

لا، لَمْ أَذْهَبُ إِلَى اَلْطَبِيبِ.

Bir an önce doktora gitmelisin. Çok halsiz görünüyorsun.

يَجِبُ أَنْ تَذْهَبْ لَهُ عَلَى اَلْفَورِ، إِنْكَ لَا تَبْدُو عَلَى مَا يُرّام.

Birazdan gideceğim.

سَأَذْهَبُ بَعْدُ قَليلِ.

Geçmiş olsun.

أَتَمَنَى لَكَ الْسَلَامَةِ.

Çok teşekkür ederim.

شكرًا جزيلًا

KELİMELER

كَلِـمَات

acil servis

خِدْمَةُ الْطَوارئِ

acil şifalar

اَلْشِفَاءُ اَلْعَاجِلُ

açık

مَفْتُوح

ağız

فمْ

ağrı kesici

مُسكِّن لِلأَلمِ

ağrımak

يَتَّألّْمُ

akciğer

الْرِئة

almak

يَأخذُ

ama

لَكْن

ambulans

الإسْعَاف

ameliyathane

غُرّفِةُ اَلْعَمَلياتِ

anlamak

يَفْهَمُ

anlaşılmak

يُفهّم

ara sıra

اَحْيانًا

arasında

بَيِنَ

asla

أبَدًا

aşı

لِقَاحٌ

ateş

حِمّي / نَار/ حَرَارَة

ateşli

مُصَابُ بِاَلْحُمّي

atılmak

يُقذِف

ayak

قَدَم

aynı şeyler

الأشِياءُ نَفْسُهَا

bacak

سَاق

bakmak

يَنْظُر

baş

رَأْس

başı dönmek

يَشْعُرُ بِدوِّارٍ فِى اَلْرَأْسِ

başlamak

يَبْدَأ

bazen

أَحْيَانًا

bel

الخِصْر / الْوِسْط

beyin

عَقْل

bir yeri ağrımak

يَتَوَجّعُ / يَتَألْم

birazdan

بَعْدُ قَلِيل

birkaç

بَعْض

bitkin

مُنْهَك

boğaz

حُلْق / حُلْقُوم

bol bol

كَثيف / كَثير

böbrek

الكِلْيَة

bölmek

يُقَسِّم

bölüm

قِسم

böyle

هَكَذَا

bu sefer

هَذِهِ اَلْمَرةِ

bugün

اَلْيَوُم

bunu

ذَلِكَ

buraya

إلى هُنَا

brukulmak

يَلتَوي

burun

أَنْفٌ

buyurmak

يَتَفضّل

çalışmak

يَعْمَلُ

çekmek

يَسْحَبُ

çıkmak

يَخْرُجُ

çiğnemek

يَمْضُغُ

çürük

عَفِن

çürümek

يَتَعَفّنُ / يَتَسَوسُ

daha önce

قَبْل ذَلِك

daha sonra

بَعْدَ ذَلِك

dahiliye

الأمْرَاضُ الْبَاطِنِيةُ

daima

دَائْمًا

damak

حَنْك

dayanmak

يَتَحَمّل

demek

يَقَولُ

deri

جِلْدٌ

devamlı

بِإسْتِمْرّارٍ

dikkat etmek

يَنْتَبِهُ

dil

لِسَان / لُغَة

dilek

أُمْنِيَة / طَلب

dinç

نَشِيطٌ

dinlemek

يَسْمَعُ

diş

سِنّة

diş doktoru

طَبِيبُ أَسْنَانِ

diz

رُكْبَةٌ

doktor

طَبِيب

dokunmak

يَلْمِسُ

dolgu

شُعُور

dönmek

يَعُودُ

dudak

شِفَاه

durmak

يَقْفُ

duymak

يَسْمَعُ

dün

أَمْس

düşmek

يَسْقُطُ

düşük

سُقُوط\ إِنْخِفَاض

düşünmek

يُفَكِر

eczane

صَيِدَلية

ek

لَاحِقَة

eskiden

قَدِيمًا

fayda

فَائْدَة

fındık

فِنْدِّق

fırçalamak

يُفرّش / يَغْسِلُ أَسْنَانَهُ

film

فِيلم

gece

لَيِلَة

geç kalmak

يَتَأخرُ

geçen yıl

اَلْعَامُ اَلْمَاضِي

geçmiş olsun

أَلْفُ سَلَامَةِ

geçti

يَمُرُ / يَزُولُ

gelmek

يَأْتِي

genellikle

عَامَةً

getirmek

يَحْضِرُ

gitmek

يَذْهَبُ

görmek

يَرَي

görünmek

يَبْدُو

görüşmek

يَلْتَقِي

göz

عيْن

grip

نَزْلَةُ بَرّدٍ

güç

قوّة

gün

يَوم

günde bir tane

مَرَّةٌ فِى اَلْيومِ

hafif

خَفِيفٌ / سَهْلٌ

halsiz

مُنهَك

hangi

أَي؟

hapşırmak

يَعْطَسُ

hasta

مَرِيض

hasta bakıcı

مُرّافِق الْمَريض

hastalık

مَرَّض

hastane

مُسْتَشفَي

hayır

لا

hemen

فِى اَلْحَالِ

hemşire

مُمَرّضَة

her gün

كُل يَوم

hızlı

سَرِيع

hiç

اَبَدًا

hissetmek

يَشْعُرُ

ıhlamur

زَيزَفُون / عُشْبْ الإهَلامُورِ

için

مِنْ أَجْلِ

içmek

يَشْرَبُ

ilaç

عِلَاج / دَوَاء

ilerlemek

يَتَقَدمُ

ilk yardım

إِسَعَافَات أوّلِية

incinmek

يَتَّألّمُ

insan

إِنْسَان

istemek

يُرِّيدُ

عَمَل

işitmek

يَسْمَعُ

itfaiye

جِهَازُ الإِطْفَاءِ

iyi gelmek

يُصْبِحُ جَيدًا

iyi günler

صَبَاحُ الْخَيرِ

iyileşmek

يَتَحسَّنُ

iyilik

مَعْروف

kabakulak

إِلتَهَابْ اَلْغُدَدِ الْنُكَفِيةِ

kaliteli

ذُو جَودَةٍ جَيدَةٍ

kalp doktoru

طَبيبُ اَلْقَلبِ

kalp grafisi

فَحْصُ اَلْقَلبِ

kamyon

شَاحِنَة

karın

مِعدَة / بَطْن

kasap

جزّار

kendi

نْفْس / ذَات

kesmek

يَقطَع

keşke

لَيِتَ

kırgın

مَجّْروح

kırılmak

يُكسَر

kıymet

قِيمَة

kızamık

اَلْحَصْبَة

kirpik

رِمْش

koklamak

يَفُوح

kol

ذِرَاع

kolera

مَرَّضُ اَلْكُولِيرَا

konuşmak

يَتَحَدّثُ

koşulmak

يَجّرِي

kör

أَعْمَّي

kötü

سِئ

kötüleşmek

يَسُوء

kuduz

دَاءُ اَلْكَلبِ

kulak

أُذُنْ

kullanmak

يَسّتَخْدِمُ

lazım

ضَرُوري / لَاَزِم

limon

لَيمُون

maç

مُبَاراة

merhem

مَرّهَم

mide

مِعدَة

mikrop

مَيكْرّوب

muayene

فَحْص

muayene etmek

يَفْحَصُ

muayene odası

غُرّفَةُ اَلْفَحْصِ

mutlaka

بِالتَأكيدِ

nasılsın?

كَيفَ حَالُكَ؟

ne?

مَاذَا؟

ne zaman?

مَتَي؟

nefes

نَفَسْ

nezle

نَزْلة بَرّد

niçin?

لِمَاذَا؟

okul

مَدرَسة

okumak

يَقْرَأ

okunmak

يُقْرَأ

öksürmek

يَكُحُ

ölçmek

يَقيس

ölçtürmek

يَجْعَلهُ يَقِيسُ

ölümcül

مُمْيتٌ

öncelikle

أَوَلًا

parmak

إِصْبَع

pek

إِلَى حَدٍ مَا

peki

حَسَنًا

perhiz

حِمية

poliklinik

عِيادَةٌ خَارِّجِيةٌ

polis aracı

سَيارةُ الْشُرْطَةِ

rahatsızlanmak

يَمرَض

randevu

موعِد

reçete

روشِتّة

reklam

إِعْلَان

sabah

صَبَاحُ

saç

شَعْر

sağ

يَمِين

sağır

أَصَم

sağlamak

يوفّر / يَمْد

sağlık

صِحّة

sağlık ocağı

مُستوصَف

sakal

ذَقْن / لِحْية

salınmak

يَتَأرّجَحُ/ يَتَمَايَلُ

sancı

أَلَمُ اَلْمَعِدة

satmak

يَبيعُ

sevmek

يَحبُ

sıcak

حَار

sık sık

بِإسْتِمْرارٍ

sızlamak

يَتَأْلّمُ

sigara

سِيَجارَّة

soğuk

بَارِد

sohbet etmek

يَتَحَدّثُ

sonra

بَعْد

sorun

مُشْكِلَة

söylemek

يَقولُ

sunmak

يُقدّمُ

sürekli

بإِسْتِمْرارٍ

sürmek

يَقود / يَستَمر

şahıs

شَخْص

şiddetli

بِشِدّةٍ

şikayet

شَكْوَي

şimdi

اَلْآن

şu anda

فِى اَلْوَقتِ اَلْحَالى

şurup

شَرَاب

tabi

بِاَلْطَبِعِ

taburcu olmak

يُشْفَي / يَخْرُجُ مِنْ اَلْمُسْتَشفي

tadı yok

عَدِيمُ اَلْزَوقِ

tanımak

يَعرِف

tansiyon

ضَغْطُ اَلْدمِ

taramak

يُمشّطُ

tat almak

يتذوّقُ

tedavi etmek

يُداوي

temizlemek

يُنظّفُ

terlemek

يَعرَقُ

termometre

تَرمومِتر/ مِقياس دَرَجَةُ اَلْحَرَّارةِ

teşekkür etmek

يَشْكُرُ

teşhis

فَحْص

teşhis koymak

يَفحَصُ

tıraş olmak

يَحْلقُ لِحْيَتَهُ

tırnak

ظُفر

titremek

يرتَعِشُ

tok karna

شَبّعان

topal

أَعْرَجُ

uygulamak

يُطبّق

ücret

تَكلفة

ülser

قُرّحَة

üşütmek

يَبْرَدُ / يُصَابُ بِاَلْبَردِ

var

يُوجَد

verem

مَرْضُ اَلْسُلِ

vermek

يُعْطِي

vücut

جَسَد

yakın, yakında

قَريب

yaptırmak

يَجْعَلهُ يَعْمَلُ / يُتَّمْمُ

yara

جُرْح

yasaklamak

يَمنعُ

yazmak

يَكتُبُ

yemek

يَأْكُلُ

yeni

جَدِيد

yıkanmak

يُغْسَلُ

yiyecek

طَعَام

yok

لَا يُوجَد

yorgun

مُتعَب

yürümek

يَمْشِي / يَسيرُ

yüz

وَجْه

ziyaret

زِيارة

ziyarete gelmek

يَزُورُ

Hayvanat Bahçesine Gidelim mi?

هَلْ نَذْهَبُ إِلَى حَدِيقَةُ اَلْحَيوَانَاتِ؟

OKUMA- ANLAMA

القِراَءْةِ والفَهَمِ

Hayvanat bahçesine en son ne zaman geldin kızım?

مَتَى كَانَتْ آَخِرْ مَرةّ جِئْتِي فِيْهَا إلَى حَدِيْقَةِ الحَيَوَانَات يَا بُنيَّتى؟

Üç yıl önce okuldaki arkadaşlarımla geldim.

جِئْتُ قَبْلَ ثَلاثْ سَنَوَاتْ مَعْ أصْدِقَاء المَدْرَسَة.

Ben de epeyden beri seni hayvant bahçesine getirmeyi düşünüyordum.

وَأَنَا أَيِضًا مُنْذُ فَتْرَةٍ كَبيرةٍ وَأنَا أُفَكِرُ فِى إِحْضَارِّك إِلَي حَدِّيقَةُ اَلْحَيوَانَاتِ.

Baba senin iş yerin hayvanat bahçesine çok yakın. Sık sık geliyor musun?

يَا أَبِى إِنْ مَكَانُ عَمَلُكَ قَرِيبٌ جِدًا مِنْ حَدِّيقةُ اَلْحَيوَانَاتِ، فَهَلْ أَنَتَ كَثَيرًا مَا تَأْتِي إِليهَا؟

Hayır kızım. Maalesef sık sık hayvanat bahçesine gelemiyorum. Epeyden beri sana burayı gezdirmeyi düşünüyordum. Televziyondaki kuşlara hayran hayran baktığın için onları yakından görmeni istedim.

لَا يَا بُنيتِّي. مَعَ الأَسَف فَأنَا لَا أَسْتَطِيعُ أَنْ أَتِى كَثيرًا إِلَى حَدِّيقَةُ اَلْحَيَوَانَاتِ. لَكِنْنِّى مُنْذُ وَقْتٌ كَثيرٌ وَأَنَا أُفَكْرُ أَنْ أُحْضِرُّكَ إِلَى هُنَا لِنَتَّجَول. رَأْيِتُكَ تَنْظُرينَ إِلَى اَلْطِيورِ فِى اَلْتِلْفَازِ بِدَهْشَةٍ لِذَا فَأْرَّدْتُ أَنْ تُشَاهِدِينَهُمْ عَنْ قُرّبٍ.

Teşekkür ederim babacığım. Gerçekten hayvanları çok

seviyorum.

شُكْرًا يَا أَبِى اَلْعَزِيز فَأنَا حَقًا أُحِبُ اَلْحَيوَانَاتَ جِدًا.

Evet, her hayvanın ayrı bir güzelliği var.

نَعَمْ، فَلِكُلِ حَيوَانٌ خَضَائْصَهُ الْجَذّابَةِ.

Çok ilginç hayvanlar var. Onları daha yakından görmek istiyorum.

هُنَاكَ حَيوَانَاتٌ مُثِّيرَةً جِدًا، أُرِيدُ أنْ أَرَاهُمْ عَنْ قُرْبٍ.

Kızım, önce evcil hayvanlar bölümünü gezelim.

فَنتَّجَول أَوَلًا فِي قِسْمُ اَلْحَيوَانَاتِ الْأليفةِ

Bu bölüme yeni hayvanlar gelmiş. Önce geldiğimde tavuk ve ördek vardı. Şimdi kaz, hindi, inek, koyun, keçi gelmiş. Denizli horozu bile gelmiş.

لَقَد جَائَتُ حَيوَانَاتٍ جَدَيدةٍ  إِلىَ هَذَا اَلْقِسّمِ. فَعِنْدَمَا أَتَيتُ اَلْمَرةِ الْسَابَقَةِ كَان هُنَاكَ الْدَجَاجُ وَاَلْبَطُ. أَمَّا الْآَنْ فَقَد جَائْت الْأَوِزُ وَالْدِيكُ اَلْرُومِى وَاَلْبَقَرُ وَاَلْخَرِّافُ. حَتَى دِيكُ مَدِينَةِ دانيز أيضًا قد جاء إلى هُنا.

Bu hayvanat bahçesinin en ilginç bölümlerinden birisi de vahşi hayvanlar bölümüdür. Burada insanı korkutan hayvanlar var.

مِنْ أَكْثَرُ الْأَقَسَامِ إِثَارِّةِ فِى حَدِيقَةُ اَلْحَيوَانَاتِ هَوَ قِسَّمُ اَلْحَيَوَانَات المُفتَرِسَة. فَهُنَا تُوجَد حَيَوَاناَتٌ تُخِّيفُ الْإِنْسَانَ.

Üç yıl önce geldiğinde hangi hayvanlar vardı?

أَي اَلْحَيوَانَاتُ كَانَت مَوْجُودَة هُنَا عِنْدَمَّا جِئتَ قَبْل ثَلَاثُ سَنَوَاتِ؟

Üç yıl önce bu bölümde sadece aslan, çakal, tilki ve kurt vardı.

O zaman bu hayvanat bahçesi yeniydi.

قَبْل ثَلَاثُ سَنَواتٍ كَانَ مَوجُود فِى هَذَا اَلْقِسّمِ الْأَسَدُ وَاِبْنٌ آَوِي

وَاَلْثَعْلَبُ وَاَلْذِئْبُ؛ فَكَانَتُ هَذِهِ اَلْحَيَوَانَاتِ وَقْتُهَا جَدِيدَة عَلَى اَلْحَدِيقَةِ.

Evet kızım. Şimdi hayli büyüdü.

نَعَمْ يَا اِبْنَتِي، وَالآنْ اِتَسَّعْتْ كَثِيرًا.

Baba, bu aslanları nereden getiriliyor?

مِنْ أَينَ يَأْتُونَ بِهَذِهِ الْحَيوَانَاتِ يَا أَبِى؟

Afrika’dan getiriliyor kızım.

يَأْتُونَ بِهَا مِنْ أَفْرِّيقَيا يَا بُنِّيتِى.

Aslanların ana vatanı Afrika mı?

هَلْ أَفْرِّيقَيا هِىَ الْمَوطِنُ الْأَصْلِي للأِسُود؟

Evet, aslanların ana vatanı Afrika’dır.

نَعَمْ أَفْرِّيقيا هِىَ اَلْمَوُطِنُ اَلْأَصْلِي لِلأسُود.

Baba, kuşlar bölümüne geçelim mi?

هَلَا نَذْهَبُ يَا أَبِّي إِلَى قِسَّمُ اِلْطِيورِ؟

Tamam kızım.

حَسَنًا يَا بُنَيِتِي.

Baba evde kanarya besleyebilir miyim?

هَلْ يُمْكِنُنِّى يَا أَبِي أَنْ أُرَّبِي كَنَّارّيا فِي اَلْمَنْزِلِ؟

Elbette besleyebilirsin.

بِالْطَبْعِ يَا بُنَيتِى يُمْكِنُكِ.

Arkadaşlarımdan Fatma, balık; Hilal ise bülbül besliyor.

صَدِيقَتِي فَاطِّمَةُ تُرَّبِي اَلْسَمَكَ أَمَّا صَدِيقِي هِلَالُ فَيُرَّبِي البُلبُل.

O zaman giderken kanarya ve güzel bir kafes alalım.

اِذًا وَنَحْنُ ذَاهِبُون فَلْنَشْتَرِّي عُصْفُورً كَنَّاريًا وَ قَفَصً.

Baba bugün çok güzel bir gün yaşadım. Sana bunun için teşekkür ederim. Keşke annem ve abim de gelseydi!

لَقَد قَضَيتُ يَومًا جَمِيلًا يَا أَبِي. أَشْكُرَكَ عَلَى ذَلَكَ يَا وَاَلْدِي. يَاَلْيتَ أُمٍي وَأَخِي اَلْكَبيرُ كَانُوا قَد أَتوا مَعَنَا.

Keşke, ama biliyorsun annenin işi, ağabeyinin de çok önemli bir sınavı vardı. İnşallah bir dahaki sefere ailecek gelip gezeriz. Hayvanları daha yakından ve daha ayrıntılı tanırız.

يَاَلَيتَ، لَكِنْ تَعْرِفِين أَنْ وَاَلْدَتُكِ مَشْغُولَة بِعَمَلِهَا وَأَخِيكِ اَلْكَبير لَدَيهِ

 أَمْتِحَانٌ مُهِمْ. إِنْ شَاءَ الله الْمَرَةُ اَلْقَادِمَةُ سَنَأْتِي جَمِيعُنَّا وَنَتَّجَولُ مَعًا،

وَنُشَاهِدُ اَلْحَيوَانَاتَ عَنْ قُرْبِ أَكْثَرِ.

ÖRNEKLEME

مِثَال

Hayvanlardan en çok hangisini seversin?

مَا هُوَ اَلْحَيوَانُ الْمُفَضّل لَدِيكَ؟

Hayvanlardan en çok kediyi severim.

القِطْ هُوَ أَكْثَرُ اَلْحَيوَانَاتُ حُبًّا لي.

Sence en korkunç hayvan hangisi?

أَي اَلْحَيوَانَاتُ أَكَثْرُ رُعْبًا مِنْ وِجْهَةُ نَظَرِك؟

Bence en çok korkunç hayvan timsah.

مِنْ وِجْهَةِ نَظَرِ اَلْتِمْسَاحُ هُوَ أَكْثَرُ اَلْحَيوَانَاتِ رُعبًا.

Sence insana en yakın hayvan hangisidir?

أْي اَلْحَيوَانَاتُ تَعْتَقْدُ أَنْهُ اَلْأقْرَبُ لِلإنْسَانِ؟

Bence insana en yakın hayvan attır.

أَعْتَقْدُ أَنْ اَلْحِصَان هُوَ أَقْرَبُ اَلْحَيوَانَاتُ لِلإنْسَانِ

Evinizde hayvan besliyor musunuz?

هَلْ تُرَبِّي حَيَوانًا فِي بِيتِكَ؟

Evet kedi besliyoruz.

نَعَمْ أُرَّبِي قطِا.

Sence en sempatik hayvan hangisi?

مِنْ رَأْيكَ أَي اَلْحَيوَانَاتُ أَكْثَرُ لَطَافَةِ؟

Bence en sempatik hayvan geyik.

رَأْي أَنْ اَلْغَزَالَةُ هِى أَكْثَرُ اَلْحَيَوَانَاتِ لَطَافَةً.

Tavukların neyinden yararlanırız?

بِمَاذَا نَستَفيدُ مِنْ اَلْدَجَاجِ؟

Tavukların etinden ve yumurtasından yararlanırız.

اَلْدَجَّاجُ نَسْتَفِيدُ مِنْ لِحُومِهِ وَبَيضِهِ

KONUŞMA

اَلْمُحَادَثَّـة

En çok hangi hayvanı seversin?

مَاهَوَ حَيوَانُكَ المُفَضّل؟

En çok kediyi severim. Peki ya sen?

اَلْقُطُ هُوَ حَيوَانِى المُفَضّل. وَأَنْتَ؟

Ben de kanaryayı çok severim.

أَنَا أُحَبُ الْكَانَارْيا.

En korktuğun hayvan hangisidir?

مَا هُوَ أَكْثَرُ اَلْحَيوَانَاتُ اَلْتِى تُخِيفَك؟

En korktuğum hayvan köpektir. Sen hangi hayvandan korkarsın?

اَلْكَلْبُ هُوَ أَكْثَرُ اَلْحَيوَانَاتِ اَلْتِى تُخِيفَنِّي. وَأَنَتَ مَا هَوَ الْحَيوَانُ اَلْذِى يُخِيفَك؟

Ben yılandan korkarım.

أَنَا أَخَافُ مِنْ الثُعَباْنِ

KELİMELER

اَلْكَلِمَـاتْ

..a göre

وفقًا لـ

abi, ağabey

الْأخ الأكْبَر

ağaç

شَجَرْة

ağaçkakan

العُصْفُور الْنَقَّار

ahır

زِرِّيبَة / إِسْطَبْل

ailecek

عاَئْلِي

akmak

يّسيلُ

akşam

مَساء

alçak gönüllülük

التَوَاضُع

almak

يَأخُذُ

amaç

غَرَض

ana vatan

المَوطِن اَلْأُم

anırmak

يَنهَق

anlam

مَعنْي

anlaşmak

يَتافَهم

anlatmak

يَحْكِي

anne

أُمْ

arkadaş

صَدِيق

aslan

أَسَد

at

حِصَان / فَرَسْ

atmak

يَقذِفُ

avlamak

يَصْطَادُ

ayı

دُبْ

ayna

مِرآة

ayrı

مُنفَصِل

ayrıca

بِاِلإِضَافَةِ إِلي

ayrıntılı

مُفَصَّل

baba

أَبْ

bağırmak

يَصرُّخُ

bakış

نَظْرَةْ

bakmak

يَنظُرُ

basketbol

كُرَة السَلّة

başkaları

آَخَرِين

başlamak

يَبْدأُ

bazı

بَعْض

belli

وَاضِح

belli etmek

يوَضّح

bence

مِنْ رأيِ

benzer

مُماثِل

beslemek

يُطعِمْ

beyazlaşmak

بَيّضَ / جَعَلَه أَبْيَضُ اَلْلَونِ

biçim

شَكْل

bildirmek

يُخبْرُ

bilek

مِعْصَمْ

bilim

عِلْم

bilim adamı

عَالِم

bilinmek

يُعْرَّف

binek hayvanı

حَيَوَانُ اَلْرُكُوبِ

birbiriyle

مَعًا

birçok

كَثِيرٍ مِنْ

bir dahaki sefere

المَرَّةُ الْقَادِمَةُ

birisi

شَخْصٌ مَا

birkaç

بَعْض

birlikte

مَعًا

bitki

نَبَات

boş

فَرَاغ

böbürlenmek

يَمْدَّحُ

bölüm

قِسْمٌ

böyle

هَكَذَا

bu

هَذَا\ هَذِهِ

bugün

اَلْيَوم

bukalemun

شَخْص مُتَقَلِب

bulmak

يَجِدُ

bulut

ضَبَّاب

burada

هُنَا

buraya

إِلَي هُنَا

buzağı

عِجْل

bülbül

بُلْبُل

bütün

كُل\ جَمِيع

büyümek

يَسْحِرُ

cansız varlık

كَائْنَاتٍ غَيرُ حَيةٍ

cevap

رَد\ إِجَابَة

civciv

كَتْكُوت

çakal

اِبْنٌ آَوِيٍ

çalışkan

مُجْتَهِد

çalışmak

يَعْمَلُ

çarpışmak

يَتَصَادَمُ

çarpmak

يَصْطَدِمُ

çatı

سَقْف

çeşit

نَوع

çevredeki

فِي اَلْجِوَارِ

çığlık

صَيِحَة\ صِرَاخ

çıkarmak

يُخْرِجُ\ يَخْلَعُ

çoğul

جَمْع

çok

كَثِير

çok yakın

قَرِيبٌ لِلّغَايَةِ

daha yakından

عَنْ كَثْبِ

dal

فَرْع

değerli

ذُو قِيمَةِ

değil

لَيِسَ

demek

يَقُولُ

deney yapmak

يُجَرِّبُ

deniz

بَحْر

dert

أَلَم\ مُشْكِلَة

deve

جَمَل

diğeri

آَخِرَه

diş

سِنَة

dişi

أُنْثَي

dolaşmak

يَتَجَول

durmak

يَقِفُ

durum

مَوقِفُ\ حَاَلَة

duymak

يَسْمَعُ

düşman

عَدِو

düşünmek

يُفَكِرُ

elbette

بِاَلْتَأكيدِ

emzirmek

تَرّضَعُ

en son

آَخَر

epey

إِلَي حَدٍ مَا\ بِالْآَحْرَى

erimek

يَنْصَهِرُ

erkek

وَلَد

زَوْج\ زَوْجَة

eşek

حِمَار

et

لَحْم

ev

مَنْزِل

evcil

أَلْيف

evcil hayvanlar

حَيوَانَاتٍ أَليِفَةٍ

evcilleştirmek

يُرَّوِضُ

evet

نَعَمْ

fare

فَأْر

faydalanmak

يَسْتَفَادُ

fazla

كَثِير

fil

فِيل

gaga

مُنْقَار

geçmek

يَمُرُ

gelmek

يَأْتِي

gerçekten

فِي اَلْحَقِيقَةِ

gergedan

وَحِيدُ اَلْقَرنِ

getirmek

يُحْضِرُ

geyik

أُنْثَي اَلْغَزَالِ

gezdirmek

يِجَولُ

gezi

جَوْلَة

gezmek

يَتَجَولُ

girmek

يَدْخُلُ

goril

غُورِّيلَا

gömmek

يَدْفِنُ

görüşmek

يَلْتَقِي

gösteri

عَرْضٌ

göstermek

يَعْرِضُ

götürmek

يَنْقِل

gövde

جَسَد\ بَدَن

güçlü

قَوِي

gün

يَوم

güreş

مُصَارَعَة

güreşmek

يُصَارِعُ

güvercin

حَمَام

güzel

جَمِيل

güzellik

اَلْجَمَال

hangi

أَي

hareket

حَرَّكَة

havlamak

يَنْبَحُ

hayır

لا

hayli

إِلَي حَدٍ مَا\ بِاَلْآحْرَى

hayran hayran

إِعْجَاب

hayvan

حَيوَان

hayvanat bahçesi

حَدِيقَةُ اَلْحَيوَانِ

hazır olmak

يَسْتَعِدُ

hemen

فِي اَلْحَالِ

her

كُل\ جَمِيع

hıçkırık

زُغُطَّة (فَوَاق)

hızlı

سَريع

hindi

دِيك رُومِي

horoz

دِيك دَجَاج

hoş

لَطِيف

hoşuna gitmek

يُعْجَبُ

ıslık

صُفَارَة

دَاخِل

için

مِنْ أَجْل

ile

مَعَ\ بِوَاسَطة

ilgi

عِلَاقَة

ilginç

مُثِير

in

عَرِّين

inatçı

عَنِيد

inek

بَقَرَّة

inleme

أَنِين

insan

إِنْسَان

inşallah

إِنْ شَاءَ الله

iri

ضَخْم

ise

أَمَّا

istemek

يُرِّيدُ

عَمَل

iş yeri

مَكَانُ اَلْعَمَلِ

işaretlemek

يُشِيرُ

itmek

يَدْفَعُ

iz

أَثَر

izin vermek

يُعْطِي اَلْإِذْنَ

kabul edilmek

يُقْبَلُ

kaçmak

يَهْرَبُ

kafes

قَفَص

kanarya

كَنَارْيَا

kaplumbağa

سُحْلِفَاء

karanlık

ظَلَام

kararmak

يَسّوَدُ\ يظلم

karınca

نَمْلَة

karşılıklı

مُقَابِل

karşısında

فِي اَلْمُقَابلِ

kartal

نِسْر

katır

بَغْل

kaybolmak

يَخْتَفِي

kaz

أَوِز

keçi

مَاعِز

kedi

قِطَة

kelime

كَلِمَة

kendine özgü

اَلْثِقَةُ بِاَلْنَفْسِ

keskin

قَاطِع

keşke

لَيتَ

kız

فَتَاة

kilometre

كِيلومِتر

kimse

مَنْ

kişi

شَخْص

koklamak

يَتَفَوحُ

koku

رَائْحة

kolaylaştırmak

يُسَّهِلُ

konu

مَوْضُوع

konuşabilmek

اَلْقُدْرَةُ عَلَي اَلْتَحَدِث

korkmak

يَخَافُ

korkunç

مُخِيف

korkutmak

يُخِيفُ

koyun

خَرُوف

köpek

كَلْب

köstebek

حَيوَان أَكِل اَلْحَشَرَّات

kral

مَلِك

kucaklamak

يَحْضِنُ

kullanmak

يَسّتَخْدِمُ

kum

رَمْل

kurnaz

مَاكِر

kurs

دَوْرَة

kurt

ذِئْب

kuvvetli

قَوي

kuyruk

ذَيِل

kuzu

حَمَل\ وَدِيع

kükremek

يَزَئْرُ

kümse hayvanı

دَجَاج

maalesef

مَعَ الْأَسفِ

manda

عِجْل

maymun

قِرْد

melemek

يُصْدِر صَوتَا مِثْل صَوتُ اَلْمَاعِزِ أَو اَلْخَروفِ

memnun kalmak

يَمْتَنُ

mera

مَرْعَي

nefret etmek

يَكْرَهُ

nereden?

مِنْ أَينَ؟

nesil

جِيل\ نَسْل

niçin?

لِمَاذَا؟

nitelik

صِفَة

o zaman

حَسَنًا\ إِذَن

okul

مَدْرَسَة

olsa

إِذَا كَان

onlar

هُمْ

ora

هُنَا

oraya

إِلَي هُنَا

organ

عُضْو

orman

غَابَة

ot

عُشْب

otlamak

يَأْكُلُ اَلْعُشْبَ

ödüllendirmek

يُكَافئ

önce

أَوَلًا\ قَبْل

önceki

قَبْل ذَلِكَ

önemli

ذُو أَهَمِية

ördek

بَطَة

örnek olmak

يُصْبِحُ مِثَالً يُحْتَظَي بِه

ötmek

يُغَرِّدُ

övünmek

يُمْدَحُ

özel

خَاص

özne

فَاعِل

parçalamak

يُمَزِقُ

pek çok

كَثِير جِدًا

resim

صُورَة

sadece

فَقَط

sahiplenmek

يَمْتَلِك

saldırmak

يَهْجِمْ

sallamak

يَهْتَزُ

savunmak

يُدَافِعُ

sayı

عَدَد\ رَقْم

sebep

سَبَب

sempatik

لَطِيف

sen

أَنَتْ

serçe

عُصْفُور

ses

صَوُت

seslenmek

يُنَادِي

sevimli

مَحّْبّوب

sevmek

يَحِبُ

seyirci

مُشَاهِد

sezmek

يَشِعُرُ\ يَحِسُ\ يُدْرِّكُ

sık sık

بإِستِمْرارٍ

sınav

إِمْتَحَان

sıpa

عَصَاه

sırtlan

ضَبّع

sokak

شَارِع

sonuncu

الْآَخِير

söylemek

يَقُولُ

söz

كَلِمَة

su

مَاء

su samuru

الْلَونُ الْسَمُورِي

süre

فَتْرَة

süt

لَبَّن

şahıs

شَخْص

şekil

شَكْل

şimdi

الْآن

tamam

حَسَنًا\ إِذَن

tanımak

يَعْرفُ

tartışmak

يَتَنَاقَشُ

taş

حَجَر

taşımak

يَحْمِلُ

tavşan

أَرْنَب

tavuk

دَجَاجَة

tavus kuşu

أَرْنَب

tay

أُنْثَي اَلْطَير\ دَجَاجَة

tehilke

خَطَر

televizyon

تِلْفَاز

tembel

كَسُول

teşekkür etmek

يَشْكُر

tıkırtı

ضَجَذة

tırmanmak

يَتَسَّلقُ

tilki

ثَعْلَب

timsah

تِمْسَاح

tükenmek

يَنْفَذُ

tümü

كُلْهُ

tür

نَوع

tüy

رِيشَة

uçmak

يَطِيرُ

uğramak

يَمُرُ

ulumak

يَعْوي\ يَصْرُّخُ

uyarı

تَحْذِير

uyarmak

يُحَذِرُ

uygunluk

مُنَاسِبَة\ مُلَائْمَة

uysal

بَسيط\ لَين

uzak durmak

يَبْتَعِدُ\ يَقْفُ بَعِيد

uzun

طَويِل

uzun ömürlü

طَويلُ اَلْعُمرِ

ürkek

جَبَان

üst

فَوق

üzerinde

فَوقَهُ\ عَلَيهِ

vahşi hayvanlar

حَيوَانَاتٍ مُتَّوَحِشَةٍ

veya

أو

vızıldamak

يَهْمِسُ

vurmak

يَضْرَبُ

vücut

جَسَد

yabani

بَرِّي\ مُتَوَحِش

yağmak

يُمْطِرُ

yağmur

مَطَر

yakından

عَنْ قُرب

yapmak

يَفْعَلُ

yararlanmak

يَسّتَفَادُ

yardım

مُسَاعَدَة

yaşamak

يَعِيشُ

yavaş

بَطِئ

yavru

رَضِيع\ صَغِيرُ اَلْحَيوَانِ

yazılmak

يُكْتَبُ

yeni

جَدِيد

yer

مَكَانُ اَلْعَمَلِ

yıkanmak

يَغْتَسِلُ

yıl

عَاَم\ سَنَة

yılan

ثُعْبَان

yıldız

نَجِم

yırtıcı

مُتَوَحِش

yiyecek

طَعَام

yok olmak

يُدَمِرُ

yol

طَرِيق

yumurta

بَيضَة

yunus

دُولّفِين

yuva

عُشّ

yüklem

حِمْل

yüksek ses

صَوت عالٍ

yüzmek

يَسْبَحُ

zamir

ضَمِير

zararlı

مُضِر

zehirli

مُسَمَّمْ

zürafa

زَرَافَة

By | 2019-11-19T23:15:48+00:00 August 28th, 2019|Gökkuşağı Türkçe Dersleri, Learn Turkish|0 Comments

About the Author:

Etca Center

Leave A Comment

× How can I help you? Powered by QuadLayers